Ne mutlu Türk'üm diyene!

İletişim: cemakkilic@aol.com

Hoca efendi ne cevap verecek!..

Kuran Ayetleri meğerse çok sertmiş…

19 Mayıs'ı yasaklayan kafaya göre; Kuran’ı da yumuşatmak gerekliymiş…

Amerikan projesi Ilımlı İslam’ın Kardinali aynen böyle buyuruyor!

Düşündüklerini ise birer birer uygulatmasını biliyor.

Ve dünyada bir sürü kutsal şehir varken, okyanus ötesinin gözü yaşlı ağlak Kardinali Fethullah hazretleri, A.B.D’nin kucağında pişkince oturmaya devam ediyor.

Haftanın bir günü kameraların karşısına kurulup, ajitasyonlu gözyaşı dökerek internetten vaaz veriyor, din sömürüsü yapıyor!.. Bu ilkokul mezunu müezzinden bozma adamın milyonlarca Amerikan dolarına nasıl hükmettiğini ise bir Allah’ın kulu sormuyor, soramıyor.

Ağızlarındaki tek lakırtı, Türkçe Olimpiyatları…

Neymiş; Türk bayrağını yurt dışında dalgalandırıyorlarmış. Başka anlatacakları masalda yok zaten…

Şimdi ben de bir denizci olarak çıkar derim ki; Türk bayraklı binlerce ticari gemi var. Bunların çoğu dünyayı dolaşıyor, bayrak gösteriyor. Gemilerde çalışan insanlar emekçi ve kazandıklarını sonuna kadar fazlasıyla hak ediyorlar. Çoğu denizcimiz kriz bahanesiyle keriz yerine koyulup maaşlarını  bile alamazken, cemaatin kasasına milyonlarca dolar para akıyor.

A.B.D ajanı yetiştirdiği gerekçesiyle Fethullah takımının okulları, Rusya ve Türkmenistan tarafından kapatıldı, elemanları sınır dışı edilip kovuldu. Demek ki Ruslar ve Türkmenler yurtdışında bayraklarının dalgalanmasının(!) ne anlama geleceğini erken uyanmışlar.

*

Haziran genel seçimlerinde AKP’yi destekleyeceğini açıklayan cemaat ile AKP’nin arasına ufaktan kara kedilerde giriveriyor. Örnek olarak; yakın geçmişte Yeni Akit Gazetesi yazarı Prof. Şaban Şimşek'in kaleme aldığı "Allah bu memleketi cemaatçilikten korusun!.. Amin" başlıklı yazısı tesadüf değil.

Mesela; Sayın Tayyip’in bağırsak ameliyatı sonrasında bir geçmiş olsun mesajı gelmemişti Pensilvanya’dan…

Acaba Fethullah ve Sayın Tayyip arasında yaşanan gerginlikler cemaat-iktidar arasındaki güç kavgası olabilir mi?

Kabak gibi duran bir gerçek var; AKP tayfası Fethullahçıların büyümesinden endişe ediyor.

Bu bana; tarihte, Hitler’in S.A birliklerinin güçlenmesi karşısında aldığı tutumu hatırlatıyor.

Elbet bunu da zamanla öğreneceğiz…

*

Şimdi bir olayı hatırlatmak için biraz eskilere gidelim.

AKP, Amerika’dan aldığı açık ve net direktiflerle, 2007 yılından sonra Cuma hutbelerinde okunan ALİ İMRAN suresini yasaklamıştı. Aynı yılın Milliyet gazetesi arşivlerinde bu haber olay olmuştu. İsteyen arşivden bulup okuyabilir. Hiç lafı uzatmayacağım. Gidin Cuma günleri camiye ve hoca efendiye sorun; yahu Hocam, sen bu sureyi neden okumuyorsun?..

Mutlaka sorun bakalım; Hoca efendi ne cevap verecek!..

Diyeceğim şu ki; ayeti-sureyi yasaklayan Amerikancı kafa, 19 Mayıs’ı ortadan kaldırmış, sizce süpriz mi?..

Cem Akkılıç
14 Ocak 2012



19 Mayıs kutlamaları İtalya'dan alındıysa, dini kutlamalarda Türk'ün düşmanı Araplardan alındı. C.A

Yasaklanan 19 Mayıs Törenleri bu şekilde kutlansın








Kuran Ayetleri çok sertmiş. Yumuşatmak lazımmış. Adam sanki Yumoş ile çamaşır yumuşatıyor.

 

Türk Ordusunu Türkiye'nin koruması lazım


Kısacası…

 

Taktir yüce Türk milletinindir. Emekli Genelkurmay Başka… Pardon, 700.000 kişilik 26.Terör Örgütü Lideri sayın İlker Başbuğ.


Kenan Evren'i 1 saat rahat yatak odasında sorgulayan bağımsız (!) yüce Türk adaleti, darbe yapmayı bir türlü beceremeyen İlker Başbuğ'u hapse yolluyor ve bu oyuna hepimizin inanmasını bekliyor.


Kısacası diyorum ki; Türkiye değişiyor ya, terör örgütü T.S.K'yı derhal lağvedelim, savaş çıkarsa, Bedevi orduları gibi iki Elham bir Kuluvallah okur, kılıç-kalkan ile işi kıvırıp yeneriz düşmanları evelallah. 

Evet, şimdi sırada kim kaldı sayın seyirciler!..

Cem Akkılıç
6 Ocak 2012

Tam 3 yıl önce 8 Ocak 2009 tarihinde yazdığım ‘’Bu ne biçim dalga’’ başlıklı yazım.

Ulan...

Yazmaya başladığım andan bu zamana kadar ULAN kelimesi bile kullanmamıştım sitelerimde, rekor sayıda dava açıldı!

Hakaret davaları!..

Annemden telefon mesajı aldım dün.
‘’Babanı karakola götürdüler, gene hakaret etmişsin Cem’’ diyor annem.

Bir süre yokum, döneceğim...

Hainlere: Atatürk yobazların söylediği gibi DİKTATÖR olsaydı... Şimdi aramızda nefes alan nankörlerden eser kalmazdı!..

Gariban halka: Depremden ve gravatlı hırsızlardan mümkün olduğu kadar kendinizi koruyun. Duble yollara kurban ettirmeyin cesetlerinizi.

T.S.K personeline: Sayenizde akşamları gaz çıkarta çıkarta uyuyanlar, bırakın size hain damgası vurmaya devam etsinler... Tarih her şeyi not alıyor.

Okuyuculara:
Bir süre yokum, döneceğim. Silivri'ye değil, Güney Afrika'ya gidiyorum. Döndüğümde görüşürüz. Hep varolun.


Cem Akkılıç
7 Kasım 2010



Facebook sitesinde profilim yoktur. Adımı kullanan korkak dinci zibidiler; cesur olun, bırakın bu işleri.
.


Hacının kızı...

Cumhuriyet törenlerini ulusal matemi bahane edip yasakladıktan hemen sonra, iktidarı tam kadro AKP'li Zafer Çağlayan'ın düğününde göbek atarken görünce, kendi kendinize sormuş olmalısınız mutlaka!..

''Ulusal mateme ne oldu'' diye?..


Tam da bir gün önce haberlerde; küçük bir kız çocuğu, ''emeklerim boşuna mı gitti, ben tören için şiirler ezberlemiştim'' diyerek hıçkıra hıçkıra ağlarken...

Güzel şeyler olacak...

İki yıl önce Cumhurbaşkanınız ''güzel şeyler olacak'' demişti. 
 
Kürt açılımı başlıyordu... 

 
Adalet Bakanlığı'nın emriyle savcılar-hakimler çapulcuların ayaklarına kadar gitmiş, çadır tiyatrosu kurulmuştu. 

 
Tam 2 yıl önce salıverilenler halay çekip, havai fişeklerle Habur'dan

Pisi’nin gidişi…

Adam Atatürk’e hakaret ediyor…

Ehh, bununla yetinmiyor,

İsmine saldırıyor…

Hukuka sarılıyorsun, sarıldığınla kalıyorsun…

Çünkü her taraf usulca sarıldı!..

Asıl merak ettiğim şey…

Akıl çağında yaşadığımızı zannederken, birden bire yüzyıllarca geriye, ortaçağa iteklendiğimizi gördükçe asabım bozuluyor.

1999 Gölcük depremini yaşayanlar iyi hatırlarlar… 

Baştan belirteyim, yıkıntıların arasında kalan acı hatıraları deşecek değilim!

Kalkan…

Ekmekle beslenmek zorunda bırakılıp zekâları hadım edilen ve gaipten şeylerle kafaları doldurulanlar, eskisi gibi, sen Yahudisin lakırtısını kusmaya başladılar.

Hani Ergenekon tiyatrosunun palavradan ibaret olduğunun tam olarak anlaşılamadığı, o ilk, şok günlerde, Ergenekoncusun diye başlayıp, ardı ardına saydırırlar ve ben de küfürleri geri iade edip, Ergenekoncu damgası yemekle övünürdüm.

Hatta dincilerin bana Ergenekoncu, Balyozcu gibi yakıştırmalarını dillendirip, hava attığım günleri hatırlıyorum.

Bu aralar gene Yahudi

Kim şerefsiz?

Başbakan Sayın Tayyip, biz PKK ile görüşmeyiz, teröristle masaya oturmayız demişti ya hani, din-iman ile beyni yıkanmış caf caf kafalılarda alkışlamışlardı Kayseri Meydanı’nda

Sonra çıkıp televizyonlara; ‘’4 kez PKK ile görüştüğümüzü söyleyenler, şerefsizler, bunun er geç hesabını vereceklerdir’’ diyordu… O sakız şivesini Arapça gibi uzatarak…

Öyle ya, devlet dediğin teröristle masaya oturmazdı, oturmamalıydı da!..

Aynı esnada Büyük Orta Doğu Projesinin eş başkanı olduğumu kanıtlasınlar, kanıtlayamayan

Sayın Tayyip

1912 yılından beri SİYONİST DAVASINA HİZMET edenlere verilen DAVUT BOYNUZU ödülünü alan tek Müslüman lider kimdir?

Sayın Tayyip’tir!

Evet, tek Müslüman lider diyorum. Çünkü başka hiçbir Müslüman’a verilmeyen bir ödülden söz ediyorum. Hatta daha ileri gidiyorum.

İslamcının adı yok...

Dinci soytarılar sürekli hakaret ediyorlar. Kimisi, ismimi Yüce Atatürk ile birlikte anarak ağır hakaretler ediyor kimisi direkt şahsıma!.. 

Mesela İslamcının birisi, sözde HABER SİTESİ açmış. Atatürk’e ağır hakaretler yapılan sitede; Akıllı ol Cem Akkılıç diye başlık atarak vermiş veriştirmiş. Koca sitede ne bir iletişim var ne de bir şahıs ismi! Yazılardaki korkunç imla hatalarına değinmiyorum bile… 

Bu isimsiz şaklaban, sitesinin en altına şöyle bir ileti kondurmuş;

Balkondaki usta…

Kalfa Başbakan seçimlerden önce durmadan oy istiyordu…

Gittiği her yerde; ‘’ustalık dönemime’’ giriyorum, üçüncü kez iktidar yapın ustanız olayım demişti!..

Ilımlı İslam ile uyuşturulan yüzde ellilik seçmen de, seçim gecesi balkona çıkıp; ‘’artık ustanızım’’ nutku çeken yeni ustasını alkışlıyordu.

O an anlamışlardı, balkondaki kalfa’nın aslında ‘’usta’’ olduğunu…

Deniz Feneri sönünce misyonerliğe soyunuyor bizim tosunlar

Üç yıl kadar önceydi…

Afrika’daki çocuklar için bir şeyler yapılabilir mi? diye düşünürken ''The Hunger'' sitesine rastlamıştım.

Sözünü ettiğim site, açlık ve ölümle burun buruna kalan çocuklara yardım yollayan ve ziyaretçilerinden hiçbir şekilde para talep etmeden, sadece reklam gelirleriyle bağış yapan bir siteydi.

Boş kalan koltuklar…

O fotoğrafı tamamlamak gerek?..

Bana sorarsanız Çakmak Salonu’ndaki fotoğraf eksik kaldı.

Toplantıdan çıkacak kararları hiç düşünmeden,

Boş kalan koltuklara takıldı kaldı gözlerimiz.

Oysa tek başına oturan Başbakan’ın sağ tarafına Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanı sıfatıyla Abdullah Gül’ü, sol tarafına vekâleten Mareşal hazretleri Fethullah Gülen’in portresini koymalıydılar.

Emek hırsızlarına kötü haberim var

OKUYUCUNUN DİKKATİNE
Bir yazıyı kopyala yapıştır yaparak izinsiz araklamak ve kendi KALEMİNDEN çıkmış gibi göstermek farklı, linki ile birlikte paylaşmak farklı şeydir. Bu nedenle sitemin sağ üst köşesinde bulunan FACEBOOK PROFİLİNDE PAYLAŞ butonunu kullanarak yazılarımı sosyal ağlarda paylaşılabilirsiniz!..Zaten okuyucularıma bunu ben teşvik ettiğim için o mavi butonu siteye yerleştirdim.

HIRSIZLARIN DİKKATİNE

Bu sefer değdirmeyecek bile…

Kamil arkadaşlarına yazıyor, Ramazan’da Yahudi malı Coca cola içme sakın diye…

Öbür zurna yanıtlıyor; hurmaların çoğu İsrail malıymış.

Bir diğeri hemen onaylıyor durumu.

- E madem öyle; biz de zemzem suyu içelim!

Sen söylesen, ‘’gomminist bu’’ derler!

Uçarak geldi, vınn’layarak gitti...

Hani küçük çocuklar vardır, saatlerce bir elma şekeri için ağlayıp, sahip olduklarında iki ısırık attıktan sonra fırlatıp bir kenara atarlar…

Ya da, bir hevesin peşinden koşturup da, sahip olunduğunda anlamını yitiren bir eşya gibi olur ya insanın elde ettikleri...

Öylesine sevdaların ortasında, gidişlerin tonu da, atılan iki ısırık gibi durur sanki…

İktidar Heyeti

Adam telefonda Atatürkçüyüm demeye korkuyor. Neden mi dersiniz? Çünkü telefonunun dinlendiğini adı gibi biliyor. İnat eder gibi sorduğunuzda; biraz ıkınıp kıkınıp, ''evet Atatürkçüyüm'' diyor. Ne yapsın, haklı… Bir duyan falan olsa, sabahın köründe terörist diye alınırım korkusu içinde.

Ama asıl korku İktidar Heyeti’nde… Bu nasıl mı oluyor, anlatayım dilim döndüğünce. 

Orta parmak...

Tarih boyunca ecnebiler en kızgın anlarında orta parmaklarını gösterdiler.

Bu, orta parmağın havaya dikilip, başparmağın işaret parmağını avuca doğru sıkıca bastırmasıyla oluşan bir işaret dilidir. Bizim coğrafyadaki muadili, işaret parmağının orta parmak ile arasında kalan boşluğun başparmakla doldurulup, yumruk biçimde gösterilmesiyle oluşur.

Mesela bir Amerikalı orta parmağını havaya dikip kolunu ileri geri oynattığında anla ki, o işte bir ‘’parmak’’ vardır.

Yobazcık…

Senin kafan ümmete çalıştığı için bir türlü basmıyor yobazcık!..

Bağımsızlık, Ulus kavramı, vatandaşlık, medeni hukuk gibi evrensel değerler sana Mars gezegeni kadar uzaklardaysa, ''Türk’üm'' bile diyemediğin için köle olarak yaşamaya müstahaksın Yobazcık.

AKP iktidarı Amerikan füzelerini memlekete yerleştirmeye çalışırken, Suriye’deki Müslümanları yok etme savaşına ortak olduğunda, tepki gösteremeyecek kadar yalaka ve ahlaksızsın sen Yobazcık.

Denizciye…

Destansı yolcuğun başlarında, köpük köpük dalgaların vurduğu, güvertesinde denizcilerin hep bir ağızdan marşlar söylediği yaşlı geminin limandan ayrıldığı buruk ama heyecanlı günlerdi…

Gözleri nemli genç kızların, denizcileri kederle uğurladıkları o fırtınasız vedalar çoktan geride kalmıştı.

Şimdi ise,