Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

Çekin karanlık ellerinizi Deniz Kuvvetleri’nden…


İzmit’e bağlı bir firmanın otobüsüyle İstanbul’a doğru ilerliyoruz. Ön koltukta yarı uykulu vaziyette okuduğum kitaba gömülmüş durumdayım. Şoförün, arkadaki birkaç yolcu ile yaptığı sohbet üzerine irkiliyorum. 

1999 Gölcük depreminden söz ediyorlar. Bu muhabbet önce pek ilgimi çekmese de, Deniz Kuvvetleri kelimeleri geçince doğal bir refleksle antenlerim açılıyor. Ne de olsa deniz suyu kaçmış bir defa içime…

Şoför diyor ki; ‘’deprem felaketinin 1 numaralı sebebi deniz subaylarıdır. O gece Orduevi’nde subaylar fuhuş yapıyorlar, karılarını takas ediyorlardı.’’

Bu iğrenç iftiraları daha önce bazı internet sitelerinden okumuştum da, canlı olarak bir şarlatanın ağzından duyacağım aklımın ucuna gelmezdi.

Düşünebiliyor musunuz; bunu söyleyen zavallı, gerçekten bunlara inanırcasına konuşuyor… Ahh edip vah ediyor… Neredeyse coşacak, direksiyon simidini yiyecek…

Aklını hurafeyle yıkamış şoföre dönüp; bu Deniz Kuvvetleri, yani bizim Ordumuz, yıllardır kendi silahlarını üreten, gemi tasarlayıp sıfırdan imal eden ve bölgenin en güçlü deniz kuvveti konumunda… Somali’de bile korsanlara kan kusturan aslan gibi denizcilerimize sen bu iftiraları nasıl atarsın demek geliyor içimden!..

Deniz Kuvvetlerimizin güçlenmesi Amerikalıya batıyor anladık da, senin bu düşmanlığın nedir şapşal dememe ramak kalıyor!..

Kurtuluş Savaşı’nın en kritik günlerinde ufacık Alemdar botu ile akla mantığa sığmayan şekilde, kendisini kovalayan kat kat üstün bir deniz gücünü esir alarak Fransızları etkisiz hale getirip bütün dünyayı şaşkına çeviren zeki Türk denizcilerinin anısına, kalk şu dinci soytarıya dersini ver, anlat Donanmanın Şan’ını diyen ‘’iç sesimi’’ güç bela bastırıyorum!..

Şoför ise frene basmaya niyetli değil, tam gaz kinini kusmaya devam ediyor; ‘’zaten o gece her şeyi gören Orduevi erlerine susmaları için hemen teskere verdi bunlar.’’

*

Tarihe kazınan zaferlere imza atmış, Akdeniz’i Yunan’a mezar etmiş, Türk’ün bayrağını gururla dalgalandırmış bir kuvvetin, ta Piri reislerin, Barbarosların torunlarına atılan bu çamuru orada temizle diyor hala içsesim…

Ertuğrul şehitleri, korkunç Refah faciası, Dumlupınar denizaltısının su altında ölümü bekleyen cesur denizcileri, bahriyemizin en acıklı hatırası Kocatepe muhribinin kaybı…

Artık bana dar gelen otobüsün içinde, hepsi birer ikişer üzerime doğru geliyorlar!..

İçimde aniden çıkan fırtınada, her biri sanki eski arkadaşlarımmış gibi, şehitlerimiz dirilip karşıma dikiliyorlar…

*

Bugün karanlık eller tarafından, Deniz Kuvvetleri’nde komuta kademesi tepetaklak edildi. Tek kurşun bile sıkılmadan Atatürk’ün kahraman denizcileri, kirli bir senaryonun sonunda esir alındılar…

Bunlar zaten hepimizin bildiği şeyler. Fakat şoför kılığına girmiş şeytanın iftiraları, muhafazakâr diye isimlendirilen dinci kesimin büyük çoğunluğunun sapkın çirkefliğini yansıtıyor. 

Şimdi burada; ben denizcileri tanırım, içlerinde yakın tanıdıklarımda vardır, değil bu soytarı şoförün söylediklerini yapmış olmaları, eşlerine yan gözle bakanın anlından çivilerler falan diyerek Ordu’nun denizcilerini sizlere anlatmaya kalkışmayacağım.

Ancak; Gölcük depreminde şehit olan Cem Çiftçi Teğmen’in kısa hikayesini, yakınları ve arkadaşları dışında bilen kaç kişi vardır acaba?

Çiçeği burnunda yeni evli Cem Teğmen, o gece limanda bağlı duran denizaltı gemisinde nöbetçi subaydır. Akşam olmuş, Gölcük her zaman olduğu gibi rutin sessizliğine bürünmüştür. Komutan, Cem Teğmeni çağırtıp, sen yeni evlisin, bu akşam nöbetini kıdemli biri alsın, git eşinin yanına der. Bu bir emirdir ve Cem Çiftçi Teğmen o geceyi hayat arkadaşının yanında geçirecektir. Saatler gece 03:05’i gösterdiğinde gökyüzünde müthiş bir kızıllık ile birlikte büyük deprem meydana gelir. Ne var ki, nöbetini devrettiği geceye denk gelen bu muazzam doğa felaketi, Cem Teğmeni evinde yakalayarak eşiyle birlikte ebediyete taşıyacaktır. 

Cem Akkılıç
4 Temmuz 2011


***

OKUYUCULARA ÖNEMLİ HATIRLATMA

Not: Facebook sitesinde açılan Cem Akkılıç profilleri sahsıma ait değildir. Korkak ve kişiliksiz Yobazlar boş durmuyorlar ve ismimin arkasına sığınarak profiller açıp, sağa sola hakaretler ediyorlar. Okuyucularımın uyarıları sonucunda bunu hatırlatmak istedim. Ayrıca neden savcılığa şikayetçi olmuyorsun gibi sorular geliyor. Geçen yıl bir şikayet girişiminde bulunmuştum. Cumhuriyet savcısı, Facebook sitesinin İP adresi vermediğini ve dolayısıyla açılacak davanın sonuçsuz kalacağını söylemişti.


5 yorum:

Erdoğan Cankaya dedi ki...

Ne enteresan ama son Osmanlı padişahı İngiliz savaş gemisine binip, kaçmıştı. Bu İslamcılarda alışkanlık olmuş durumda İngiliz ve Amerikan şeyi koklamak... Kuran kurslarında hamile kalan ufacık kızlardan haberi vardır mutlaka o şoför bozuntusunun.

Murat Serinkan dedi ki...

Hatırlayın, Mavi Marmara olayında yani AKP ile İsrail'in ortak tezgahında dinciler ağlaşıp durmuşlardı Deniz Kuvvetleri nerede? diyerek... Hey yavrum heyyyy...

Selman Akoğlu dedi ki...

Bir ülkenin insanları kendi Ordusuna nasıl düşmanlı besler gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Bu topraklarda yaşayan insanların genetik yapısıyla oynayanlara bakmak lazım. İsrail’in gdo lu tohumları karışmış bu şerefsiz yobazlara.

Zink... dedi ki...

ahahah ben nedense senin ip adreslerini 3 gün içinde bulabildim.. şaşırtıcı :)) yazık yazık sana kananlarada yazık.. bu arada benim mail adreslerimi yok et sayfalarından :) başına çoook büyük belalar geliyor arkadaşım ;) çocuk gibisin ya erkeksen kendi maillerini yazsana :)

Cem Akkılıç dedi ki...

Nerede bu belalar? Hâlâ beklemedeyim Yobaz!..

:)