Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

Atatürk'ü okul müfredatından kaldırması boşuna değil!..

Sağda solda geviş getirip, hâlâ yüzsüzce "Avrupa bizi kıskanıyor" diye hoplayıp zıplayanları görünce insanın kan beynine sıçrıyor haliyle...

*

Mesela o kıskanç "eyyy Avrupa'nın" İtalyası; yüzden fazla dünya markası çıkartmış...

Fizana gitsen Benetton mağazası görürsün... 

*

Seçim öncesi AK Trollerin fotoshop ile hazırladıkları "yerli arabayı" internette milletin gözüne soka soka yayınlamışlar, hava basmışlar, seçim bitince yerli arabayı soranlara küfrü basmışlardı... Araya bir de uçak gemisi sokuşturmuşlardı...

Bizi kıskanan "eyyy Avrupa"; Alfa Romeosunu, BMVsini, Mercedesini dünyaya satarken, Almanya yedek parça yollamadığı için TSK'nın tankları çalışamaz hale geldi iyi mi?!..

*

Doğu'nun okullarında ayakkabısız öğrenciler sınıfta tir tir titrerken, beğenmediğin Romanya'nın bile Daciası var arkadaş... Basıyorsun marşa, karda kışta gidiyor...

Ama Sosyal Medya'ya baksan Türkiye havalandı... Yerli uçaklar tepemizde vızır vızır uçuyor...

*

Üç yüz elli dolar asgari ücrete talim eden Fransızlar, ha babam bulguru-makarnayı kaşıklayan gariban İsviçreliler, Hollandalılar, açlık sınırının altında yaşayan İspanyollar kıskanmayacakta kim kıskanacak Türkiye'yi?..

*

Fen, matematik ve kendi dilini okuyup anlamada dünya sıralamasında yetmiş iki ülke içinde sondan ikinci olan bir ülkeyi kıskanmasın mı "eyyy Avrupa..."

Kıskançlık krizine tutulmuş "eyyy Avrupa", İmam Hatipleri ve tecavüz yuvası cemaat-tarikat mekteplerini görüp; "yahu biz de neden Papaz Hatip okulları yok" diye kendi kendi kendine soruyor olmalı... 

*

Bunlar işin makarası tabi...

Şakayı kenara koyup, kakaya dönecek olursak:

Memlekette bırakın kıskanılacak bir gıdım ilerlemeyi, bu kadar hıyar olup da neden bir kase bile "cacık" çıkmıyor diye sormayın sakın...

Çünkü İmam'ın, Atatürk'ü okul müfredatından kaldırması boşuna değil!..

Cem Akkılıç
10 Eylül 2017




Başka bir gezegen...

30 Ağustos günü anavatandan on bir bin kilometre uzakta Vietnam sınırına yakın bir Kamboçya köyüne düştü yolum... Kiri Vong'a bağlı adı sanı olmayan küçük bir köye...

Çocukluğumdaki Anadolu'nun o konuksever insanları sanki bu köye kaçıp yerleşmişlerdi... Aynı yoksulluk, birbirine benzeyen güler yüzlülük ve misafirperverlik... 

Toplasanız otuz haneyi geçmeyen köyde

Gitme Bekir abi...

Çocukluk çağında hep sorarlar, bilirsiniz...

Büyüyünce ne olmak istiyorsun?!..

Doktor, avukat, polis, subay, pilot futbolcu... 

*

Aynı soru bana da sorulmuştu...

23 Nisan marşı...

O gün yürüyüşe Beşiktaş Valideçeşme'den başlamıştı çocuk korteji...

Bütün çocukların ellerinde tahtadan yapılmış saplara tutkalla yapıştırılmış kağıttan minicik Türk bayrakları vardı... O yıllarda bu bayraklar çok meşhurdu...

Bembeyaz saçlı, mavi gözlü ve dev gibi cüssesiyle sempatik ama disiplinli okul müdürü Adil beyin komutuyla Cumhuriyet'in çocuk korteji, öğretmenlerin eşliğinde yürümeye ve aynı anda marşlar söylemeye başlamıştı...  

Sanki her tarafta var bir düğün...
Çünkü, en şerefli en mutlu gün...

Yanık Ömer...

Refendum geride kaldı... 

İmam referandum sonrası "atı alan Üsküdar'ı geçti..." deyince, İstanbul'un bu eski semti birden ünleniverdi...

İmam'ın semtiydi Üsküdar...

*

Çocukluğuma döndüm birden... Beşiktaş'ta oturuyorduk... Havaların iyi olduğu hafta sonları Beşiktaş vapur iskelesinin hemen yanından kalkan küçük teknelerle Üsküdar'a geçerdik ailecek...

Genelde hep "Katibim" çalardı teknelerin teyplerinde... Yolcularda eşlik ederlerdi şarkıya... Üsküdar'a varana kadar, kim bilir, belki beş belki on defa çalınırdı

Sen ne dersen de...

Referanduma saatler kala sonuç ne olur diye soranlara şöyle söylemiştim:

İslam ülkelerinde emperyalizm kaybetmez!..

Şaibeyi karıştırıp, burun farkıyla evet'i iteklediler işte...

*

1950 yılından beri siyaset yapan tüm

Diktatör sıkıştı tehdit ediyor...



Geçenlerde önüne koydular anketleri... 

Durumun kritik olduğunu gördü... 

İlk defa bir seçim öncesi; kendi yaptırdığı anketlerde geride olduğunu gösterdiler...

Attan düşmüş gibi oldu...

*

Sinirlenmesi, sağa sola saldırması, bu işi parti

Erken kalkın bu Nisan sabahlarında...

Yağmurlar düşer Anadolu'ya her Nisan'da...

Ovaların yeşillenip, verimli toprakların berekete doyduğu, yüksek yamaçlardan süzülen nehirlerin bir başka aktığı zamandır Nisan ayları...

Güneşin yavaş yavaş kendisini gösterdiği, ağaçların tomurcuklanıp baharı müjdelediği dönemde uyanışa geçer Anadolu...

Dünyada yok başka bir benzeri...

*

Karlı Toroslardan başlar kara sevdaları tütmeye, Ağrı'nın eteklerine kadar