Cem Akkılıç

Biz cumhuriyeti sokakta bulmadık ki; "buyurun gelin yıkın diyelim!.. " Cem Akkılıç Ne mutlu Türk'üm diyene!

wowturkey.com un Gerçek yüzü




SİTENİN SAHİBİ AMERİKALI ÇIKTI!

W
owturkey hakkında her gün yeni bir konu çıkıyor ortaya. Araştırmalarım sonucu bir kaynaktan çok ciddi ve düşündürücü bir mesaj aldım. Mesajı bana gönderen kişi belli ki sitenin sahibini yakından tanıyor. Mesaj geldikten sonra yaptığım araştırmalarda daha önce bu kişinin A.B.D vatandaşlığıyla ilgili yazılmış bir takım ifadelerede rastladım. Şimdi bu kişinin neden ortalıklarda gözükmediği daha iyi anlaşıldı.

Çok komik

Blograzzide gecenin bir yarısında oldukça komik bir mesaj aldım. Bir kaç gündür Açlık kampanyasına insanların dikkatini çektiğimden beri yüzlerce mesajı okumak ve yanıtlamak gibi birazda yorucu ama bir o kadar gurur veren bir iş ile meşgulken gelen bu mesaj beni kahkahalara boğdu. Bakın vatandaş bana ne soruyor!

Her zaman olduğu gibi noktası virgülüne dokunmadan yayınlıyorum ancak kullanıcının ismi bende kalsın;

-Merhaba;
Hobi olarak açtığım web sitemin kalitesini ve ziyaretçi potansiyelini arttırmak için neler yapabilirim?

Cevap veriyorum -Banyoda duş aldıktan sonra balkona çık ve ellerini havaya kaldırarak Allahım bana akıl fikir ver de.

-Yinede teşekkürler.. En azında bişeyler yazmışsın..


Evet, işte diyalog bu ve yorum sizlere ait. Fıkra gibi değil mi?

Cem Akkılıç
10 Mart 2008



ÖNEMLİ DUYURU

Sayın blog yazarlarının dikkatine sunuyorum; kendinden başka hiç bir canlıyı düşünmeyen bir 'isimsiz', kampanyamızı kirletmek için elinden geleni yapmaktadır. cagdasdrama@gmail.com ve cemakkilic@yahoo.com.tr adresi dışında hiç bir adres şahsıma ait değildir. Yukarıda belirtmiş olduğum adresler dışında benim ismim kullanılarak bir e-posta alırsanız okumadan siliniz.

CEM AKKILIÇ
9 Mart 2008

* * *

Pırıl pırıl bir ATATÜRKÇÜnün düşünceleri;

Cem Bey,
Misyonerlik dahi olsa sökmez ki bu "yobaz" lara. Dünya korkar oldu bunlardan, yalan yanlış öğretileri kutsal kitabımızdaymış gibi, "dayatarak" hep bir "sapkınlık" düşüncesi ile...
Keşke klorak alıp her bir örümcek beyinliyi bembeyaz yapabilsem. Ama bizim insanımız 1 torba kömürle Cumhuriyet mitinglerinin umudunu benim kursağımda bıraktı. O kadar kızgınım ki. Çok uzatırsam,yada başlarsam kötü olacak gibi...
Deniz Fenerinin Almanya'da "acizler üzerinden rant" olaylarını duymayan varsa, arama motorundan yararlansınlar.
Ben hiçbirini kabul etmiyorum, edemem.
Ben ATATÜRK çocuğuyum ! Özgürlük mözgürlük anlamam, türbana Üniversitelerde de karşıyım. Çünkü bu "tavizlerle "hep buralara geldik, Fethullah Gülen'i allayıp pullayıp sokuyorlar ülkeme... Ben taviz veremem Cem Bey...
Ve hayret ettim "bunlar" 1 kişiyle kalmazlardı, bombardımana tutarlardı blogunuzu, nasıl duruyorlar hayret ?
Kolaylıklar dilerim.

* * * * *

Efendim söylediğiniz gibi bombardımana tutulmak ne kelime, ağzından salyalar fışkıran bu isimsiz şerbetçi kovboy, benim ne uyuşturucu müptelalığımı bıraktı, ne İncil dağıtıcılığımı. Önemli bir yardım kampanyasına destek verdim diye etmediği küfür kalmadı. Ben bunları bilirim. Bu korkaklar isimlerini bile veremeden Forum kurarlar, blog açarlar, ve Laikliği savunanlara da her türlü küfürü ve iftirayı ederler. Ama bilmezler ki bu ülkede Türk kimliği taşıyorlarsa, özgürce hareket edebiliyorlarsa bu yine Mustafa Kemal Atatürk sayesindedir. Her sabah ezan sesiyle uyanıyorsak İngiliz'i, Fransız'ı, İtalyan'ı, Yunan'ı topraklarımızdan kovan BÜYÜK KURTARICIMIZ sayesindedir.


Müslümanlık dini hoşgörüyü içinde barındırır, küfür etmeyi yasaklar, ayrımcılığı yasaklar. Bunlar sadece küfür ederek, iftira ederek Müslümanlığa bile kötü örnek oluyorlar.

Sizin gibi pırıl pırıl insanlar olduğu sürece, ki her zaman olacak ve olacağız, ne ATATÜRKÜMÜZE ve ne de CUMHURİYETİMİZE hiç bir şey olmayacaktır.
Cem Akkılıç
9 Mart 2008

AÇLIK KAMPANYASI ve ASİLLER LİSTESİ

Kampanya o kadar ilgi çekti ki, yüzlerce Türk blog yazarı cagdasdrama@gmail.com adresini mesaj bombardımanına tuttular. Tüm iyilik sever bu yazarlar, çeşitli görüşlerle kampanyaya destek olduklarını açıklayıp sitelerinde yayınladılar.

SARI YAZIYI TIKLAYIN >>> AÇLIK KAMPANYASINA KATILIP BU ORGANİZASYONU SİTESİNDE YAYINLAYAN ASİLLER



Gözde Ayşe
Laguer


Laguer90


Linker Boy


İnciceylan

Ömer Aksahan

Sibel Bay

Akasyakokusu

Mutfağımdan çıkanlar

Bülbülün yeri

Silivri_li

Orgu evi

Annemin kızıyım

Bir demlik sohbet

Baharyeli


Belirli aralıklarla listede bulunan blogları takip ediyorum. Bazı bloglar bir süre sonra KAMPANYAMIZI siliyorlar. Bende listede temizlik hareketi uyguluyorum. Onları ASİL OLMAYANLAR listesine yollamak zorunda kalıyorum. Ancak o listeyi yayınlamıyorum. Onlar kendilerini biliyorlar.


Liste gittikçe büyüyor. Bir kullanıcı yolladığı mailde Onuncu köy'de yer almasak da olur, önemli olan yardım ediyor olmamız diyor. Ben de bu kampanyanın daha da büyümesine bir katkı sağlar amacıyla Onların sitelerini yayınlıyorum, bu kartopu gibi büyüyen kampanyaya destek olan duyarlı Türk blog yazarlarına her dakika bir yenisi ekleniyor.
Şimdi kampanya ile ilgili aldığım yüzlerce mailden bir kaç tanesini buraya ekliyorum. Ve soruyorum; tüm bu blog sahipleri böylesine bir insani amaca katkıda bulundukları için, bir GERİCİ AYRIMCININ söylediği gibi MİSYONER Mİ oldular?!



İŞTE GELEN MAILLERDEN SADECE BİR KAÇI

Merhaba Cem Uzun zamandır Toplum Gönüllüsü olarak yer aldığım bu yaşantımda senin uğraş verdiğin bu hassas konuya ilgin dolayısıyla seni tebrik ederim. Bu konuda elbette elimden geleni yaparım. Mail adresime html adresini yollarsan sevinirim. teşekkür ederim.

* * * * *
kampanyana kayıtsız kalmam mümkün değildi... izninle ben de bir iki satır birşeyler yazarak sayfamda senin kampanya yazını ve linkini ekledim... umarım bir çok kişiye ulaşır...
Başarılar
Emel Şen

* * * * *
güzel yorumunuz için çok teşekkürler... bu konuya dikkatimi çektiğiniz için ayrıca teşekürler. Bu konu hakkında bende elimden geleni yapacağımdan bir şüpheniz olmasın iyi günler diliyorum...

* * * * *

Cem Bey merhaba,
Duyurunuza "Pastacı kız" blogunda rastladım.Eğer sizce de uygunsa ,ben ilgili html kodunu,blogumda yayınlamak üzere alabilir miyim ?
http://www.evrenscizgiler.blogspot.com/ benim blog adresim.Yorumlar fazla olmasa da ziyaretçim fazla.
Ayrıca "bebekkokusu.com" un da 2 yıllık etkin üyesiyim,oraya da bu duyuruyu yapacağım.
Hoşça kalın.
Evren Dağdeviren


* * * * *

Sayın Cem AKKILIÇ, Öncelikle bloğumu ziyaret ettiğiniz ve beğendiğiniz için teşekkürler ediyorum. Ayrıca çok önemli bir konuda ve benim de ilgi duyduğum bir konuda ön ayak olduğunuz için ve bizlerin de bu güzel olayda bir miktar tuz katmamıza vesile olduğunuz için teşekkürler ediyorum. Ve ben de ziyaretçi çekmekten ziyade, eğer dünyanın herhangi bir yerindeki bir çocuğun karnını bir şekilde doyurabileceksem ne mutlu bana. Bu nedenle bloğuma yerleştirmem için kodları gönderirseniz ya da bloğuma bırakırsanız memnun olurum ve ben de izniniz doğrultusunda diğer arkadaşlarıma verebilirim. Şimdilik hoşcakalın sağlıklı ve mutlu günler dileklerimle Kadınlar_Kulübümehp@re


* * *

Ben teşekkür ederim çünkü iyi birşey yapmama önder oldunuz. Saygılar benden

* * *

Cem bey merhaba;
bu kampanyanıza blogumda destek vermek için hazırım.
teşekkür ediyor ve blogumun sağ köşesinde yayınlıyorum. Onuncu köy'de ben de yer alıyorum.
MuZLuPaSTa
* * *

Merhaba Cem bey
Birkaç gündür bu konu ile ilgili bir reklam filmi TV lerde yayınlanıyor, bende bu reklamı görünce bu kampanyayı blogumdan yayınlamak, linki var ise koymak istiyordum. Hiç aramama gerek kalmadan sizin mesajınız geldi zaten. kampanya ile ilgili HTML kodunu gönderebilirseniz hemen yayınlamaya başlayacağım.
Ayrıca listeyede T.ilhan diye ekleyebilirsiniz blogumun linki: http://www.burdaherseyvar.blogspot.com/
Ayrıca duyarlılığınız içinde teşekkürler.
İyi Akşamlar diliyorum. Görüşmek üzere.

* * *
Efendim bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Linklerimin bulunduğu kısma ekledim kampanya bannerını. Faydalı işlerle uğraşmaktasınız, ben de sizi tebrik ediyorum.Saygılar.
* * *
Merhaba Cem, öncelikle duyarlılığından dolayı teşekkür ederim... blogspot.com uzantılarına şirket içinde giremediğimden sayfana ulasamadım evden ulaşıp en kısa zamanda yardım kampanyana katılacağım...tekrar teşekkür ederim. http://www.bilgiservisim.com/


Cem Akkılıç

Misyonerlik merakı

Gerçek ismini yazamayan bir vatandaş beni misyonerlik meraklısı olarak tanıtmaya çalışmış. Hayatta her şey aklıma gelirdi ama Hıristiyanlığı yaymaya çalışan bir oluşumun meraklısı olacağım aklıma gelmezdi. Gerçek ismini dahi yazamayan bu kovboy, Birleşmiş Milletler yardım kampanyasını yaymaya çalışmamı işte böyle bir merakla bağdaştırmış. Ne demişler; meyve veren ağaç taşlanır. İlginç olan ise kampanyayı beğenmeyip karşılığında hiç bir insani teklif üretemeyen bu zatımuhtereme daha önce cevap vermiştim ama kendisinden TIK çıkmamıştı.

Önce bu isimsiz kovboya beni biraz tanıması için...

Şimdi bu isimsiz kovboy bana soruyor; DENİZFENERİ yardım organizasyonunu neden desteklemiyormuşum. Ona cevaben değil ama bana destek olan tüm duyarlı blog yazarlarına sesleniyorum. Evet DENİZFENERİ bize, yani internet kullanıcılarına böyle bir imkan sağlasın seve seve DESTEK vereceğim. Ayrıca bir denizci olarak çok da mutlu olacağım. Peki, Birleşmiş Milletlerin yardım organizasyonunu kötüleyen bu kahramanın kendisi DENİZFENERİ ile ilgili hiç bir yayında bulunmamış? Neden... Çünkü bu isimsizin kendinden başka düşündüğü bir canlı yok da o yüzden!

AÇLIK KAMPANYASINA SESSİZ KALMAYIP SİTESİNDE YAYINLAYAN ASİLLER

* * *

Her konu da eleştirilmeyi seven bir insanımdır. Birileri yaptığım her hangi bir şeyi poh pohlarsa buna bozulurum. Çünkü yaptığım şey ne kadar iyi bile olsa mutlaka eksik ya da fazla yönleri vardır. İşte bu yüzden poh pohlanmayı sevmem. Birleşmiş milletlerin yardım kampanyasını insanlara hatırlatmış olmamın üzerinden yaklaşık olarak otuz saat geçti. Bu süre içersinde o kadar çok olumlu mail geldi ki, bu işi keşke daha önce başlatsaymışım diye düşündüm. Ancak bir şey hiç aklıma gelmemişti? Böylesine insani bir konuda eleştirilmek. Evet yanlış okumadınız eleştirilmek.

Blograzzi platformunda bir vatandaş bu kampanyaya ön ayak olmamı eleştirmiş! Her zaman yaptığım gibi yazılan eleştirinin tek bir harfine dahi dokunmadan sizlere naklediyorum. İmla hataları dahil buna.

Şimdi bu gericinin bana yazdıklarına bir bakalım. Ben onun yazılarını burada yayınlarken,o kendisine yönelttiğim soruları ne sitesinde yayınlayabildi ve ne de cevap verebildi.

ADSIZ KOVBOY DİYOR Kİ

ben almayayım @cem akkılıç dediğiniz olay en az 2 yıldır var ve
iyi bir şey yaptığınızı sanarken yanlışlıkla kötülüğe destek olmamanız dileğiyle
o reklamlara tıkla her tıklamada şu kadar yardımı afrikalı açlara gönder şeklindeki kampanya ile insanların duygularına seslenirken batılılar ve BM ler

1-filistini
2-çenistanı
3-daha düne kadar kosovanın
4-bir kaç yıl öncesine kadar bosnanın
5- ve hala doğu türkistanın ve sayamadıklarımızı

kan gölüne dönmesine seyirci kaldılar tabi o batılılar aynı zamanda afrikayı sömürdüler
ve şimdi de iyilik meleği rolü yaparken benden 1 tık mı istiyorlar
hayır asla ve hiç bir onurlu afrikalı da onlardan yardım istemediğine adım gibi eminim


Bakın kendi aralarında neler konuşuyor, ne yorumlar yapıyorlar;

sağduyulu aklı başında insanların başka şekilde düşünmesi de imkansız zaten batılılar önce sömürdü köle yaptı öldürdü şimdi de bizlerin tıklamasıyla sözde yardım yapıyorlar
yardımları da kesin kızılhaç a bağlı misyonerler yapıyordur
yukarıda adı geçen kişi ile blograzzide biraz atıştık onlar gibi düşünenler eylemin inceliklerini göremiyorlar akıllarınca faydalı bir şey yapıyorlar ve misyonerlerin oyununa gelirken beyaz adamı temize çıkarırken
örneğin ülkemizde deniz feneri gibi bir derneğe zamanında neler demişlerdi ve demeyede devam ediyorlar
Batılılardan dünya ne zaman insanlık gördü ki
günümüzde yapılan mezalimlere göz yumanlar geçmişi bizim tıklamamızla temizleyecekler öyle mi hadi oradan diyorum sadece
sağduyulu aklı başında insanların başka şekilde düşünmesi de imkansız zaten batılılar önce sömürdü köle yaptı öldürdü şimdi de bizlerin tıklamasıyla sözde yardım yapıyorlar

yardımları da kesin kızılhaç a bağlı misyonerler yapıyordur


yukarıda adı geçen kişi ile blograzzide biraz atıştık onlar gibi düşünenler eylemin inceliklerini göremiyorlar akıllarınca faydalı bir şey yapıyorlar ve misyonerlerin oyununa gelirken beyaz adamı temize çıkarırken
örneğin ülkemizde deniz feneri gibi bir derneğe zamanında neler demişlerdi ve demeyede devam ediyorlar

Batılılardan dünya ne zaman insanlık gördü ki
günümüzde yapılan mezalimlere göz yumanlar geçmişi bizim tıklamamızla temizleyecekler öyle mi hadi oradan diyorum sadece
Not: yazılarında ki imla hatalarına dokunmadım.

Çaresizliği görüyor musunuz isimsiz kovboyun yazılarında ki. Bunlara yorum getirmeyeceğim, zira sorduğum soruların hiçbirine cevap veremedi. Ancak Batı düşmanlığı yapıp, iyi insanları da kötü batılılarla bir tutan şu kovboya bir sorum daha olacak.
Sen bu kadar Batılı düşmanısın ve bütün Batılıları aynı kefeye koyuyorsun! Peki neden bir Batılının icat ettiği interneti kullanıyorsun?

Sizce cevap verebilir mi?

Bunların hepsi aynı...

FİKİRLER UYUŞMAYABİLİR AMAÇ YARDIM ETMEK DEĞİL Mİ ?
Bu yazıma cevap veremedi;

Bu kampanyayı senin kötülediğin BM yapıyor, peki sen neler yapıyorsun? Ya da savunmaya çalıştığını algıladığım emperyalist sermayeler neler yapıyorlar yardım konusunda? Bir kutu kremalı bisküvi bile yolluyorlar mı aç çocuklara? Burada amaç önemli değil mi? Farz edelim ki BM kötü, neden oynadığı rolü aşağılıyorsun? Senin daha iyi bir fikrin var mı? Toplanan paraların yerine ulaştırılmadığını iddia edemiyorsun, zaten edemezsinde. Diyelim ki BM bu işi yaparak günah çıkartıyor. Ne güzel işte biz de yararlanıyoruz bundan ve aç insanlara bir parça yardımımız dokunuyor. Bir şeyi kötülerken yerine daha iyisini koymalısın. Bunu yapamıyorsan ağzını açmamalısın. Milyonlarca duyarlı insan bu kampanyaya destek oluyorken, sen borazancılık yapıyorsun. Afrika'nın sömürülmesi, saydığın ülkelerin kan gölüne çevrilmesi demek, bunu yapan ülkelerde duyarlı insanların olmadığı anlamına gelmiyor ki, evet gelmiyor ve gene ilk yardım onlardan gelmiş, ve ben, bana destek olan duyarlı Türk web yazarlarının müthiş katılımıyla, bu BM platformunda, açlıktan ölmek üzere olan insanlara yardım etmeye çalışıyorum. Eğer senin savunduğun tarafın daha iyi bir yardım mekanizması kurabileceğini ve bunu hayata geçirebileceğini düşünüyorsan sana destek olmaya hazırım. Ancak iki yıldır sürdürüldüğünü söylediğin bu kampanyadan hiç feyz almayarak, sadece muhalefet edip kötüleyen sen ve senin gibi çevreler nedense kıllarını bile kıpırdatmıyorlar. Ben yardım edenin batılısına, doğulusuna bakmıyorum. Kim yardım ediyorsa ve edecekse elimden geldiği kadar destek olmaya çalışıyorum. Beni tanımasını istediğim çevreler zaten yıllardır beni tanıyorlar. Artık kitaplarımın da satışı yok ve tamamen nostalji oldular. Burada amatörce yazılar yazarken, ve internette orayı burayı tıklarken sosyallik adına neler yapabilirim diye düşündüm ve bu kampanya fikri oluştu bende. Yaptıkları pastaları, börekleri nasıl satarız, nasıl insanların midesine indirip, paralarını alırız diye blog açıp reklam peşinde koşanların yanında benim blogum dünya çapında sosyal bir yaraya, küçük bir parmak bastı o kadar. Koskocaman sayfalarda küçücük yer kaplayan bir yardım kampanyası bannerını kötü bir şeymiş gibi gösterip bir de beni uyarıyorsun, yanlış bir şey yapmayayım diye.

Eğer savunduğun çevrelerin bir yardım kampanyası yapacağına dair inancın kalmazsa bir gün, ki hiç umut yok onlardan, her gün karnını tıka pasa doyurduğun ekmeklerden bir kısmını kenara para olarak ayır ve Afrika'ya gönder. Yolladığın paranın makbuzunu da tarayıcında taratıp, sitende bizlere göster. Ama fotoshop olmasın. Eğer, 'ben ekmeğimi kimseye vermem' diyeceksen, borazancılığı bırak ve her gün sadece bir defa kampanyamızı tıkla.!

* * * *

Kampanya o kadar ilgi çekti ki yüzlerce Türk blog yazarı cagdasdrama@gmail.com adresini mesaj bombardımanına tuttular. Tüm iyilik sever bu yazarlar çeşitli görüşlerle kampanyaya destek olduklarını açıklayıp sitelerinde yayınladılar.

Şimdi kampanyayı kötüleyen yukarıda ki zatı muhterem, bütün duyarlı yazarları da misyonerlik faaliyetiyle suçlamış oldu.

* * * *

BU NE LAHANA BU NE PERHİZ!

Bir yorumcu,Afrika kıtasına yardım ediyoruz diye, ''Türkiye'de aç yok mu?, onlara da yardım etsenize'' diye demogoji yapan gericiye bakın nasıl cevap vermiş!

'ülkemizde açlıktan ölen kaç insan vardır ve bahsedilen yoksul ülkelerde kaç insan yiyecek bir şey bulup da hayatta kalmaktadır bir araştırılmalıdır. bir de ülke dışına yardım edilmesinden rahatsız olan kişi kendine "ben kendi ülkemdeki muhtaçlara ne kadar yardım ettim?" diye sormalıdır. dileyen dilediği yere yardım eder.'


Şimdi demogoji yapan bu gericiye bir şey anımsatmak istiyorum. Bir hokkabaz çıkmış AKP'yi savunuyor. Diyor ki; Türkiye 2002 den beri zenginleşti...


Gördünüz mü bunların niyetini; biz Afrika'ya yardım edelim diye uğraşırken, bir gerici demogoji yapıyor, başka bir gerici hükümeti yağlıyor ve ülkemiz zenginleşti diyor. Bunların neresine dokunsanız sapır sapır dökülüyorlar. Birisi zenginleştik derken, diğeri ''neden Afrika'ya yardım edelim bizde aç yok mu'' diyor. Konuştukça batıyorlar...
Cem Akkılıç
13.Mart.2008
* * *

Atatürk ve Mason locaları


Mustafa Kemal'den masonlara:
Defolun Yahudi uşakları



Atatürk olan biteni ve gerçekleri görmüş, kavramıştı.
Mustafa Kemal: Defolun gidin Yahudi uşakları!
Hürriyet Gazetesi Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın Üstadı Kaya Paşakay ile bir röportaj dizisi başlatmıştı. Ardından da Sabah Gazetesi Orhan Koloğlu’nun hazırladığı “Türkiye Masonları” adlı yazı dizisini yayınlamaya başladı. Bu iki gazeteyi bir anda harekete geçiren sebep bilinmez ama, bu durum Türk kamuoyunun rastladığı ilk olay değil. Türkiye’de basın tarafından belli olaylar bir anda birileri düğmeye basmışçasına gündeme getiriliyor ve bu durum birtakım kuruluşları aklama kampanyasına dönüştürülüyor. Bundan bir süre önce de çeşitli gazetelerde Said-i Nursî ve Fethullah Gülen ile ilgili yazı dizileri başlatılmış, bunların Türkiye’ye yaptıkları “hizmetler” uzun uzun anlatılmıştı. Müslümanlık temelinde faaliyet yürüten tarikatların aklanmasından sonra sanırız şimdi sıra diğer dinler temelinde faaliyet yürüten tarikatların propagandasına geldi. Ne de olsa Türkiye şimdilerde her türden tarikatın kendini ifade ettiği, her türden dinin siyasete alet edildiği bir özgürlükler ülkesi. Kendisi “Müslüman” olan Tayyip Erdoğan iktidarı, Ruhban Okulu’nun açılması için mücadele ediyor, mason locaları Müslüman ülkesinde salyangoz satıyor. Türkiye, şeyhler, dervişler, tarikatlar ülkesi haline getiriliyor.
Amaçları masonluğu kamuoyunda aklamak
Orhan Koloğlu, böyle bir yazı dizisini neden hazırladığını 29 Mart tarihli Sabah Gazetesi’nde şöyle açıklıyor: “Biraderlerin kurumsal disiplin çerçevesindeki davranışlarından dolayı, Türkiye’de Masonluk en çok merak edilen konulardan biri haline gelmiş. Karşıtları ise, bu davranışlardan doğan esrarengiz havadan yararlanarak her türlü yakıştırmayı araştırmadan gündeme getirmişler.” O yüzden Orhan Koloğlu, konuyu toplumsal işlevi üzerinde yoğunlaşarak objektif bir şekilde değerlendirmiş.
Yani kendisinin de ifade ettiği gibi amaçları, oluşan yahudi karşıtlığını ortadan kaldırmak. Türkiye’de üzerinde en çok durulan masonların “kapalılık esası” dediği gizlilik meselesiymiş. Orhan Koloğlu bu noktada objektif bir biçimde masonlara hak veriyor. Çünkü her kurumun, örneğin bir ticaret şirketinin, bir spor kulübünün, bir siyasi partinin, bir sosyal derneğin kendine özgü bir gizli kapaklılığı olabilir. Oysa Hürriyet Gazetesi’ndeki yazı dizisinde Büyük Üstad Kaya Paşakay, Dernekler Yasası’na tabi olan mason localarının her yıl iki genel kurul yaptıklarını belirtiyor. Birincisi masonik genel kurul, ikincisi dernek genel kurulu. Ancak bunlardan yalnızca dernek genel kuruluna hükümet komiseri katılabiliyor. Yani bu kurumların masonik genel kurulları Türk Devleti tarafından denetlenemiyor. Diğer taraftan masonların neden kimliklerini sakladıkları, mason olup olmadıkları sorulduğunda “hayır” cevabını vermeleri yazı dizilerinde gizlilik hakkı olarak savunuluyor. Çünkü onların “kapalılık esasına” göre faaliyet yürütmeleri, devletten gizli toplantılar yapmaları demokrasi ve özgürlükler açısından doğaldır, milletin bu gizliliği sorgulaması yine demokrasi açısından yanlıştır. Milletin bu konuda üstüne düşen görev sardece hoşgörülü olmaktır.
Masonluğun kökü dışarıda
Masonluğun toplumsal işlevine gelince. Her şeyden önce masonluk, Kaya Paşakay’ın açıklamalarına göre bir tarikat olmayıp, sevgi birliğidir. Amaçları barışın, sevginin, saygının, uzlaşmanın ve huzurun olduğu, kanun önünde insanların eşit hak ve özgürlüklerinin olduğu bir toplum ortamı yaratmaktır. Işık Doğudan yükselmektedir. Doğu nedir? Anadolu’dur. Anadolu’muzdan gelen hümanist fikirler, Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaşı Veli sayesinde olmuş, onlar bu fikirleri sistematize etmişlerdir. Bu fikirlerin yayılması için neden gizlilik esastır bilemiyoruz ancak, kendilerine bu topraklarda bir kök yaratma uğraşlarını anlayabiliyoruz. Bunların hedefi gerçekten de Doğudur, Anadolu’dur. Amaçları bu topraklarda sevgi ve kardeşliği yeşertmek değil, bağlı bulundukları ülkelerin çıkarlarını Anadolu topraklarında gizlice yürütmektir. Her ne kadar masonluğun gelişimini Anadolu kaynaklı hareketlere bağlamak isteseler de, masonluğun bu topraklarda kökü yoktur. Masonluğun Türkiye’ye girişi Batı kaynaklıdır, kökü dışarıdadır.
Masonluk Osmanlı Devleti’ne Batıdan ithal malı olarak girmiş, temelleri önce yabancılar sonra da azınlıklar tarafından atılmıştır. Osmanlı Devleti’nde yabancı ülkelerin vatandaşları olup oralarda masonluğa girmiş ve sonradan görevli olarak Türkiye’ye gelmiş kişiler ilk locaları kurmuştur. Türkiye’de ilk mason locası İstanbul’da Osmanlı Padişahı Üçüncü Ahmet (1703-1730) zamanında kurulmuştur. Bu tarih Dünya Masonları için başlangıç tarihi olarak kabul edilen Londra Büyük Locası’nın 1717’de kuruluşuna tekabül etmektedir. Yani Türkiye’de masonluk, tüm ülkelerde masonluğun ortaya çıkışıyla aynı zamanda olmuştur.
Türkiye’deki ilk loca, Fransız obediyansına bağlı olup, Galata’da kurulmuştur. O dönemde Galata’da yaşayan Frenkler ve Levantenler tarafından idare edilmiştir. İlk kurucuları; Yirmisekiz Mehmet Çelebi, oğlu Sait Çelebi ve İbrahim Müteferrika’dır. İbrahim Müteferrika Macar asıllıdır. Mehmet Çelebi’nin babası bir devşirmedir. Mehmet Çelebi ve Sait Çelebi bir yıl Paris’te kalmışlar, burada Fransız Locası’na bağlanmışlardır. Türkiye’ye döndüklerinde İbrahim Müteferrika ile birlikte ilk mason locasını kurmuşlardır. Yine Türkiye’deki ilk masonlardan olan Kumbaracı Ahmet Paşa gerçekte bir Fransız kontudur ve gerçek adı Comt de Banneval’dir. 1729’da Osmanlı hizmetine girmiş, ilk askeri ve topçuluk okulunu kurmuştur.
Batılılaşmanın Türkiye’ye hediyesi: Mason locaları
Aslında, Türkiye’ye masonluğun girişi ile Türkiye’nin batılılaşma çabalarının aynı tarihlere denk düşmesi tesadüf değildir. Türkiye üç yüz yıldır Batıdan kurum ithal etmektedir. Masonluk kurumu bunlardan yalnızca biridir. Osmanlı Devleti’nde emperyalist emeller taşıyan hemen her ülke, elçilikleri aracılığıyla kendi ülkelerinin obediyarslarına bağlı mason locaları açmışlardır. İngilizler, Fransızlar, Almanlar, İtalyanlar kendilerine bağlı localar açmışlardır. Bu localar yavaş yavaş Anadolu’nun tüm illerine yayılmıştır.
Türkiye’de mason locaları yine 1908 senesinde, Meşrutiyet’in ilanından sonra yaygınlaşmıştır. Padişahların karanlık istibdat rejimlerine karşı hürriyet için mücadele edenler maalesef masonluğa ilgi duymuşlardır. Kendisini yabancıların korumasına muhtaç hisseden Tanzimatçı-Meşrutiyetçi anlayış masonluğun örgütlenip gelişmesine en önemli katkıları sunmuştur. Meşrutiyet’le birlikte ülkedeki masonlar bağımsız bir obediyans kurmaya teşebbüs etmişlerdir. Bu dönemde Büyük Loca, Yüksek Şura ve Türkiye Büyük Locası kurulmuştur. İttihat ve Terakki liderlerinin bir kısmı; Talat Paşa, Cemal Paşa, Mithat Şükrü Bleda, Kazım Paşa ve bir çok isim Selanik’teki Fransız Büyük Maşrık’ına bağlı Veritans Locası’na bağlıdır.
Türkiye’de masonluk batılılaşma anlayışının dışına çıkıldığı dönemlerde sekteye uğramış, iki kez mason localarının faaliyetleri kesintiye uğramıştır. Bunlardan ilki 1935 yılında Mustafa Kemal’in mason localarını kapatmasıyla gerçekleşmiştir. Masonluk için ikinci geri adım dönemi ise 27 Mayıs Devrimi ile gerçekleşmiştir. 27 Mayıs ile bir çok mason Yüksek Adalet Divanı önüne çıkarılmış, pek çoğu Yassıada’da mahkum edilmiş, ardından mason olan Fatin Rüştü Zorlu asılmıştır. Masonlar üniversitelerden tasfiye edilmiştir. Mason Locaları Atatürk tarafından kapatıldıktan 14 yıl sonra Türkiye çok partili hayata geçmiş, ülkenin tekrar Batıya yönelmesiyle masonların bekledikleri günler gelmiştir. Dernekler Yasası’nda yapılan değişikliklerle 5 Şubat 1958’de Türkiye Mason Derneği adıyla masonlar yeniden faaliyete geçmiştir. Atatürk’ün kurduğu Halkevleri tasfiye edilmiş, 1950 sonrası mason dernekleri açtıkları davalar sonucu Halkevlerine devredilmiş mallarını ve binalarını geri almışlardır. 27 Mayıs’ın masonluğa vurduğu darbe, parlamentolu sisteme hızlı geçiş ile birlikte kısa sürede atlatılmış, masonlar devlet kadrolarına, üniversitelere geri dönmüştür.

Hürriyet gazetesinin amacı nedir?
Hürriyet Gazetesi bu noktada gerçekleri saptırmaktadır. Masonluğu Atatürk'le bağdaştırma çabaları son derece iğrençtir. Kaya Paşakay röportajında Atatürk'ün masonlukla olan ilişkisini yalanlara dayanarak ispat etmeye çalışmakta, Atatürk'ün arkasına gizlenerek faaliyetlerini meşrulaştırmaya çalışmaktadır: "Atatürk'ün söylev ve demeçlerini düşünecek olursak, tüm bu prensiplerin özünde masonik ilkelerle birebir örtüşen, destekleyen ve tavsiye eden ifadeler görüyoruz. Atatürk zamanında Büyük Loca'mıza çok yakın davranmış ve faaliyetlerini teşvik etmiştir. Yakın çevresi, doktoru, başbakanı Şükrü Kaya ve vekillerinin çoğu masondur." demektedir. Acaba Atatürk'ün hangi ilkesiyle masonluk bağdaşmakta, "Ben başkalarının yaptığı prensiplere değil, kendi prensiplerime uyarım" anlayışıyla masonluk nasıl örtüşmektedir? Sabah Gazetesi daha da ileri giderek, mason localarının her zaman karşısında olan Mahmut Esat Bozkurt'u hedef seçmektedir. Mahmut Esat Bozkurt'un Karşıyaka'daki Zuhal Locasına üyelik için başvurduğu, reddedildiği için masonluğun karşısında yer aldığı iddialarına yer vermektedir.
Oysa Atatürk 1908'de üyesi bulunduğu İttihat ve Terakki'nin birçok üyesi mason olmasına rağmen masonluğu kabul etmemiştir. Meşrutiyet ilericiliğinin aslında Batının ajanlığı olduğunu yaşayarak görmüş, Tanzimatçılığı dışlayarak kendi fikirlerini geliştirmiştir. Atatürk tüm kökü dışarıda olan anlayışları reddetmiş, masonluk kurumundan nefret etmiştir. 1935'te zamanı geldiğinde ilk işi tüm mason localarını kapatmak olmuştur. Masonluğun yasaklanması olayı Cumhuriyet'in ilk milletvekillerinden olan İbrahim Arvas'ın "Tarihi Hakikatler" adlı kitabında şöyle anlatılmaktadır:
Mustafa Kemal, Mahmut Esat Bozkurt'u yanına çağırır. Kendisine masonların örgütlenme şemalarını ve amaçlarını anlatan bir kitap verir. "Bunu gizlice mutalâa et, bir takrir ile Halk Partisi Grup Başkanlığı'na ver ve grupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve grupça kapanmasına delâlet et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır." Mahmut Esat Bozkurt bunun üzerine gereğini yapar ve takriri gurup toplantısında okutur: Bizim eba ancet gelen atalarımızın mensubu bulunduğu tarikatları kapattık. Masonluk da kökü dışarıda bir Yahudi tarikatından başka bir şey değildir. Memleketimizde bunun ne işi vardır?" Bunun üzerine mason olan Şükrü Kaya ve Doktor Mim Kemal önderliğinde bir grup Atatürk'ün yanına gelerek;
- Biz zaten maiyet-i devletindeyiz, fakat siz meşrik-i azamız olursanız pervane gibi etrafınızda dolaşırız.
- Peki bir şey soracağım. Bana cevap veriniz. Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve metbuunuzun ismi nedir?
- Biz Cenova'ya tabiiyiz ve reisimiz de Borca Mişon Cenapları'dır.
- Haydi defolun buradan, cehennem olun gidin. Yahudi uşakları. Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi çıfıt Yahudiye uşak mı olacağım. Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki tüm localarınızı kapatmadığınız taktirde yarın teşkil edeceğim divan-ı harp örfiye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan.
İşte Mustafa Kemal'in tavrıyla masonların "Uykuya yatma devri" dedikleri dönem böyle başlar. Zorunlu olarak tüm mason locaları kendilerini kapattıklarını ilan ederler. Tüm mason localarının mallarına el konulur ve mallar açılacak olan Halkevlerine devredilir.
Yahudi uşağı Türk medyası
Atatürk'ün ardından 1948'lerde faaliyete geçerek 1950'lerde önündeki tüm engelleri aşan mason teşkilatları, Adnan Mendereslerin, Celal Bayarların, Süleyman Demirellerin özel çabalarıyla kurumsallaşmış, Anadolu'da mantar gibi çoğalmıştır. Şimdi de Tayyip Erdoğan'ın iktidarında açık açık propaganda yapabilir duruma gelmiştir.
Bugün yeniden Tanzimat Batıcılığının ve gericiliğin kol kola vererek yükselişe geçtiği bir dönemi yaşıyoruz. Nurcular, Nakşibendiler, masonlar ve her türden fitne fesat yuvası özgürlüğün sağladığı bu sarhoşlukla istedikleri gibi faaliyet yürütmekte, işbirlikçi basının sağladığı olanaklarla yalanlarını ortalığa dökebilmekte, milletin değerlerine saldırabilmekteler. Basının tüm çabası bu kurumları millete benimsetmektir. Bu noktada yaptıkları Yahudi uşaklığından başka bir şey değildir. Ancak bu çaba boşunadır, millet kendine yabancı olan hiçbir kurumu hele hele bu kurumlar Yahudiliğe hizmet ediyorsa asla benimsemez, hoş karşılamaz. Çünkü bu millet zamanında Atina Maşrıkı'na bağlı locaların kardeşlik dostluk adı altında nasıl Selanik'te, Makedonya'da Yunan çıkarlarına hizmet ettiğini unutmamıştır. Bu ve buna benzer örneklerden dolayı mason localarının Atatürk tarafından kapatılmasını sevinçle karşılamıştır.
Cem Akkılıç
Yazımı arşivimden ekliyorum.
Eklenme tarihi 7 Mart .2008

İSRAİL NEREYE KOŞUYOR!

İsrail'in nereye ve ne şekilde koştuğunu görmek için burnumuzun dibinde ki Filistin'e bakmak yeterli diye düşünüyorum. Gözü Anadolu topraklarında olan (kutsal saydıkları kitaplarında geçiyor bu konu) İsrail dünyanın başına bela olmaya ve masum insanları öldürmeye devam ediyor. İsrail Savunma Bakan Yardımcısı Matan Vilnai ise, Gazze Şeridi'nden füze saldırılarını artıran Filistinli'lerin "soykırıma davetiye çıkardığını" söyleyerek ülkesini sütten çıkmış ak kaşık gibi göstermeye çalışıyor. Alttaki haberde ise İsrailin uyguladığı terörü gösteren binlerce haberden sadece bir tanesini göreceksiniz.

İSRAİL TERÖRÜ
Cem Akkılıç
6 Mart 2008

Bu çocukları Hitler'mi öldürdü.

Tayland Cem Akkılıç bloglar

http://cemakkilictayland.blogspot.com/

http://galipcemakkilic.blogspot.com/


TANRI ve TAYYİP


Tanrı dünyayı yarattığı zaman gelecekteki ulusların temsilcilerini
yanına çağırmış ve her birine ikişer erdem vermiş...


İşte çağrılanlardan bir kaçı:
 

İsviçrelilere;
Düzenlilik ve Yasalara saygı...

Japonlara;
Çalışkanlık ve Sabır...

İtalyanlara;
Neşe ve Romantizm...

Fransızlara;
Şarap ve güzel yemekler...

Türklere;
Zeka, dürüstlük ve Tayyip sevgisi...

Meleklerden biri bu dağıtımdan sonra Tanrı'ya sormuş?
Bütün uluslara ikişer erdem verdiniz ama Türklere üç tane!?
Evet ama demiş Tanrı 'sadece ikisini kullanabilecekler.
 

Böylece;
Bir Türk zeki ve Tayyipçi olduğu zaman dürüst olmayacaktır...
Bir Türk dürüst ve Tayyipçi olduğu zaman zeki olmayacaktır...
Bir Türk hem zeki hem de dürüst olduğu zaman Tayyipçi olmayacaktır!..

Özer'den

*
 
Tayyip ABD'ye geziye gitmiş. Obama ona bir laboratuvarı gezdirmiş ve "biz ölüyü dirilten ilacı icat ettik" demiş. Tayyip altta kalır mı; "Biz öyle bir ilaç icat ettik ki, onu içen 100 metreyi 3 saniyede koşuyor. Hatta parti üyelerim ve ben ilacı denedik...''  

Obama hayran kalmış. Türkiye'ye dönen Tayyip'i almış bir düşünce. Gelecek ay Obama iadeyi ziyarete gelecek. İddiasını ispatlaması gerekebilecek. 

Parti organlarına danışmanlarına danışmış. Kimse çözüm üretemiyor. En sonunda danışmanlardan biri: "Obama'yı Anıtkabir'e götürürsünüz ve Atatürk'ü diriltmesini istersiniz. Eğer diriltemezse sizin de iddianızı ispatlamanız gerekmez. Eğer diriltebilirse, biz zaten 100 metreyi 3 saniyenin altında koşarız.''

Türk milleti zenginleşiyormuş!


2008 Türkiye’si ve insanın içini acıtan korkunç manzaralar
wowturkey.com sitesinin sahibine ithaftır bu fotograf


Milli gelir 35-40% artacakmış !

Wowturkey.com isimli sitede fanatizm ve yanıltıcı haberler gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Aslı astarı olmayan sadece saf vatandaşları kandırabilecek zırvalamalara şimdi de milli gelir artışı eklendi. Sitelerinde, Türkiye'nin tanıtımını yapıyoruz palavralarıyla akıllarınca milleti kandıracaklarını sanan site sahibi ve bir kısım yandaşları, şimdi de Türk milletinin gelir oranının artacağını ve hep birlikte zenginleşeceğimizi söylüyorlar. Türkiye'de otuz milyondan fazla insan açlık sınırında, on beş milyondan fazla insan ise bu sınırın çok altında yaşamaya çalışırken, sitenin sahibi B bol keseden sallamaya ve vıcık vıcık yalakalığına hız kesmeden devam ediyor. Kişi başı milli gelir 7000 doları geçti diyen site sahibi, hayal görmeye devam ediyor ve aklınca AKP propagandası yapıyor. N nikli bir üye bu zırvalamalara karşı cevap yazıyor ve hemen eksi puan alıyor;

Milli gelir o kadar da artmadi bence, Dollar cok değer kaybetti unutmayın. Aynı zamanda büyük bir Batı Doğu farkı var ülkemizde. Doğu da gelir cok düsük olduğu icin artma potansyeli ona göre da yüksek ve bati da zaten 10.000$ üstünde. Zaten niye se Hesaplar hep Dollar üzerine yapılıyor, asıl Euro ile hesaplar yapılmalı. O zaman 6000€ bile gecemiyoruz.

İnsanların aklını karıştırmak için bin bir çareye başvuran sukurnazı site sahibi, propagandanın iyisi kötüsü olmaz mantığı ile yanıltma taktiği olarak bakın nasıl cevap veriyor;

E bu basit birşey mi? Niye o zaman daha önce "doları düşük tutamadılar"? 1 US dolar ile kaç lira alınabiliyordu? 1977 yılından günümüze kadar olan dolar kurlarını yayınlıyor ve özetle şöyle söylüyor;
2002'den beri de dolar sabit... sanırım bu tablo herşeyi özetliyor.Bu mesajla yetinmeyen fanatik şakşakçı site sahibi bakın nasıl küstahlaşıyor;

Avrupalıların yıllardır kullandığı hesaplama yöntemine geçmemiz niye bazılarını rahatsız ediyor? Dünyada hiçbir ülkenin bizi kandırma ile itham etme hakkı yokken, bazı Türk vatandaşlarının çıkıp da bir cins kandırmaca olduğunu ima bile etmesi sadece ülkemizin başarısını baltalamak veya kendince bir takım siyasi emellere ulaşmaya çalışmak ile açıklanabilir. Milli gelir artışında kimseyi kandırmaya ihtiyacımız olmayan bir dönemde yaşıyoruz ilk defa. Ne kadar inkar etseniz de, ne kadar görmemeye çalışsanız da bu gerçeği değiştiremezsiniz. Türkiye Cumhuriyetinin 70 yılda gelebildiği milli gelir seviyesini, sadece 5 yılda iki ile çarptık. Buna sevinemeyen bir Türk'ün oturup bazı değerlerini yeniden tartması gerekir.

Bu yazıya bir vatandaş şöyle cevap veriyor; evet zenginleşiyoruz diyoruzda kimler zenginleşiyor. Zenginler daha mı zengin oluyor? Asgari ücret artacak mı? emekli maaşları artacak mı? halkın refahı için neler yapılacak.. yakında ne olacak emekli maaşlarının düşürülmesi var önümüzde, işçilerin kıdem tazminatının kaldırılması var günümüzde.. Doğuda insanlarımız kışın ısınabilmek için tezek yakıyor.. nereye zenginleşiyoruz.. Bu milli gelir artması da sadece milli gelir hesaplama sisteminin degıseğinden dolayı kaynaklanan bir işlemdir..milli gelirin artması söz konusu değil...derken, site sahibi B gerçekleri örtpas etmeye çalıştığı gibi birde şov yapmaya başlıyor ve bakın nasıl zırvalıyor;

Söz konusu. Türkiye Cumhuriyetinin 78'inci yılında, sene 2001 ve milli gelir 144 Milyar dolar. 78 yılda gelinen seviye bu : 144 Milyar dolar. Sadece 6 yıl içinde ise kat kat artıyor ve 2007'de milli gelir 500 Milyar dolar oluyor!

M.E isimli bir üye tüm bunlara dayanamıyor ve şakşakçı site sahibine asıl bombayı yapıştırıyor. Dikkatle okuyalım M.E isimli üyenin cevap yazısını;

Sayın B bey(wowturkey.com sitesinin sahibini kastederek) sanırım anlatmak ıstemedıgımı anlamadınız.. NOMİNAL MİLLÎ GELİR ve REEL MİLLÎ GELİR Üretilen mal ve hizmetlerin piyasa fiyatları ile çarpılması oluşan toplama milli gelir denir.Fiyatların artması ile oluşacak milli gelir artışı gerçeği yansıtmaz; reel bir artış değildir, ekonomi büyümemiş, satın alma gücü artmamıştır.Çünkü bahsedilen artış reel değil nominal(parasal) bir artıştır.Ekonomik büyümenin göstergesi olan büyüklük reel milli gelirdir. Reel ve nominal değişimleri ayırt etmenin iki yolu vardır: Diyelim 1980 ve 1988 yıllarını karşılaştırıyoruz. 1988 yılı GSMH'sini hesaplarken 1988 yılı fiyatlarını değil karşılaştırma yapacağımız 1980 yılının fiyatlarını kullanırız. Bu şekilde 1980 ile 1988 yılları arasındaki dönemde fiyat artışları nedeniyle ortaya çıkan aldatıcı GSMH (ya da millî gelir) artışı giderilmiş ve geriye gerçek artış kalmış olacaktır. Fiyat endeksi kullanılır. Fiyat Endeksi = Nominal GSMH / Reel GSMH

Evet bu gerçekler karşısında hala site sahibi cevap verebilmiş değil. Her zaman zıplayan,insanları kandırıp, propaganda yapan site sahibi yukarıdaki yazılara henüz cevap veremedi. Şimdi biraz zaman geçtikten sonra ya zırvalamalarına devam edip gerçekleri saptırmaya çalışacak ya da gerçeği gösteren cevaplar yazan aklı salim üyelerin mesajları silinecek.

Cem Akkılıç
7 Mart 2008





Bu kadarına pes denir!
Yalakalığında bir sınırı olmalı diye düşünmeden edemiyorum ama bizim Teksas'lı site sahibinin açtığı başlığa bakınca tüylerim adeta diken diken oldu. Siteyi Amerika'dan yöneten, Türk ordusuna sayıp söven bu kişinin açtığı başlığa dikkat eder misiniz.

Wow turkey de ki Başlık;
İstanbul milyarderler listesinde dünyada 4'üncü
Bakın başlığın altına neler yazmış bizim vatansever Amerikalı ;
Her ne kadar ekonomimizin kötü olduğunu göstermeye çalışanlar olsa da :

ilk 10 şehir : 1- Moskova (74 milyarder) 2- New York (71) 3- Londra (36) 4- İstanbul (35) 5- Hong Kong (30) 6- Los Angeles (24) 7- Bombay (20) 8- San Francisco (19) 9- Dallas (15) 10- Tokyo (15) Sanırım seneye Londra'yı da geçerek üçüncü oluruz.

Evet, adamın bütün derdi seneye Londrayı geçmek. Peki bu Londra'yı kim geçecek acaba ? Emekli, yoksul vatandaşlarımız mı, çocuklarına akşam bir kilo meyve alamayan babalar mı ?

Türkiyede insanlar yemek parasını zor bulurken, adam çıkmış milyarderler listesini açıklıyor. Utanmadan Londra'yı geçeceğiz evelallah diyor ve bunu ekonominin iyi gidişine bağlıyor.

Olur da bu kadar olmaz demeyin, oluyor işte.

İsteyen bunları gidip sitede görebilir. Başlıklarda aratın göreceksiniz. Ama tuzaklarına düşüp üye olmayın.

Bakın birisi bu komediye dayanamamış ve ne yazmış;

tokyoyu bile geçmişiz be ne gelişmiş ne zengin bir memleketmişiz haberimiz yokmuş, bir tek havyarımız eksik.

Şimdi, zenginleri tartışıp işin sonun da ekonominin düzelmesine bağlayacakya site sahibi, bakın bir yorumcunun 'Bu insanların hepsinin 1 milyar YTL parası olsa ve paralarının 40 da birini zekat için verseler bir yılda 875 milyon ytl eder.Aç kalmaz yahu' diye yazmasına şöyle cevap veriyor; Kişibaşına yılda 12 lira düşer sadece.
Kişibaşına yılda 12 lira düşer diyen site sahibine bir üye tokat gibi cevap yazıyor;
Her kisinin de ihtiyaci olmadigina gore, bu verilecek zekat direk ihtiyac sahiplerine gidecegine gore, ihtiyac sahipleri orantisinda kisi basina belki de 10000 lira eder yilda, bu da 800 lira eder ayda. Ve de ayda 800 lira ile aileler gecinir, aclar doyurulur, evsizler barindirilar. O kadar cok seyler yapilir ki. Ama gonulde olsa da verseler zekat. Iste zekatin nimeti burada cok ama cok acik ve net bir sekilde gorulmus oluyor.

Milletle alay ettiği yetmiyormuş gibi bir de küstahça Amerikan emperyalizmini savunuyor. Masumca içinden geçen fikrini söyleyen bir üyeye, ne gerek var zenginlerin para vermesine demeye getiriyor.

Şimdi, dün bu site sahibini tanıyan kişinin bana gönderdiği e-mail geldi aklıma. Ne diyordu bu kişi yolladığı mailde; Göya amerikaya karşıymış gibi yaptığı aldatmacı başlıkları olsada örnekleri hep amerikadan verir ve empoze ettiği düşünceler hep Amerikan ürünüdür.


Cem Akkılıç
12.Mart.2008
Google



wowturkey.com ne yapmaya çalışıyor?!!!


AÇLIK KAMPANYASI






Dünyada, her 3 saniye de fakir bir insan ölüyor açlık yüzünden.

4 Mart 2008 Cem Akkılıç
iletişim; cagdasdrama@gmail.com


Fitilini ateşlediğin yardım kampanyası için teşekkürler. Çok hoşuma gitti. Belki sembolik ama anlamlı. Kumsaldaki milyonlarca denizyıldızlarından bir tanesini denize geri fırlatmak gibi...HİŞYAR ARIKAN


Benim için iki tür blogcu var; Asil olanlar ve olmayanlar.
Cem Akkılıç




Her gün TIKLAYIN ! The HUNGER
(Bu başlığın üzerini tıklayarak yardım yapabilirsiniz)

Her gün bilgisayar karşısında saatler harcıyoruz ve bu zaman süresince bir çok site de turluyor, mouse ile yüzlerce hatta binlerce defa oraya buraya TIKLIYORUZ. Şimdi günde sadece 2 TIKLAMAYLA dünyadaki aç insanlara yardım etmeniz için olanak sağlayan bir site var. Orada göreceğiniz sarı düğmeye tıklayın. Dünyanın herhangi bir yerinde aç bir insan yiyecek alıyor size hiç bir maliyeti yok, yiyeceğin parası reklam logolarını görmeniz ile reklam yapan sponsorlar tarafından ödeniyor. Tüm yapacağınız bu siteye girmek ve yiyecek bağışla (Help Feed The Hungry) düğmesine TIKLAMAK. Bir saniye sürüyor, günde sadece bir kere bağışta bulunabiliyorsunuz.


Birleşmiş milletler yardım kampanyası çağrıma ilk SES sayın bayan goddess-artemis ve sayın Emel Şen'den geldi. Kendilerine bir kez de Onuncu köy'den teşekkür ediyorum. Bu kampanyayı kendi web sitelerinde ve bloglarında yayınlayıp destek olan her kullanıcının isimlerini ve web sayfalarını, ASİLLER adı altında yayınlayacağımı söylemiştim. Bütün siteleri takip etmem ne yazık ki mümkün olmuyor. Kampanyaya destek olup yayınlayan kullanıcıların sitelerini burada yayınlamam için bana bir mail atmaları yeterli.

World Resources 1988-89, (Dünya Kaynakları, 1988-89) başlıklı rapor, bugün ortaya çıkan tehlikeye, daha yirmi yıl önce işaret ediyor:"Dünya ciddi bir açlık tehlikesine doğru hızla yol alıyor, çünkü gıda ürünleri dağılımı adil değil. Dağılım adil olsa, gıda üretimi, dünyadaki değil altı milyar, hatta yedi milyar insana bile yetebilir". (Anılan rapor, s.51).
























Bu kampanyanın duyurusunu dün yapmıştım. Daha 24 saat geçmeden olumlu mesajlar almaya başladım. Ancak kullanıcıları bir konuda aydınlatmak istiyorum; ben bu kampanyayı yaymak için duyuru yaptım. Eğer sizce de uygunsa, ben ilgili html kodunu, blogumda yayınlamak üzere alabilir miyim? şeklinde benzer mailler alıyorum. Evet sevgili web sayfası sahipleri uygundur benim için. Zaten amaçladığım buydu. İlgi gösteren tüm kullanıcılara tekrar teşekkürler.


* * * * *




















O kadar çok mesaj geliyor ki kullanıcılardan, hepsini burada yayınlamam imkansız. Ancak sitelerinde kampanyayı yayınlayan herkesi ASİLLER listesine ekleyeceğim. Bir dost blog yazarı o kadar heyecanlanmış ki 'Cem bey şu an da iş yerimdeyim bloguma giremiyorum (sanırım iş yeri kuralı) akşam eve gider gitmez Kampayanızı yayınlayacağım' diyor. Bir ilave yapayım bu mesaja;bu kampanya benim değil, ben sadece fitili ateşledim. Bu, içi insan sevgisiyle dolu olan herkesin, her internet kullanıcısının Kampanyası. Daha neredeyse 24 saat olmadı bu kampanyayı duyuralı ama cagdasdrama@gmail.com adresime mesaj yağıyor.


Elbette bu kampanya bütün sorunlara çözüm olmayacak. Emperyal güçlerin yıkıcı dünyasında daha kat edecek çok yolumuz var. Ancak bu sosyal yardıma dünyanın her yerinden insanlar canı gönülden katılıyorlar. Ne demiştim, dünyada her 3 saniye de (yazıyla üç) bir, fakir insan ölüyor açlık yüzünden. Bunların büyük çoğunluğu çocuk. Eğer bir gün, bizim eylemlerimiz bu 3 saniyelik süreyi bir milisaniye bile uzatabilirse, işte o zaman başarıya ulaşmış sayılırız.

Tüm katılımcılara sevgiler.

Not: Daha önce yazmıştım, tüm sitelere girecek kadar zaman elbette olmuyor. Lütfen Kampanyayı yayınlayanlar mesaj yollasın, ismini ve sitesini burada yayınlayacağım. Bu yayın konusunda ki amacım Kampanyaya katılımın derecesini gösterebilmek.

Cem Akkılıç4 Mart 2008


* * * *

Güldüren değil düşündüren bir fıkra;Dünya Afrika'ya ilaç yardımı için para toplamış ve tırlar dolusu ilaç gönderilmiş... ama nedense ilaçlar bir ay sonra olduğu gibi geri gönderilmiş? nedeni ise ilaçların hepsinin tok karına içilmesi gerektiği için...

















Kampanya hakkında okuyucu mesajları ve ASİLLER LİSTESİ



Sizde günde bir defa tıklayın!



Siteyi açtığınızda karşınıza çıkan sarı butona tıklayın. Günde bir defa tıklama hakkınız var. Sizden hiçbir ücret talep edilmiyor.




AÇLIK KAMPANYASINA SESSİZ KALMAYIP SİTESİNDE YAYINLAYANLAR

Zeus ve erkekler

Erkeklerdeki Zeus Kompleksi

Bir bayan arkadaşımız erkeklerde Zeus kompleksi olduğunu iddia etmiş ve tüm erkekleri aynı kefeye koymuş.(Doktorlar hariç)


Diyor ki arkadaşımız;


Eğer "Tanrı kompleksi" gibi bir kavram varsa ve gerçekse, bu tüm erkekler için geçerlidir. Adını da şimdi ben veriyorum: Zeus Kompleksi. Bayan goddess nam-ı diğer bayan artemis yazısına devamla şöyle buyuruyor;Hâsılı kelam, Zeus bir mitolojik figür olarak, her erkeğin ulaşmaya çalıştığı ve hatta aşmayı istediği, ama bunu asla başaramayacağını içten içe bildiği [ömrü vefâ etmeyeceğinden] ve kıskandığı poligami idolüdür.

Sevgili 'goddess'in bu fikirlerine katılamayacağım.
Zira benim Zeus olabilmem mümkün değil. Çünkü onunla oturup şarap içtim ve bana hediyeler vermişti. Ölmüş olmasına ve şimdi komşumun yeni doğan köpeğine onun ismini vermesine bozuluyorum açıkcası. Poligami konusuna gelirsek, bu konu da yorum yapamayacağım.En iyisi bir sözümü anımsatayım şu Poligami mevzuatı için; Ben aynayım; gülene kahkaha, sırıtana tokat, tükürene balgam atarım.

Cem Akkılıç
4 Mart.2008

Not:Sayın bayan Goddess nam-ı diger bayan Artemis,ben yazısından alıntı yaptıktan sonra sanırım biraz alınmış olmalı ki ,beni kastederek alıngan kuşlar ifadesini kullanmış.Ayrıca yazısını da değiştirmiş.



Cem Akkılıç biografi

Amerikalılar ve İspanyollar

Onuncu köy'de hiç bir siteden kopyala yapıştır yöntemiyle bir haberi, yorumu alıp bu sayfaya nakletmiyorum. Yazılanların tamamı bana ait olduğu halde (diyaloglar hariç) her yazdığımın altına imzamı ve tarihini basıyorum. Dostlardan gelen ilginç e-postaları da aynı şekilde yayınlamıyorum. İnternette milyarlarca ilginç haberde, protestoda bu sayfanın kapsamı dışında. Fakat geçenlerde sevgili dostum Aydın'dan aldığım bir mail var ki bunu yayınlamaya karar verdim. Amerikalıların İspanyol denizcilerle bir diyalogunu yansıtan ve Amerikan milletinin diğer tüm milletlere nasıl tepeden baktığını göstermesi bakımından oldukça ilginç.


Not: Şimdi de Amerikan düşmanımı oldun diyecek bazı antilaik vatandaşlar. Evet doğuştan beri düşmanım ama Amerikan zihniyetine düşmanım. Mesela Florida sahillerine bayılıyorum. Ya da California güneşi içimi ısıtıyor. Ama bu, Amerikayı yöneten zihniyetle barışık olmamı gerektirmiyor.


Şimdi geçelim diyaloga;

Amerikalılar ve İspanyollar arası diyalog


Aşağıdaki konuşmalar gerçekten olmuş ve Deniz Navigasyon kanali 106'dan(Finisterra/Galicia) kaydedilmiş; Ispanyollar: 'Burasi A-853, çarpısmadan kaçınmak icin lütfen rotanızı 15derece güneye çevirin. Su anda 25 deniz mili uzaklıktasınız ve tam üzerimize dogru gelmektesiniz'.Amerikalilar: 'Asıl siz kendi rotanızı 15 derece kuzeye çevirin'.Ispanyollar: 'Negatif! Tekrarlıyoruz, rotanızı 15 derece güneye çevirin'. Amerikalilar: 'Sizinle ABD gemisinin kaptanı konuşuyor, kendi rotanızı derhal 15 derece kuzeye çevirin!'Ispanyollar: 'Önerinizi makul ve mümkün bulmuyoruz. Bize çarpmak istemiyorsaniz 15 derece güneye çevirin'Amerikalilar: (Sesini yükselterek) 'Sizinle ABD deniz filosunun büyüklükte ikinci uçak gemisi USS Lincoln'un kaptani Richard James Howard konusuyor, beraberimizde iki kruvazor, avcı ucakları, dört denizaltı var. Ayrıca bizi hucumbotlar destekliyor. Size TAVSİYE etmiyorum, EMREDİYORUM! Rotanızı 15 derece kuzeye çevirin, aksi halde filomuzun emniyeti için gereken tedbiri alacagiz! Derhal rotamızdan cekilin gidin!Ispanyollar: 'Sizinle Juan Manuel Salas Alcantara konusuyor, burada iki kişiyiz. Beraberimizde bir köpek, aksam yemeğimiz, iki şise bira ve bir de kanaryamız var. Kanarya şu anda uyuyor. Ayrıca bizi radyo istasyonu CadenaDial de La Coruna' destekliyor. Şu anda İspanya'nın Finisterra Galicia kiyisinda ve A-853 numaralı deniz fenerinde olduğumuzu, buradan hiç bir yere gitmeye niyetimiz olmadığını söyleyelim. Deniz fenerimizin İspanya'daki deniz fenerleri arasında büyüklük açısından kaçıncı sırada olduğu konusunda hiç bir fikrimiz yok. Kayalık sahillerimize kafadan geçirmek üzere yönlenmiş s**tiriboktan geminizin emniyeti için istediğiniz s**tiriboktan tedbiri alabilirsiniz. Ama yinede ısrarla tavsiye ediyoruz rotanizi 15 derece güneye çevirin.Amerikalılar: Okey, anlaşıldı. Teşekkürler.


Bu telsiz konuşmalarının uydurma olduğunu düşünsek bile, Amerikalıların zihniyetini yeterince ortaya koyması bakımından kayda değer sanırım.

Şubat 2008

Takunyanın sesi


TAKUNYANIN SESİNİ ÇOK FENA BASTIRIR POSTALIN SESİ
YAZIK HEP BÖYLEMİ OLACAK BU CENNET VATANIN KADERİ.


Not: Bu sloganımsı sözü şimdi yazdım. Takvim yaprakları 26 Şubat 2008i gösterdiği anda. Yıllardır uğramayan duvar yazısı ilham perim geldi sanırım. İlginç olan ise 28 Şubata 2 gün var.

Biz Cumhuriyeti sokakta bulmadı ki; ''buyurun, gelin ve yıkın'' diyelim.

Cem Akkılıç

KİTLESEL DUVAR


















Bu fotoğrafın bütünü, size sıradan gelebilir. Mesela bana sıradan bir izlenim veriyor. Ancak insanların gözlerine iyi bakın. Ben bu fotoğrafı ANTİLAİK SALDIRILARA KARŞI KİTLESEL BİR DUVAR olarak algıladım. Bu duvarı yıkamayacaklar...

Cem Akkılıç
27 Şubat 2008

İkinci dünya savaşı ve deniz savaşları üzerine notlarım, düşüncelerim.

Bunları biliyor musunuz?

Dünya tarihinde ki etkileri günümüze kadar hissedilen ve milyonlarca insanı etkilemiş olan en büyük kitlesel soykırımı yapanın Amerika olduğunu, İkinci dünya savaşının sonunda Japon’ yanın elinde sadece birkaç uçak, savaş gemisi ve tükenmiş bir ordu kalmasına rağmen, sırf kağıt üzerinde henüz teslim olmadığı için atom silahına maruz kaldığını, o iğrenç bombanın yahudi bir fizikçi olan Einstein tarafından icat edildiğini ve savaşı kaybetmesine rağmen bombaların Japonya’ya atılması için onay verdiğini, atom bombalarının savaş sebebiyle azalmış olan yetişkin erkek nüfusun dışında en çok yaşlıları, kadınları ve çocukları öldürdüğünü, bu bombaların, İsrail devletinin kurulması için tüm dünyaya verilen korku ve gözdağı planının bir parçası olduğunu, biliyor muydunuz?


‘Evet düğmeye ben bastım’


Atom faciasının baş sorumlusu olan, Albert Einstein, bombanın Hiroşima’ya atıldığı gün, oturduğu yerden fırlayıp; ’Umalım ki dinamiti çocukların eline vermedik’ diye haykırmıştı.
Daha sonra ise, bir ziyaretçi kendisine, Roosevelt’e göndermiş olduğu mektubu hatırlatınca, ’Benim bu işte pek ilgim olmadı, onlar mektubu getirdiler. Ben de gönderdim. Posta kutusu gibi bir rolüm oldu benim’ demiş fakat ziyaretçisi, ’ama yinede düğmeye siz bastınız ‘, diye ısrar edince, o zaman büyük bir sessizlik odayı kaplamış ve ilim adamı diye geçinen bu düzenbaz alçak bir sesle itiraf etmişti; ’evet düğmeye ben bastım!’.

* * * * *

'Dikkat Filo komutanından filoya ! Son görevinizi yapmaya hazır olun. Her biri, birer kahraman olan arkadaşlarımız, şu an bizleri Yasukuni tapınagın da beklemektedir. Emrim topyekün taarruz dalışıdır. YAŞASIN JAPON İMPARATORU.


Biz savaşı, siz haklı olduğunuz için değil (yahudileri kastederek) kuvvetli olduğunuz için kaybettik. General Tojo Ideki.
İkinci dünya savaşı üzerine notlar ve düşünceler. Cem Akkılıç
* * * * *

ÇANAKKALE
 
CEBELİTARIK'tan gizlice geçmeyi başaran U-21 adlı Alman denizaltısı 25 Mayıs 1915 günü Çanakkale'ye ulaşır.


Gelibolu Yarımadası'nın güney bölümü (ucu), üç yönden İngiliz ve Fransız savaş gemileri tarafından çevrilmiştir. Gemiler Türk mevzilerine ölüm kusuyor, Türk topçuları da sahile oldukça yaklaşmış gemilere ateş ederek hiç olmazsa zarar vermeye çabalıyorlar.
Çanakkale önüne gizlice gelen U-21 ilk olarak Arıburnu yakınındaki Kabatepe önünde bulunan ve Türk mevzilerine ölüm yağdıran Triumph adlı büyük İngiliz zırhlısını gözüne kestirdi.
Tam öğle saatiydi.


TAM İSABET
İlk torpili yolladı. Torpil geminin bordasına isabet etti. Büyük bir patlama oldu. Bordada çok büyük bir yara açılmıştı. Geminin kurtulması mümkün değildi. Yana yatarak batmaya başladı. Sirenler, düdükler ötüyor, kampanalar çalıyor, kıyamet kopuyordu. Geminin denize gömülüp gitmesi 8 dakika sürecekti. Çevredeki gemiler, botlar, Triumph'a yardıma koşuştular. Denize dökülen, atlayan gemicileri kurtarmaya koyuldular.


VURMADILAR

Türkler hastaneleri bile yakıp yıkmayı, cephe gerisinde toplanan yaralılara bile ateş etmeyi marifet sayan bu vahşi gemilerden nefret ediyorlardı. Bu ölüm makinelerinden birinin göbeğinden vurulduğunu ve batıyor olduğunu görünce elbette çok sevindiler. Ama Türk topçuları bu fırsattan yararlanarak yaralı gemiye ve denize dökülmüş mürettebata ateş etmeyi savaş ahlakına aykırı buldular. Ne yardıma koşan gemilere ateş ettiler, ne denize düşenlere.



Türklerin Müteffiki Almanya'nın da bu savaşta kullandığı denizaltıları vardı. U21; iki günde Çanakkale'de iki İngiliz savaş gemisini, Majestic ve Triumph'ı batırdı. www.cemakkilic.com


Bu olaydan kısa süre sonra , Çanakkale savaşı konusunda pek istekli olan Churchill ise hayatının ilk büyük tokadını Atatürk'ten yiyecek, neye uğradığını şaşıracak ve perişan İngiliz ordusunun geriye kalan yıkıntıları Çanakkale'den kaçarken kendisi de Lordlar kamarasında apışıp kalacaktır.
Dünyada, denizden karaya büyük gemilerle yapılan bu ilk muharebe için başlarda çok umutlu olan Churchill, savaştan önce Lord Fisher'in uyarılarını dinlemeyerek, ne kadar büyük bir eşeklik yaptığını geç de olsa anlamıştır.


Deniz savaşları üzerine notlar,düşünceler


Cem Akkılıç
Mart 2008

Top Ad unit 728 × 90

Mehmetcik Vakfı