Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

Hormonlu salatalık çıkabilir…


Mart ayının başından beri blogspotlara erişim engeli gelmişti. Okuyucular sorup durdular… Siten kapatıldı mı? Hayır efendim, sitelerim kapatılmadı, erişime engellendi. İkisi birbirinden farklı şeyler. Kimisi, ''o ne demek'' diye soruyor. Kısaca diyoruz ki; mesela Arabistan’da yaşayan molla ile Belçika’da yaşayanlar
yazılara ulaşıyor. Sadece siz Türkiye’de yaşadığınız için ulaşamıyorsunuz. Şimdi ise arada bir gözüküyor sonra uzaktan bir el kapatıp açıyor. İşin özeti; bizim badem bıyık işi laçkaya bağladı, kafasına göre takılıyor. 

Türkiye 8.5 yıldır yasaklar ülkesi oldu ne yazık ki. Kim sesini çıkartsa ya Silivri’yi boyluyor ya evine baskın yapılıp imajı bile alınmadan bilgisayarlarına el konuluyor. Artık İmam’ın vicdanına kaldınız. İmam, imajsız bilgisayarın içine ne koyarsa, hepsi peşinen sizindir!.. Bakarsınız bilgisayarın içinden hormonlu salatalık bile çıkabilir. Turşu çıkması da bu meyanda muhtemel ihtimaller arasında sayılıyor. 

Yani ne çıkarsa bahtına misali!.. 

Ama bir gerçek var ki; İmam bu bilgisayar denilen ‘’gâvur icadından’’ çok fena tırsıyor. 

Neyse; arada açık bulduk ya, hemen dalıp iki kelam edip, hiç değilse kısa sürecek bu özgürlüğün tadına varalım. 

Tayyip’in ‘’ucube’’ diye değerlendirip ‘’tekbir sesleri’’ ile önce kafasını doğratıp, bedenini parçalara ayırttığı ‘’İnsanlık Anıtı Heykeli’’ Türkiye adına kara bir utanç lekesi olarak tarihe geçti. Seversin-sevmezsin ama yıktırmaya hakkın yok faslına girip, bayatlamış mevzuları alevlendirmeye hiç niyetli değilim. 

‘’Koskoca Türkiye yıkılmış, bir heykelciğin lafımı olur’’ da demeyeceğim. Bu heykel konusunda, AKP tarafından bilinçli olarak yok edilmeye çalışılan Sarayburnu Atatürk Anıt Heykeli hakkında belgesel hazırlamış bir ‘’boş işler uzmanı’’ olarak, İslamcı zihniyetin kafasının içinde nelerin dolaştığını iyi bilenlerdenim çünkü


Sanata saygısı olmayan, tiyatroda türbanıyla şakır şukur sakız çiğneyip, kovulunca türban sömürüsüyle durumu kurtarmaya çalışarak mazlumları oynayan kişiliklerin arasında yaşayıp, heykeli puta benzeten, bir mollalar cumhuriyetine dönüşmüş olan zavallı ülkemizde yaşamanın o dayanılmaz hafifliğinde, bütün bu saçmalıklara alışmamız isteniyor bizden!..

İstersen alışma; hormonlu salatalık çıkabilir çünkü karşına.

İnsanlar sokakta
birbirlerinin omuzlarını dürtükleyip merakla soruyorlar; ‘’türbanlı kızların kafasının içinde ne var ki öyle gökyüzüne doğru kule gibi uzuyor’’?..Ucube desen, yakışık almaz… 


Üniformalı hemşire dediğinde, ebene hakaret…


Üstünü minareye, altını Şişhane’ye benzetsen, Şişhane ahalisi semtine ağır hakaret kabul edip, üzerine yürür, şişleyiverir, kan kaybından Şişli Etfal hastanesine yetişemeden dünya değiştirirsin. 


En iyisi; siz siz olun ve bu işlere çok fazla kafa kurcalamayın. Oturun evinizde salatalık doğrayın. Silivri’nin yoğurduna hıyar'ı katıp, cacığa nane serpiştirin. 


Zira hormonlu salatalık çıkabilir bilgisayarlarınızdan. 


Cem Akkılıç
30 Nisan 2011

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Hem acı hem komik derler ya, bu yazınız da işte aynen öyle olmuş...

Adsız dedi ki...

Milletin yediği kaçıncı hormonlu salatalık oldu bu? insanlar ne zaman gerçekleri görecekler. İş işten geçtikten sonra sanırım. Filistin toprakları üzerinde nasıl İsrail devleti kurulduysa, bugün başımızdaki hükümette İsrail.2e çalışıyor. Zaten kendileri söylüyor biz Büyük Orta Doğu projesi eş başkanıyız diye... Daha nasıl anlayacak bu millet...