Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

İda dağının iyiliksever perisi bunlara ne diyecek


SAYIN CEM AKKILIÇ, Bunca zamandır sizin çırpındığınızı gördüm...Bu çırpınışlar edebiyat adına olsaydı çok daha iyi neticelerde buluşurduk...Davranışlarınız ETİK olmadığı gibi çok da çocukça buldum. Neden mi? Az sonra okuyacaksınız...Çünkü hırs sizin gözlerinizi KÖR etmiş gerçekten.Kendi İz edebiyat sitenizde benim TÜRK ULUSUNA ve size yazdığım mektup, aynen, hiç bozulmamış ve düzeltilmemiş haliyle durmakta, bir KOCA ÇINAR gibi..Çınarlar güçlüdür,"ayakta ölürler"...Meşe serttir ama az bir darbede esnemez KIRILIRLAR...Siz meşe oldunuz ve en küçük esen bir yelde kırıldınız. Bense bir ÇINARIM ve hala ayaktayım. Ama neden? Çünkü doğrularım elimde. Bu doğruları da yazmaktayım. Paylaşmaktayım. Yunus Emre der ki; “ Cümleler doğrudur sen doğru isen…Doğruluk bulunmaz sen eğri isen…” Sayın Cem Akkılıç, Bakın adınızı sıkça yineliyorum…Çünkü siz bunu istediniz…Niçin? Elinizde doğrular yok da ondan…İnsanlar var insanlarla uğraşırlar, insanlar var; olaylarla uğraşırlar…Ama bir tür insan vardır ki; fikir ve düşüncelerle uğraşır…Kısacası üstün insan düşünce ve fikirlerle uğraşırken, basit insanlar ise, olaylar ve insanlar ile didişirler… Ben sizin bu edebiyat adına hiç de ETİK olmayan yazınızı, "mahalle kavgalarına" benzettiğim için sesimi çıkartmadım... Ve Atatürk'ün yeğeni olan Sn.Halil Salihoğlu'ndan onay almadan yazmayı da uygun bulmadım. Neden mi? Beni MANEVİ KIZI olarak gönül bahçesinde konuk eden bu değerli insan, sevgili ATATÜRKÜMÜN KANINI, GENLERİNİ taşıyan bu güzel insan, şu an EDREMİT KÖRFEZİNİN en güzel otellerinde ONUR konuğumuzdur... Sayın Cem Akkılıç, Bu provokasyon tavrınız, bu agresif halinize biraz sevgi ve hoşgörü katık edip, öyle okurun karşısına çıksaydınız ne çok sevinir ve ne çok BİZ olurduk... Zaten BİZ olamadığımız içindir bugünkü MİİLİ RUHUMUZUN fire vermesi ve değerlerimizin kaybı... Sizden bundan sonra ki, yazılarınızdan daha olumlu bir tavır bekliyor ve ikili diyaloglarda "Onu ziyarete giderken yanınızda, götüreceğiniz, sigara ve kontür..." gibi dostça sözlerimi böyle TÜRK ULUSUNA çirkin ve hoş olmayan bir görüntü vermeniz, sizi dibe vurur. Yaşlılarımıza sahip çıkmalı ve onların şu konuk olduğu FANİ dünyamızda ne kadar "mutlu ve huzurlu" yaşatırsak, bizler de bir o kadar yüceliriz... Ve son olarak; "…Sn. Halil Salihoğlu 69 yaşında bir insandır. Şimdiye kadar yaşamda öğretmenliğin dışında birden fazla meslekte çalıştığına dair resmi belgeler elinde mevcuttur... Lütfen daha fazla TÜRK İNSANININ merakını çeleceğim diye yazılarınızı, tam araştırmadan yazmayınız. Sizden daha başarılı yazılar bekliyoruz... “…İnsanlık dağda haktır, her kula olmaz nasip!..” Söyleyen ne doğru söylemiş… Saygılarımla... EminePişiren/Edremit-Akçay/06.08.2008
(Sözünü ettiği yazım ''Emine Pişiren'e açık mektup'' başlıklı,28 Temmuz günü yayınladığım yazıdır. En altta o yazımın linki bulunmaktadır.)

*
Yukarıda okumuş olduğunuz destansı yazı, İz edebiyat sitesinde bulunan bir yazıma ve her ziyaretçiye açık olan yorumlar kısmına Emine Pişiren tarafından monte edilmişti. (Yazıdaki imla hatalarına ve düşük cümlelere dokunmadım.)

Dün Halil amcanın bana telefonla ulaşıp zaten bildiğimiz gerçekleri anlatmasıyla, Emine Pişiren’in yaşlı bir insanın zor durumundan faydalanarak şovenizm yapıp,
''popülerliğe kavuşmak'' çabasında olduğu tam anlamıyla ortaya çıkmış oldu.

Emine hanımın eziklik ve panik içerisinde yazdığı nefret dolu mektubuna cevap vermek istemiyordum aslında. Ancak; dilinden Atatürk'ü düşürmeyip orada burada, internet sitelerinde ‘’Allah rızası için ve Muhammed aşkına bana destek olun’’deyip, gönderdiği yazıdan sonra cevap verme hakkına sahip olduğumu düşünüyorum.

Kendisini koca bir çınar olarak tanımlayan ve gerçekleri ortaya çıkarttığım için üzeri kapalı hakaretler edip, telefonda bir dostumla Halil amca hakkında konuşurken kekeleyip, bana dönerek ''sahte Atatürkçü'' diyen Emine hanım saygıdan söz ederken, kendi yaptıklarının ya da yapmadıklarının gün yüzüne çıkacağını beklemiyordu sanırım.


Onun, yazılarını okuyan insanların gözün de ‘’İda dağının iyilik sever perisi’’olmayı ve bu sahte periliğe bürünerek reyting sağlamaya çalışmasının, köşeye sıkışınca sarıldığı ahlaki değerlerle ne derece bağdaştığının yorumlarını siz okuyucularıma bırakıyorum.


Başka bir kadın tarafından masrafları karşılanan, Edremit körfezinin en güzel otelinde(!) bir kaç gün kalan yaşlı büyüğümüzün, bu kısa tatilini bile reklam malzemesi yapmasının hiçbir şekilde insaniyetle açıklanacak tarafı yoktur. 

Duygu sömürüsünün bile bir sınırı vardır.

Bu kadın şunu çok iyi bilmeli ki, marka olabilmek için yaşlı bir insanın ismini kullanmaya çalışması ters tepmiş ve bu yanlış hamlesi iflas etmiştir. Ve kimin meşe olup kırıldığını, Onuncu köy'e toslayınca anlamıştır umarım.
Cem Akkılıç 10 Eylül 2008

Not: Sözünü ettiği ve koca çınara benzettiği, halen durmakta dediği yazıyı kaldırmış Emine Pişiren. Demek güçlü sanılan çınarlarda yıkılıyormuş.

Emine Pişiren’e açık mektup

Halil amcanın feryadı!

* * *
MANŞETLER