Cem Akkılıç

Biz cumhuriyeti sokakta bulmadık ki; "buyurun gelin yıkın diyelim!.. " Cem Akkılıç Ne mutlu Türk'üm diyene!

Bravo...

2024 yılında Belgrad'da tren istasyonunda yıkılan duvar nedeniyle on altı kişi hayatını kaybetmişti. O gün bugündür Sırp halkı cinayet gibi kazanın sorumlusu olarak gördüğü Cumhurbaşkanı Vucić'i indirmeye çalışıyor. Tüm duvarlara; "senin Parti'ni sinkaf ederiz", "katil", "terörist" ve "hırsız" yazıyorlar. Bir kişi bile tutuklanmıyor!

Nereden mi biliyorum? Bizzat içlerindeyim...


Öğrenci hareketi ile başlayan gösteriler, milyonların katıldığı dev protestolar sonuç verdi ve Sırbistan 25 Ekim'de erken seçime gidecek. 


Bu insanlar günde 3 posta et yiyor, bankalara borcu olan yok, kirada yaşayan neredeyse yok gibi! Asgarî ücret alan yok. İşe başlayan en az üç asgarî ücret toplamı maaş alıyor. Şehir içi ulaşım 7/24 BEDAVA. İn bin, bin in yani...


Pekiii...


Çeyrek asırlık Erdoğan iktidarı boyunca denetimsizlik nedeniyle iş kazalarında, depremlerde kaç milyon insan hayatını kaybetti?!..


Bankaya borcu nedeniyle hacze uğrayan kaç insan intihar etti?!..


İşsizlikten cinnet geçirip karısını çocuklarının gözleri önünde vahşice katleden kocaların sayısını bilemediğimiz gibi...


Atanamadığı için marketlerde kasiyerlik yapmayı gururuna yediremeyen kaç öğretmen canına kıydı?!.. 


Ya peki; Ergenekon-Balyoz kumpaslarında gurur intiharlarıyla canlarına kıyan vatansever askerler?!..


Maaşı ay sonunu getirmediği için sanal kumara sürüklenip, intihar eden polislerin de sayısını tam olarak bilemiyoruz.


Misal; son çeyrek asırda, Erdoğan iktidarı boyunca akıl almaz seviyede artan uyuşturucu kullanımından dolayı gençliği sönenler... 


Çetelesi bile tutulmadı...


Tüm bu cinayetlerin, intiharların, denetimsizlikten kaynaklanan ölümlerin sorumlusu kim!..


*

Evet...


Sırbistan "on altı can" için ayaklandı ve erken seçime gidiyor...


İşte Avrupa kültürü, bravo Sırp halkına...


Sana da bye bye Vucić...


CEM AKKILIÇ 

17 Eylül 2026


"Beni unuttular..." başlıklı yazımı buradan okuyabilirsiniz.


Cem Akkılıç 


Mehmet Şimşek isimli şahıs Avrupa’nın mazot fiyatını TL’ye çeviriyor, maaşını çevirmeyi unutuyor!

Madem Avrupa’yla kıyaslıyoruz; mazot Avrupa fiyatıysa, maaş da Avrupa maaşı olsun!

Milletle dalga geçmeyin artık!

Almanya'da ortalama kazanç 3.000 €

Türkiye'de asgarî ücret 499 €



Beni unuttular...

Neredeyse iki aydır hakkımda ne bir yakalama kararı ne de bir iddianame düzenleniyor...

İlginç ve...

Çok tuhaf...

İşkillenmemek elimde değil...

Acaba diyorum, bunlar muhalif belediyeleri topyekûn yok etme derdine giriştikleri için mi beni ıskalamaya başladılar?!..

TikTok izlenmelerime bakıyorum; dengeli, karşı devrimcilerin uykularını kaçıracak benzersiz içeriklerle, beğenen beğenmeyen yüz binlerce kişiye ulaşıyorum...

Asrın Tayyip'inin yarattığı yeni Türkiye'yi Papua Yeni Ginelilerin bile feci şekilde kıskandıklarını belgeleriyle aktarıyorum...

E daha n'apayım?..

Son yapılan kol gibi zamlar yetmiyormuş gibi, iktidarın bacağım gibi yeni vergiler monte ederek milleti ağaç kabuğu kemirme aşamasına getirdiğini; ölümden önceki son eşikte bile milletin gıkını dahi çıkarmadığını, dolayısıyla açlıktan ölmekten korkmayan bu "cesur" milletin, asrın Tayyip'inin karşısında dut yemiş bülbüle dönüştüğünü dilim döndüğünce anlatıyorum...

Tüm bunlara rağmen hâlâ yeni yakalama kararı, iddianame falan filan yok bir süredir...

Bir ihtimal...

Şöyle bir olasılık da var gibime geliyor...

Ampûl döneminde hakkımda açılan davalardan —ki ondan önce karakolların önünden geçmişliğim yoktur— doksan beş adet BERAAT aldığım, başta beni takip edenler olmak üzere yüz binlerce kişi tarafından biliniyor...

Dalya'ya beş kala, yüzüncü BERAAT'i alarak Guinness Rekorlar Kitabı'na adımı yazdıracak olmamdan dolayı, doksan beşte frene mi bastılar, kim bilir?!..

Yüzü göremeyeyim mi istiyorlar!..

İnsan AKP döneminde yaşayınca, aklına her türlü şey geliyor tabii...

Bütün ihtimallere rağmen...

Şu ya da bu...

Bu aralar, beni unuttular...


CEM AKKILIÇ 

16 Eylül 2026


Dip dalga... Başlıklı yazımı buradan okuyabilirsiniz. 

Cem Akkılıç 



Efsaneyi hatırlayalım...



Dip dalga...

Rüzgârsız havada, çarşaf gibi denizde koca koca gemiler sallandığında bu tabiat olayına "swell" diyor denizciler...

Türkçesi; dip dalga yani...

*
Dip dalga denilen şeyin bir de siyasî terminolojide yeri var...

İktidarı indirecek, değiştirecek büyük güç anlamı taşıyor dip dalga...

*
Dalga aslında birçok anlama gelebiliyor lugatımızda...

*
Erkeklik organından tutun da, alaycı yaklaşımlara atfedilen bir kelime olarak çıkıyor karşımıza...

*
Hatta...

Yıllar önce "Bu ne biçim dalga..." başlıklı bir yazı yazmıştım Cemology'de... Kahraman Türk Ordusu'na ve vatanseverlere kurulan Ergenekon, Balyoz kumpaslarının "dalga dalga" üzerimize geldiği yıllarda...

*
Hiç dinlediniz mi bilmiyorum ama "Haticem saçlarını dalga dalga taratmış" adlı bir şarkı da var mesela... Engincan'ın Ankara havası Dalga dümen'i gibi...

*
E üç tarafı denizler ile çevrili ülkemizde bu kadar çok dalganın olması çok da şaşırtıcı değil esasında...

*
Son günlerde dalga'nın başına "dip" eklendi...

İktidarın saat başı dibine kadar köklediği zamlar karşısında, dip dalganın oluşmaya başladığı söyleniyor siyaset tartışmalarında...

*
Çeyrek asırdır iki yüzlü, sahtekâr, rol kesen, göstere göstere AKP'ye arka arkaya seçimleri hediye eden sözde muhalefet liderlerine körü körüne inanan muhalif halkımız "dip dalga" oluşturuyormuş...

Bravo yani...

*
Emin olun, dünyanın en kıytırık vasat ülkelerinde bile; AKP gibi dünyanın en dandik siyasî partisine ikinci defa koltuğu vermezler...

Pekiiiii...

Çeyrek asırdır aklı neredeydi bu dip dalganın?..

Dalga mı geçiyorlar!..

At'ı alan Üsküdar'ı çoktan geçti...

Dibine kadar yerleştirdi dalgasını...

Şimdi çıkar, çıkartabilirsen...

CEM AKKILIÇ
12 Eylül 2026


Göbek bağı... başlıklı yazımı buradan okuyabilirsiniz.




Türkiye'nin başına gelen tüm rezilliklerin nedenini gösteren en iyi karikatür...




Türbanlı bacılara sesleniyorum...

Belgrad'da turistik yerlere gittiğimde görüyorum türbanlı bacıları.

Sırbistan'a hoş geliyorlar, safa getiriyorlar... 

İyi de...

Peki; Türkiye'ye döndüklerinde...

Burada otobüs, tramvay ve metroların 7/24 BEDAVA olduğunu...

Herkesin günde üç posta HORMONSUZ et ve gıdaları Türkiye'nin üçte bir fiyatına tüketebildiğini... Yumurta'nın 10 dinar, 1 kilo dana etinin 7 Euro karşılığnda satıldığını...

Hiç kimsenin asgarî ücret almadığını, iş hayatına yeni başlayanların bile en az üç asgarî ücret karşılığında maaşlar aldığını...

Doktorluk okumuş, mühendis olmuşların marketlerde çalışmayıp, kendi mesleklerinde çalıştıklarını...

Hiçbir ürüne asla ama asla bir kuruş dahi zam gelmediğini...

Neredeyse hiç kimsenin bankalara borcu olmadığını...

Adliyelerin ve hastanelerin boş, lokantaların dolup taştığını...

Hayvanlara eziyet edilmediğini, herkesin evinde kedi köpek beslediğini...

Neredeyse herkesin ev sahibi olduğunu, kirada sadece yabancıların yaşadığını...

Evlerde musluklardan kana kana su içilebildiğini...

Hiç kimsenin fatura yüzünden, elektriğinin kesilmediğini...

Gökyüzünde uçakların spreyleme yapmadığını...

Caddelerde huzurun egemen olduğunu, polislerin GBT çekmediğini... 

Sırpların tüm cadde ve sokaklarda duvarlara Cumhurbaşkanı'na "senin partini sinkaf ederiz, hırsız, katil, terörist" yazdığını, buna rağmen geçtim tutuklamayı, gözaltı bile yapılmadığını...

Anlatıyorlar mı?!..

*

Türbanlı bacılara sesleniyorum...

*

Anlatın; şayet bakar kör değilseniz, anlatın herkese Sırbistan'da gördüklerinizi...

Anlatın ki; Türkiye'de millet nasıl bir belâya çatmış, bir de sizlerden duysun...

CEM AKKILIÇ

29 Ağustos 2026

"Topluca kâfir olduk..." başlıklı yazımı BURADAN okuyabilirsiniz. 

Cem Akkılıç 



Atatürk'ün yanına dahi yaklaşamıyorlar...

Her ülkenin tarihinde şanlı zaferler, kahramanlar var...

Mesela...


Yaşadığım Sırbistan'dan örnekler vereyim...


Mihailova Obrenović...


Osmanlı'yı kovan büyük kahraman olarak anılıyor... 


Keza albay Milivoje Andelkovic "Kajafa"... 


Balkan Savaşları'nda Osmanlı'yı duman eden, mengene gibi ezen komutan. Evini de ziyaret ettim Belgrad şehrinde... Şirin, tonton bir çehresi varmış...


*

Sırbistan'dan başladım, Sırbistan'dan devam edeyim...


Sırbistan'ın en büyük askerî kahramanları olarak iki isim öne çıkıyor...


Miloš Obilić...


1389 Kosova Meydan Muharebesi'nin sembol ismi... Osmanlı Sultanı I. Murat'ı çadırında hançerleyerek şehit eden Sırp şövalyesi. 

Sırplar için ihanete karşı sadakat ve kendini feda etmenin timsali. Şiirlerde, destanlarda geçiyor.


Karađorđe Petrović...


Devleti kuran asker. 1804 yılında Birinci Sırp Ayaklanması'nın lideri. Osmanlı'ya karşı ayaklanmayı başlatmış, modern Sırbistan'ın temelini atmış.  

Askeri deha gözüyle bakılıyor, devlet kurucusu olduğu için tarih kitaplarında en önde o gösteriliyor.


Vojvoda Radomir Putnik...


Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'nın başkomutanı. 


Vojvoda Živojin Mišić...


Sırp ordusunun efsane generali...

  

Stepa Stepanovic...


Dört yıldızlı voyvoda ünvanı alan üç kişiden biri...


*

Daha çok var...


Hepsi bir deha, şanlı geçmişleri var...


Var ama...


Atatürk'ün yanına dahi yaklaşamıyorlar...


Çünkü...


Sırp kahramanlar köhnemiş Osmanlı'yı tepelerken...


Atatürk yukarıda adlarını sıraladığım askerler tarafından, neredeyse yok edilen Osmanlı'dan arta kalan Anadolu'da "yedi düveli" dize getirdi. 


Üzerinde güneş batmayan İngiltere İmparatorluğu, tarihinde ilk ve tek büyük tokatı Çanakkale'de Mustafa Kemal'den yedi...


Rakiplere bakınca, muazzam fark ortaya çıkıyor işte...


*

Dünya tarihinin en büyük askerî zaferi 30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun...


CEM AKKILIÇ

28 Ağustos 2026


Topluca kâfir olduk... başlıklı yazımı BURADAN okuyabilirsiniz.

Cem Akkılıç 

"Bir tek askeriniz kalmıştı..." başlıklı yazımı BURADAN okuyabilirsiniz.

Heykelini dikmezlerse, yüzüme tükürün...

Ona terörist diyorlar...

Belgrad'ın neredeyse her cadde ve sokağında duvarlara, "senin partini s*keriz" yazıyorlar.

Mayıs ayında Belgrad'ın kalbinde, Cumhuriyet Meydanı'nda bir milyon kişi toplandı, protesto ettiler.

Toplumsal başkaldırının tam ortasındaydım... Uzun uzun video çekip, kaydettim.

Türkiye'de Gezi Eylemleri, olaylı 29 Ekim'ler dahil birçok eyleme aktif olarak katılmış biri olarak yazıyorum; ben hayatımda böylesine bir izdiham görmedim.

Defol git, bırak dediler.

Bir kişi tutuklanmadı.

Çıktı, istifa edeceğini söyledi...

*

Cillop gibi dana etinin kilosu yedi euro.

Kaymak gibi halis tavuk eti sudan ucuz. Pişirince pantolon kemerine benzemiyor. 

Bankaya borcu olan bir Allah'ın kulu yok.

Kirada yaşayan neredeyse yok gibi.

Şehir içi toplu ulaşım, otobüsler, tramvaylar, metro 7/24 bedava. 

Hastaneler bomboş, çünkü halk iyi besleniyor.

Adliyeler terk edilmiş sanki.

Suç oranı yok denilecek kadar az çünkü. 

Yollarda kimlik soran polislere rastlayamazsınız.

Bir ay çalışıp araba sahibi olunuyor.

Asgarî ücret var ama uygulanmıyor eski Türkiye'deki gibi. 

Aç, açıkta insan yok.

Hiçbir ürüne zerre zam gelmiyor, etiketler hep aynı. 

Ve...

Tüm bunlara rağmen...

Sırp halkı daha fazla kaliteli yaşam talep ediyor.

*

Anlattığım ülke Sırbistan...

Cumhurbaşkanı Vucić yakında istifa edecek, bırakacak koltuğunu...

*

Beşiktaş Avrupa'nın en iyi golcülerinden birini transfer etti. Sırp Dušan Vlahović'i kadroya kattı...

Transfer sezonu kapanmadan Sırp Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'i transfer etsin Türkiye...

Beş yıllığına Türkiye'nin başına geçsin, Cumhurbaşkanı olsun.

Heykelini dikmezlerse, yüzüme tükürün.

CEM AKKILIÇ 

16 Ağustos 2026


"Topluca kâfir olduk..." başlıklı yazımı buradan okuyabilirsiniz.

Cem Akkılıç 



Sırbistan cumhurbaşkanı Vučić'i yerden yere vuracağım...

"President Vučić, you cannot govern Serbia. Because you have lost your mental faculties."

Cumhurbaşkanı Vučić sen Sırbistan'ı yönetemiyorsun. Çünkü akli melekelerini kaybettin.

İmza: CEM AKKILIÇ

Belgrad'da Cumhuriyet Meydanı'nda yukarıda belirttiğim ifadeleri büyük bir pankarta yazıp, eylem yapmayı düşünüyorum.

*

Muhtemelen "kafayı yedi" bu diyecekler...

"Tutuklanırsın deli" diyenler çıkacak...

Erdoğan bitti, şimdi de Vučić'e sardığımı düşünecekler...

"Beğenmiyorsan dön Türkiye'ye, dünyanın kıskandığı dünya lideri göstersin sana dünya kaç bucakmış" diye kinaye yapanlar olacak...

*
Peki; Sırbistan'da bu eylemi yaparsam dertsiz başıma neler gelebilir?!..

*

Sırbistan'da hapse atılır mıyım?!..

Sırp savcılar arka arkaya tutuklama talep edip, beni zindana tıkarlar mı?!..

Ya da ne bileyim işte; artık bir avuç kaldılar ama cumhurbaşkanı Vučić'in taraftarları bana ana avrat sövüp, boğazımı kör bıçakla kesme tehditleri savururlar mı?!..

*

Sıkı durun, bunların hiç biri olmaz!..

*

İki ya da üç polis memuru yanıma gelir...

Ve...

İşte burası çok önemli...

Demokratik hakkımı kullandığımdan dolayı, ilk önce bana kaç saat boyunca eylem yapacağımı sorarlar...

Sizi ilgilendirmez, bakın lan işinize dersem...

Offffff...

Ters kelepçe yapıp, merkezde ıslata ıslata okşarlar mı?!..

Hayır...

Güvenliğiniz için geldik, şayet uzun sürecekse protestonuz, bizden sonrası için ek kuvvetlere haber vereceğiz diyecekler...

Sonra?..

Yabancı olduğumu öğrendiklerinde Belgrad'da bulunan Türk Konsolusu'na bilgi verip, bir görevli çağıracaklar formaliteyi tamamlamak için...

Bizim konsolos görevlisi, beni pankart ile cumhurbaşkanı Vučić'e karşı eylem yaparken görünce, bön bön bakıp; kafayı üşütmüş bu herif diyecek çok büyük ihtimal...

*

Ne dersiniz?!..

Beş metrelik bez parçasına yazacağım iki satır eleştiri ve bir itham ile demokrasi neymiş göstereyim mi bizim ileri demokrasicilere?!..

CEM AKKILIÇ
6 Haziran 2026

"Zamanda yolculuk" başlıklı yazımı okursanız kafayı üşütme ihtimaliniz var. Riske girip, okumak istiyorum diyenler buradan lütfen. 


Cem Akkılıç 

Ampül'e toz konmasın...

Giderayak bunları yazmak gerek...

2010 yılından beri hakkımda açılmış 200'den fazla ceza dosyası var. 


90 adedi beraat ile sonuçlanmış.

Kimisi birleştirilmiş. 


82 adet aktif ceza dosyası var. 


AMPÜL partisini eleştirmeyeyim diye sistematik olarak "yargısal tacizler" hâlâ devam ediyor...


Şimdi  bu özete bakarak yakındığımı düşünmesin hiç kimse...


Asıl felakete getireceğim mevzuyu...


*


Yeni Adalet Bakanı çıktı ne dedi?..


Savcılarımız bundan sonra şüphelinin lehine olan delilleri de toplayacak... Yani daha önce toplamadıkları anlaşılıyor bu söylemden... Bu bir itiraf niteliğinde...


Daha önceki bakanlar da benzer şeyler söylemişti...


Neyse...


*

"Lehe olan deliller..."

İşte olayın "bam teli" burası...


Toplam 90 beraat ve beraat ile sonuçlanacağı besbelli 82 adet aktif ceza dosyasının aşağı yukarı maliyeti 850.000 doları geçiyor...


Bu da nereden çıktı diyeceksiniz. 


Her mahkeme için; bilirkişi masrafı, baro avukatı ücreti, mahkeme giderleri yaklaşık 5.000 dolar tutuyor. "Polis'in, Jandarma'nın" yaktığı mazotu, harcadığı mesaiyi eklemedim bu rakama...


90 adet beraat ile sonuçlanmış dosya ve 82 adet aktif dosyada savcılar şüphelinin lehine, yani benim lehime somut delilleri toplamış olsalardı mahkemeler açılmadan, yıllarca süren kovuşturmalar olmadan mevzu savcılık aşamalarında bitecekti...


Yukarıda yazdığım yaklaşık 850.000 dolar tutarındaki masraflar da Hazine'ye, yani Türk milletine kol gibi girmeyecekti.


*

Bir de sosyal medyada "domates neden pahalı" tarzında kinayeli paylaşımlar yaptığı için hakaretten davalık olup, sonunda beraat alan binlerce kişiyi de hesaba katmak gerek...


*


Peki...


850.000 dolar az para mı?..


Ampülcüler için pul bile değil...


Ya milyonlarca gariban için?..


Bu para ile milletin hayrına neler yapılmazdı ki!..


Sırf AMPÜL eleştirilmesin, AMPÜL'e toz konmasın diye sokağa atılmış küçük bir servet... 


Bil bunları Türkiye...


CEM AKKILIÇ 

19 Nisan 2026


Zamanda yolculuk başlıklı yazımı okursanız kafayı üşütme riskiniz oluşur... Riske girip okumak isteyenler buradan lütfen.

Cem Akkılıç 

Yaşıyor hakkını arayanlar, ölüyor tepkisizler...

Yıllar önce bir Türk profesörden dinlemiştim... Yıllarca Paris'te Şanzelize Caddesi'nde yaşadığını, gürültüden dolayı caddedeki evini terk ettiğini anlatmıştı.  

Fransa, dünyada halkına en çok sosyal yardım yapan ülkedir, bir insan hayatı boyunca çalışmadan neredeyse her şeye sahip olabilir Fransa'da diyordu...


Buna rağmen Şanzelize'de her pazar halk toplanır, protesto edecek bir şey bulamasa yolun kenarındaki toz tanesi için bile ortalığı ayağa kaldırırmış...  İşte "gürültünün" nedeni buymuş...


*

Tepki vermek, itiraz etmek bir kültür meselesi...


*

Avrupalı hayata şöyle bakar...


Ben bir insanım... Yetmiş, seksen yıl ömrüm var... İnsan gibi yaşamalıyım...


Joseph de Maistre toplumun hakkını aramadığı durumlarda, mevcut şartları hak ettiğini ve toplumsal yapı ne kadar bilinçli veya erdemli ise, yönetim de o seviyede olur der...


Yani özetle şöyle diyor; bir toplumun kalitesi ile yönetimin kalitesi doğru orantılıdır... Buna muhalefeti de eklemek gerek bence... 


AKP gibi dünyanın en "dandik" siyasî partisini çeyrek asırdır demokratik yollardan çöp sepetine atamayan muhalefetin kalitesi de muhalif halkın kalitesi ile orantılı...


Seni kötü yöneten, sefaletine yeni sefaletler ekleyen bir yönetimi ortadan kaldıramıyorsa, dön muhalefete bak!.. Kesin bir bit yeniği vardır.


*

Ortadoğulu olmak ile Avrupalı olmak arasında dağlar kadar fark var işte... Dedim ya... Bu bir kültür meselesi... Talepkâr toplum ile kabullenmiş halklar...


Protesto ve talep...


*

Sonuç olarak:


Yaşıyor hakkını arayanlar, ölüyor tepkisizler...


CEM AKKILIÇ

18 Nisan 2026 


Avrupa'da yaşadığınızda bakın neler oluyor. Buradan lütfen.


Cem Akkılıç




 




Top Ad unit 728 × 90

Mehmetcik Vakfı