Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

Uçarak geldi, vınn’layarak gitti...



Hani küçük çocuklar vardır, saatlerce bir elma şekeri için ağlayıp, sahip olduklarında iki ısırık attıktan sonra fırlatıp bir kenara atarlar…

Ya da, bir hevesin peşinden koşturup da, sahip olunduğunda anlamını yitiren bir eşya gibi olur ya insanın elde ettikleri...

Öylesine sevdaların ortasında, gidişlerin tonu da, atılan iki ısırık gibi durur sanki…


Maymun iştahlı cuk diye oturuverir masanın diğer ucuna.

Sakin ve sessiz…

Ne istediğini iyi bilip,

Asla belli etmeden…

Uçurumun kenarından maddiyat çukuruna düşüp de, sahte bahanelerin arkasında ve sonradan görme görgüsüzlerin akıl hocalığında, daha bir vahşi olur bitirişler.

Tabiatın sınırsızca verdiğini insan eliyle geri almak, bir çiçeği dalından ayırmak, sevda tarlalarında renkli uçurtmanın kuyruğunu kopartmak gibidir sessiz kaçışlar.

Süslü yalanlar karşısında hiç gıgını çıkartma ki,

Orada, gümüş renkli salyangoz şeklindeki eğreti ahşap sehpanın üzerinde dursun kurgulanan yaşam.

Bir bacağı eksik…

Diğer kolu kırık…

Karamsarlık ve de çıkarımcılık içinde gelişen…

Aslında rengi çoktan kararmaya yüz tutsa da…

Bir sendeleyip bir ayağa kalkan, cilalı ve parlak taşın öz’ü olsun…

Ki, anlayasın; anlık, kuşatıcı ve arzulanan teninde patlayan aşkın hoyrat yüzünü!

*
Ve şimdi;

İnsanlık asla geriye dönülemeyecek şekilde yepyeni bir çağa adım atıp sevginin, dostluğun ve arkadaşlığın değerini unutan otomatik bir robota dönüşüverdiyse…

Ne yapacaksınız,

Ölünün arkasından irmikli helva yiyerek, uçarak geldi, vınn’layarak gitti demekten başka…

Cem Akkılıç
27 Temmuz 2011

10 yorum:

Yasemin dedi ki...

Yine kaos hakim.... şiir gibi... ne yazık ki robotlara dönüştü insanlık... tesekkürler.

F.Türkyılmaz dedi ki...

İz Edebiyat sitesindeki yazılarınızdan beri zaman buldukça sizi takip ediyorum. Enteresan ve akılcı üslubunuzu takdirle karşılıyorum. Teşekkürler Cem bey…

Aysel dedi ki...

İnsanoğlu bir vidanjör icat etmeli yine insanların kalbine inen ve içlerini gösteren... Ne yazık ki böyle bir alet üretilmeyecek...

Teşekkürler güzel yazı için.

Cem Akkılıç dedi ki...

Sabah kahvemi içerken aklıma bir hikaye geldi. Anlatayım istedi.

-Abi, telefonda uykum var 50 saat uyumadım , yarın konuşalım diyor.

-Abla, ben aradım ben kapatmadan kapatamazsın diyor.

-Abi duruma uyuz olup, telefonu bammm diye kapatıyor.

Seyreyle âlemi.
Mizah gibi.

Tuğba Özturlar dedi ki...

Ne zoruma gidiyor biliyor musun Olric?
O'na yazdıklarımı, O'ndan başka herkes okuyor...

-------

Harika bir yapıt, nefis bir anlatım... Teşekkürler Cem bey.

Adsız dedi ki...

Bütün ilişkiler gibi aşklarda maddiyat temeline dayandı artık. Günümüz insanı herşeyi çok kolay ve çabuk tüketiyor.

Çok enteresan ve güzel bir yazı...

Mert dedi ki...

Artık insanlar resmen kendilerini Facebook’da pazarlıyorlar. Facebook tam anlamıyla teşhir merkezidir. Benim bir sevgilim vardı. Facebook şifrelerimizi birbirimize vermiştik. Dedim ki ben artık Facebook’da olmak istemiyorum bana GMAİL’den mesaj yolla. Yani GMAİL’den irtibat kuralım demiştim. Bir ya da iki mesaj çekti tekrar Facebook’a abanmıştı. Face açmadığım zaman ‘’neden yazmıyorsun, neden Face’i açmıyorsun’’diyerek hesap soruyordu. Hatun kişi Face hastalığına tutulmuştu kısacası. Sonra dedim ki; neden GMAİL’den mesaj yazmıyorsun? Saçma sapan aptalca bir bahane ileri sürdü. Neymiş efendim GMAİL şifresini de bana vermiş. İyi de biz FACE şifrelerimizi de karşılıklı biliyorduk dediğimde cevap verememişti. Sebebi çok açık. Çünkü GMAİL’de sadece benden mesaj alıyordu. Ama Facebook’ta milyonlarca kişi mesaj yollayabilirdi ona…

FACEBOOK insanları yok etmeye başladı. Facebook her anlamda insanların kendilerini bir şekilde teşhir ettikleri yer haline geldi.

Adsız dedi ki...

siyaset harici bu tip yazılarınız çok az. Keşke daha fazla yazsanız.severek takip ediyorum sitenizi.

Adsız dedi ki...

Siyasi yazılarınız dışında bu tip denemelerinizde çok başarılı...

Adsız dedi ki...

Bu tip yazılarınızda siyasi yazılarınız kadar güzel. Neden daha fazla bu tarz yazmıyorsunuz Cem bey?