Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

Osmanlı Cumhuriyeti



Pırpırbıyık Hasan Kaçan, Gani Müjde'nin Osmanlı Cumhuriyeti filmine atıf da bulunarak şöyle buyurmuş;

'Yabancılar da tarihle matrak geçen bir sürü film yapıyorlar...


Fakat ondan önce, kendi tarihleriyle alakalı binlerce film çekmişler...


Tarihleriyle ilgili detayları hem ezberlemişler, hem bizlere ezberletmişler...


Sinemanın gücü bu demek ki...' diyor köşesinde. Ayrıca filmi eleştirerek bir de ekliyor; ‘Resmin tamamını bilmeden karikatür çizemezsiniz.’

Ben bu pırpır bıyık Hasan Kaçan'ı en son kanallardan birisinde hatırlıyorum. Bir kahvehaneye girer, millete durmadan efsanevi şeyler anlatırdı. Ne anlattığını kendisi bile tam olarak bilmezdi ama çenesi motor gibi çalışırdı. İnsanlarda bu adamı koyun gibi dinlerdi.

Bak pırpırbıyık, sinemanın gücünden söz ediyorsun, haklısın ama önce bir dur bakalım. Hangi güç, hangi ezberletme.

Koskoca Amerikan milleti, Pearl Harbor filmi çekilene kadar, tarihlerinin en büyük savaşı olan İkinci Dünya Harbi'nin başlangıç tarihini bile bilmiyordu. Kaldı ki o film vizyona girene kadar yüzlerce savaş filmi çekilmişti.

Kaç tane Amerikalı, ülkesinin resmi kuruluş tarihi olan 4 Temmuz 1776yı biliyor acaba. İstersen Sultanahmet'e gidip bir iki tur at ve karşına çıkan turistlere sor bakalım ne cevap alacaksın.

Hangi ezberden söz ediyorsun pırpırbıyık?

Gördüğün ilk Almana sor, hangi tarihini hatırlıyor sinema sayesinde. Ya da 1950'den öncesini kabul ediyor mu bakalım? Oysa sayısı bile belli değil Hitler ile ilgili çekilen filmlerin.

Sinemanın gücünden söz ederken Hollywood'un Yahudi Cemaatinden haberin yok sanırım pırpır bıyıklı. O güçlü cemaat ki, resmin tamamını bildiği halde dünya kamuoyunun önüne çirkin karikatürlerini koymuyor mu sürekli olarak. Diyaspora yalanı Midnight Express filmini bilmeyen var mıdır acaba. Ya diğerleri...


Şimdi Pırpırbıyık Hasan Kaçan sazı eline almış, Gani Müjde'nin yeni filmi Osmanlı Cumhuriyeti'ni eleştiriyor. Tarihimizi 'iki ileri bir geri...' olarak bildiğimizi, aslında bunun böyle olmadığını, iki ileri bir selam’ olduğunu söylüyor. Eğer Pırpır bıyıklının söylediği gibi, 'iki ileri bir selam' ise neden seksen beş senedir İmparatorluğun yerinde yeller esiyor.

* * *
Pal sokağı çocukları   
Geçenlerde Bir dilim sohbet sitesinde rastladığım Pal sokağı çocukları kitabıyla ilgili yazıyı okuyunca birden çocukluğum aklıma geldi.
Bizim çocukluğumuzda Frenc Molnar'ın bu çocuk öyküsü romanını okumayan şimdinin büyükleri var mıdır acaba. Mertlik ve dürüstlük destanı bu yapıtı okuduğumda kaç yaşındaydım hatırlamıyorum. Kırmızı gömlekli kötü çocuklara kızarken, küçük bir arsa için verilen savaşın sonunda hastalanıp ölen Nemecek için ağladığımı hatırlıyorum şimdi. İyilik ve güzelliğin ekip ruhuyla işlenip yüreklerimize işlendiği bu destansı öyküyü okuyup etkisinde kalmayan yoktur kesinlikle. Bir zamanlar TRTde filmi gösterildiğinde heyecanla oturup izlemiştim Pal sokağı çocuklarını. Bu zamana kadar okuduğum eserlerin, sinema perdesine taşınanlarında kitaba sadık kalınmadığı için senaryolarında hep eksiklik bulmama rağmen, okurken hafızamda canlandırdığım karakterler son derece başarılı yansıtılmıştı filme. Ve şimdi özel kanallara bakınca, bu günün çocuklarının ne kadar şansız olduklarını görüyorum.
* * *
HOŞGELDİNİZ KONUK YAZARLAR
Aşkı en dokunaklı anlatan, sevgiyi, dostluğu yücelten, kopartılmış çiçeklere bile kalemiyle kat kat anlamlar yükleyip, yeniden yeşertebilen sevgili Binnur Edisan, seni tanıdığımdan beri yazdıklarını hep takip ettim. Şimdi Onuncu köy'desin. Hoş geldin güzel insan.

Hişyar Arıkan'ı da aramızda görmekten mutluluk duyuyorum. Güçlü ve keskin kaleminle hoş geldin Onuncu köy'e sevgili Arıkan.

Cem Akkılıç
5 Mayıs 2008