Ne mutlu Türk'üm diyene!

İletişim: cemakkilic@cheerful.com


Kızma birader!..


Oylarımız çalındı diyorsun…
Seçimlerde haksızlık yapıldı diye bas bas bağırıyorsun…
Bir oranı yırtmadığın kaldı!..
*
Doğrudur…
Ben mutfak kapısını aralayıp, düdüklü tencere açan kedi bile gördüm…
Hırsızlar kedi olur, trafo patlatırlar…
Kaybedersin seçimi…
Sabıkalıdır bu ülkenin siyaseti!..
*
Peki sende hiç mi günah yok?..
Hadi diyelim kedi çaldı yüzde 5’ini…
*
PKK’liler dağdan inip, şehirlerde gezerken…
Ergenekon, Balyoz palavrası orduyu mengene gibi ezerken…
Ve hak, hukuk, adalet yobazın eline geçtiğinde…
Ne yapıyordu muhalefet?..
Kızma birader!..
Hırsız geliyorum diyordu zaten…
Elektrikler gidince mi uyandın?..
Ülke talan edilirken, oyların çalınmış…
Kızma birader!..
*
Atatürk’ün neyi varsa yok ediliyor, heykellerine bile katı dışkılarını bırakıyorlar deyip yırtındığımda duymadın bile…
CHP Atatürk’ü defterden silip, seçim kazanırım diye düşündüğünde, zaten kaybetmişti birader…
*
Eski Diyanet İşleri başkanı türban dinin emri değildir derken, sen bayrak yapıp, bir önceki seçimlerde oy toplamaya kalkışınca…
Gerçeği varken sahtesine oy vermedi yüzde 45…
Yobazdan ders de mi almadın birader?..
*
Seçimlerden önce, Twitter kapatılırken, you tube karartılırken, büyük medya susturulurken sesini ne kadar çıkarttın?..
Ben CHP ve MHP’nin üzerine çarpı koyunca; suçluyu buldun:
‘’AKP’li bu…’’
*
Oysa cemaatin kuyruğuna takılan ben değildim…
Kızma birader!..
Kedileri bırak, otur aptallığına yan…
Eleştirenleri günah keçisi yapıp, AKP’li olmakla suçlayacağına…
Aynada yüzüne bak!..
Çünkü bu kafayla muhtar bile olamayacaksınız…

Cem Akkılıç
8 Nisan 2014
Google+PLUS profilim

Cukka yani…


İstanbul’un büyük bir ilçesinin CHP’den başkan yardımcısı adayı…
Seçimlere altı ay kala zafer bizim olacak demişti…
Masaya yumruğunu vura vura!..

*
Oturduk rakı içiyoruz…
Karşılıklı koyu sohbetteler…
Bir elim çenemde, sessizce izliyorum olup bitenleri…
‘’Bak şurası var ya…
Mahallenin öbür ucu…’’
‘’Hıı hıı…’’
‘’Orada güzel işler yapacağız!..’’
‘’Cukka yani…’’

Mavi serçeler…


Gezi Parkı eylemleri yeni başlamıştı…
O sıralar Akdeniz Karadeniz dolaşıyorum…
Bulgaristan’a gidiyoruz…
Telefonum çaldı…
‘’Ben komiser Hacı’’
‘’Buyurun komiserim?..’’
‘’İfade vermen gerekiyor…’’
‘’Şimdi veremem… Denizdeyim…’’

Biz andıççılar…


Ankara’da Andıç toplantısındayız…
Darbe planlarını konuşuyoruz…
Mola bitince tekrar salona döndük…
Ben ve yirmiye yakın internet sitesi sahibi çiçeği burnunda darbeci, paşanın karşısında mum gibi hazırol vaziyetteyiz…
Salonda çıt çıkmıyor…

İlker Başbuğ paşa emir subayının getirdiği ANDIÇ dosyasını açarak her birimize darbe esnasında nasıl mevzi alacağımızı, koordinasyonları ve diğer tüm

İmansız...


Üç ay sırf denemek için İmansız hakkında tek yazı yazmadım, 15 tane dava açmış. Demek ki niyeti tahmin ettiğim gibi; eziyet çektirmek…

Şimdi birileri çıkıp, ‘’yahu kardeşim dava açarsa açsın ne olacak ki, suçsuzsan bir şey olmaz’’ diyebilir…

Olmaz tabi…

Ama bakın neler oluyor!?..

Esir Kurmay Albay Tayfun Duman’ın mektubu…



Balyoz esiri kahraman subaylarımızdan denizci Kurmay Albay Tayfun Duman cezaevinden mektup yollamış… Denizde gemimde olduğum için mektup elime geç ulaştı… Çok önemli olduğu için okuduktan sonra paylaşma gereği duydum…

TSK’nın, özellikle Deniz Kuvvetlerimizin uyduruk davalardan sonra yaşadığı içler acısı durumun, savaşma gücünü neredeyse tamamen kaybedişinin özeti olarak görebilirsiniz bu belge niteliğindeki mektubu.

Sayın Cem Akkılıç bey
İsmim Tayfun Duman sizi saygıyla selamlıyorum. İçinde bulunmuş olduğumuz BALYOZ davasını öğrenmek isteminizden dolayı şükranlarımı sunuyorum. Size Hadımköy’de bulunan Askerî Cezaevinden yazıyorum. Biliyorum, bu mektubu MALTEPE Askerî Cezaevinden bekliyordunuz, ama

Dolar balyaları yerine hep Atatürk çıkmıştı…


Usta’nın yargıyı ele geçirdiği günlerde annemle karşılıklı oturup planlar yapardık…
Malum bizim ev ha babam polis baskınlarına uğradığından; kendi çapımızda önlemler alırdık…
Terasta oturduğumuzda caddeden geçen polis arabasını görsek, işte gene geliyorlar, hazırla bilgisayarını derdi annem espri ile…
Cemaatin dershanelerine resmen bilgisayar bağışı yaptığımızı düşünmeye başlamıştık…
Önlem almanın, bilgisayarları beleşe kaptırmamanın çoktan zamanı gelmişti…
*
Annem önerilerde bulunurdu…

Kahkahalar atarak…


Bu ülkede 2007 yılından beri korkunç haksızlıklar yaşandı…
Adaletin kolu bacağı kırıldı…
Kör topal bir hukuk sistemi hâkim kılındı…
Adliyelerdeki rezaletleri anlatmaya kalkışsak, cilt cilt kitaplara sığmaz…
Sadece benim hakkımda yüze yakın haksız dava açıldı…
Kiracımın evini bile yirmi polisle bastılar…
Adalet, ortaçağın adaleti oldu…
Savcılara derdimizi anlatamadık, anlamak istemediler…
Eğitim, dinselleşti…