Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

Görgüsüz İmam...

Binlerce zırhlı aracı, helikopterleri, süper uçakları (7 adet), bin odalı kaçak saray’ı, beş bin koruması olunca insan soramadan edemiyor…
İsrail ile ticaret yapan gemicik filosu var da...
Bunun neden denizaltısı yok?..
Bir tek ‘’özel denizaltısı‘’ eksik çünkü!..
Genelkurmay Başkanı bile ‘’Özel...‘’



Havada var, karada var, denizde var…
Denizin altında olmasın mı?..

*

Nasıl olsa BALYOZ kumpasından sonra Deniz Kuvvetleri’nin sadece adı kaldı… Yunanlı Eğe’de kaç adamızı işgal etti, sayısını unuttuk!? İsrail, Doğu Akdeniz’de kendisini engelleyecek bir Türk Deniz gücü ile karşılaşmadığı için babasının malı gibi doğal gaz ve petrol arıyor…


Boğazlar derseniz; büyük patron ABD'nin savaş gemileri Karadeniz’e açılıyor… Bildiğiniz koridor oldu… Bizim fırkateynler emperyalizmin hizmetinde Somali’de Aden Korsanlarını kovalıyor!..


Bodrum'da mayonu giyip denizde biraz açılsan, Yunan botları tepene binecek neredeyse... 

*

Deniz Kuvvetleri komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu kıyak adamdır…
Kumpas mağduru denizcilere davranışlarından biliriz zat-ı hallerini…
Bir iki denizaltıyı görgüsüz İmam’a tahsis etse!..

*

Misal:
İçi dolar dolu ayakkabı kutuları için; torpido tüpleri…
Para sayma makineleri için; astsubay kamaraları…
Türbanlı First Lady'nin pırlantaları, yakutları, zümrütleri, ceviz büyüklüğünde elmasları için; telsiz dairesi…
Tekbir çekmek istese; denizaltının kulesi tek merdiven!..
Periskobun ucuna da astın mı ampullü bayrağı…
Değmesinler keyfine…

*

Şaka yapmıyorum:
Dünyanın en pahalı sarayı-uçağı kadar konforlu olmasa da, yakışır görgüsüz İmam’a…
Bakarsınız bir gün pılını pırtısını toplamak zorunda kalır...
İsviçre’de deniz yok ama; Arjantin’e tüymek için uygundur denizaltısı…



Çalıp çırpmaya doymuyorsa, denizaltıyı götürmüş çok mu?..
Havada, karada, denizde fiyakası eksik kalmasın…
Mazluma yatmasın... 

Cem Akkılıç
9 Kasım 2014


Niyazi…


İkincisinde tezkere geçince…

Bilal oğlanın savaşa gitmeyeceğini bile bile haykırdılar sosyal medyadan:

‘’Bilal oğlan savaşa…’’

Beyaz kefenler giyip, senin için ölürüz diyen yalakalarda dahil edildi…

Atatürk’ün çocukları içlerine sindiremediler çünkü TSK’ya tezkere verilmesine…
  
*
  
Eskidir bu tezkere hikâyesi…

Birincisinde geçiremeyince:

NATO’ya karşı çıkan, tezkereye ‘’izin vermeyen’’ askerlerin başlarına çuval geçirip darbeci diye zindanlara kapattıktan sonra, Paşa Necdet’i genel kurmay başkanı, İmam’ı da ‘’Başkomutan’’ seçtiler…

*

Mesela imam Başkomutan tezkeresine bakıp:

Bayrak...


Heybeliada’daki evin penceresi İstanbul’un en büyük ikinci Türk bayrağının dalgalandığı tepeyi görürdü…

Eğer hava fırtınalı ise, bayrak coşar, trampeti andıran sesler çıkartırdı…

Akşam üstleri pencerenin kenarına oturur, rüzgârdan dolayı pata pata sesler çıkartıp dalgalanan dev bayrağı izler, çoğunlukla ulusal marşlar eşliğinde izlemeye doyamazdım…

Bir sevdalının, aşkına şarkı söylemesi gibiydi bayrağın sesi…

Yaşlı Niça teyze sokaktan geçerken beni pencerede görürse, mutlaka önce dev bayrağa bakar, Rum şivesiyle ne güzel dalgalanıyor deyip selamını eksik etmezdi…

Fırtınalı bir gün de; bayrağın sesini taramalı tüfek sesine benzetip, adayı teröristler bastı sanarak

O bakışlar…


Türk ordusu ne çektiyse içinde barındırdığı hainlerden çekti...
Koca ordu ne yazık ki Atatürk’ün emirlerini yerine getiremedi…
Düşman elbette düşmanlığını yapacaktı… 
Hainlerin karşısında subaylar korktu, pıstı…
 
Aman bana bir şey olmasın, rütbemden, rahatımdan, yaz kampımdan, emekliliğimden, ıvırımdan zıvırımdan mahrum kalmayım anlayışı geldi…
 
Çok açık ve net yazıyorum; Başkomutanı İmam olan Türk Ordusu’nda artık namaz kılmayan kurmaylar

Yaz kızım…


Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Türkiye’nin başına gelenleri özetleyen bir karikatürü görünce, yazının başlığını; yaz kızım koymaya karar verdim…
Yazılmıştı gerçi…
Adalet’in katledildiğini çok defa görüp yaşayanlardan birisi olduğumdan, ‘’yaz kızım’’ hoşuma gitti.
Nasıl gitmesin ki?..

*
Misal;
Başkomutan seçiminde…
İmam mı olsun, hoca efendi mi diye sordular?..
Nasip bu ya…

Sarışın kadınlar…


İmam ile Hoca’nın arasına kara kedilerin henüz girmediği yıllardı…
Tam o sıralarda; ‘’BALYOZ kadınlarının hepsi sarışın, kim kimin eşi karıştırıyorduk. Eşlerinin resmi basılı olan t-şhirt giymişler, işimiz kolaylaştı’’ diye twitt atıp, alay ediyordu Fethullah yanlısı Türbanlının biri… 

Küstahça subay eşleri ile makara geçiyordu aklınca…
Horon tepenleri bile vardı zevkten, unutamam!.. 
*
Sessiz çığlığın kahraman kadınlarıydı oysa o sarışın kadınlar…