Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

Çuval...

Sene teeee 2003'dü... Irak krizi patlak vermişti... E zaten kerizi bol Ortadoğu'da kriz biter miydi?!.. Bitmezdi...

AKP memleketin başına çörekleneli yüz gün olmamıştı... Henüz iktidarda kaşarlanmamıştı... 

1 Mart Tezkeresi için Meclis'te oturumlar düzenlendi, şiddetli tartışmalar yaşandı, masalar sandalyeler havalarda uçuştu...

Tezkere demek; Türk Ordusu'nun Arap çöllerinde büyük patron İsrail için savaşması, askerlerimizin bir hiç uğruna bok yolunda Niyazi olması demekti...

AKP çoğunluğu "tezkere" çıksın diye yırtınırken, başta CHP ve diğer muhalefet "hayır çıkmasın" diye bastırıyordu...

Hiç umulmayan bir şey oldu; AKP'nin içinden "hayır" sesleri duyuldu... Tezkere çıksın diyenler 264, hayır çıkmasın diyenler 250 milletvekiliydi... Ne olduysa işte o "hayır diyen" AKP'liler sayesinde oldu... Salt çoğunluğa ulaşılamadı...

Sonuçta çıkmadı arkadaş, o tezkere çıkmadı o yüce Meclis'ten... 

Bülent Arınç ve Beşir Atalay dışında Tezkere'ye "ret oyu" veren ne kadar AKP'li varsa, asrın Tayyip'i tarafından; çeşitli bahanelerle partiden kovuldular...

Kuşkunuz olmasın: Elbet bir gün yansız tarih yazacaktır!..

Yakın tarihimizin tek şanlı olayıdır "1 Mart"...

Tezkere geçmeyince İsrail kudurmuş, önce askerlerimizin başına "çuval" geçirmiş, ardından arka arkaya kumpaslarla beş bin yıllık TSK'yı yerle bir etmişti... 

Koca orduya, düşman askerinin yapmadığını, yapamadığını kendi memleketinin "satılmışları" yapmıştı... Ağızlarda gevelenen lakırtı hep aynıydı; "darbeci paşalar", "kâfir ordu..."

*

Dün TSK'nın erkek askerlerine "çuval" geçiren İsrail, bugün içimizdeki hainler eliyle kadın askerlerine çuvalı geçirmeyi başardı...

Düşman askerine ne lüzum, onların yapmadığını satılmışlar yaptılar... 

TSK'yı topyekûn çuvalladılar...

Cem Akkılıç
9 Ekim 2017





https://tr.pinterest.com/cemakkilic34/





Avukat Ceyhun Gökdoğan günah çıkartıyor...

Adnan Oktar'ın iftira çetesinin başındaki avukat Ceyhun Gökdoğan "ben ne yaptıysam mesleğim gereği yaptım, dört yıldır Adnan Oktar'ın avukatı değilim... Ben Atatürk milliyetçisiyim" dedi iyi mi?!..

*

Avukatların meslek icabı yalan söylemelerini normal karşılıyorum...

*

Bir gün Antalya'da avukatımın bürosunda on iki yaşındaki oğlu

Tu kaka dediği Lozan'a sarılıyor...

Yıllarca Lozan'a sövdüler...

Badem'e göre Lozan hezimetti... Zaten Atatürk'ün yaptığı her şey, Yobaz'a tersti...

Yenilgiydi Lozan...

Teslimiyetti Lozan...

İhanetti Lozan...

Utançtı Lozan Yobaz'a göre...

*

Kedinin kakasını saklar gibi; Osmanlı'nın kendi ölüm fermanını

Atatürk'ü okul müfredatından kaldırması boşuna değil!..

Sağda solda geviş getirip, hâlâ yüzsüzce "Avrupa bizi kıskanıyor" diye hoplayıp zıplayanları görünce insanın kan beynine sıçrıyor haliyle...

*

Mesela o kıskanç "eyyy Avrupa'nın" İtalyası; yüzden fazla dünya markası çıkartmış...

Fizana gitsen Benetton mağazası görürsün... 

*

Seçim öncesi AK Trollerin fotoshop ile

Başka bir gezegen...

30 Ağustos günü anavatandan on bir bin kilometre uzakta Vietnam sınırına yakın bir Kamboçya köyüne düştü yolum... Kiri Vong'a bağlı adı sanı olmayan küçük bir köye...

Çocukluğumdaki Anadolu'nun o konuksever insanları sanki bu köye kaçıp yerleşmişlerdi... Aynı yoksulluk, birbirine benzeyen güler yüzlülük ve misafirperverlik... 

Toplasanız otuz haneyi geçmeyen köyde

Gitme Bekir abi...

Çocukluk çağında hep sorarlar, bilirsiniz...

Büyüyünce ne olmak istiyorsun?!..

Doktor, avukat, polis, subay, pilot futbolcu... 

*

Aynı soru bana da sorulmuştu...

23 Nisan marşı...

O gün yürüyüşe Beşiktaş Valideçeşme'den başlamıştı çocuk korteji...

Bütün çocukların ellerinde tahtadan yapılmış saplara tutkalla yapıştırılmış kağıttan minicik Türk bayrakları vardı... O yıllarda bu bayraklar çok meşhurdu...

Bembeyaz saçlı, mavi gözlü ve dev gibi cüssesiyle sempatik ama disiplinli okul müdürü Adil beyin komutuyla Cumhuriyet'in çocuk korteji, öğretmenlerin eşliğinde yürümeye ve aynı anda marşlar söylemeye başlamıştı...  

Sanki her tarafta var bir düğün...
Çünkü, en şerefli en mutlu gün...

Yanık Ömer...

Refendum geride kaldı... 

İmam referandum sonrası "atı alan Üsküdar'ı geçti..." deyince, İstanbul'un bu eski semti birden ünleniverdi...

İmam'ın semtiydi Üsküdar...

*

Çocukluğuma döndüm birden... Beşiktaş'ta oturuyorduk... Havaların iyi olduğu hafta sonları Beşiktaş vapur iskelesinin hemen yanından kalkan küçük teknelerle Üsküdar'a geçerdik ailecek...

Genelde hep "Katibim" çalardı teknelerin teyplerinde... Yolcularda eşlik ederlerdi şarkıya... Üsküdar'a varana kadar, kim bilir, belki beş belki on defa çalınırdı