Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

O bakışlar…


Türk ordusu ne çektiyse içinde barındırdığı hainlerden çekti...
Koca ordu ne yazık ki Atatürk’ün emirlerini yerine getiremedi…
Düşman elbette düşmanlığını yapacaktı… 
Hainlerin karşısında subaylar korktu, pıstı…
 
Aman bana bir şey olmasın, rütbemden, rahatımdan, yaz kampımdan, emekliliğimden, ıvırımdan zıvırımdan mahrum kalmayım anlayışı geldi…
 
Çok açık ve net yazıyorum; Başkomutanı İmam olan Türk Ordusu’nda artık namaz kılmayan kurmaylar paşalığı hayal bile etmesinler. 

Ve Astsubayından, Or’una kadar hainlerin isimlerini teker teker biliyor aslında Türk milleti…

Gün gelir onlar yargılanır…

*
Yobaz kafası darbeci desin; dünyanın tüm memleketlerinde rejime karşı yapılacak en ufak bir saldırıyı bile engelleme görevi o ülkenin silahlı kuvvetine verilmiştir.

Sıkıyorsa git İsviçre'yi din devleti yap mesela... 

Eritre ülkesini yıkıp, muz cumhuriyeti kuracağım desen, asker çıkar karşına... 

Bu yazının ana konusu, şu aşağıda eşkalini vereceğim İmam ve arkasında duran subay ile ilgili.

Recep cumhurbaşkanı olmuş, küresel güçler denilen ortakları sayesinde elbette.

Ama fotoğrafta bir detay var... 
Öyle bir detay ki; keskin bakışlar her şeyi bize anlatıyor…
Daha ötesi; Türk Milleti’nin haykırmak istediklerini anlatıyor o bakışlar…

İmam başkomutan Ata'nın huzurunda, arkasında yeni Türkiye'nin yeni Ordusu...
Bulunmak istemediği bir yerde İmam'ın içi kan ağlıyor...
Yeşilçam figüranları gibi rol yapmaya çalışıyor Atatürk'ün karşısında...

Önce esir edilip, sonra devşirilmiş bir ordunun eski askerlerinden olduğu anlaşılan bir subay kameraya bir bakış atıyor...
Şimşek gibi bir bakış...

TSK’da hâlâ onurlu subaylar var dedirtiyor o bakışlar!..

*
Hitler’in şu sözleri hiç aklımdan çıkmıyor; "Türkler öyle bir millettir ki, hayatta bir tane bile kalsa devlet kurup intikamını alır." 

 

Cem Akkılıç

31 Ağustos 2014


Emekli Amiral Türker Ertürk yazıdı: Üst düzey komutanların çoğunun yatacak yeri yok!.. Yazıya buradan bakabilirsiniz.

Yaz kızım…


Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Türkiye’nin başına gelenleri özetleyen bir karikatürü görünce, yazının başlığını; yaz kızım koymaya karar verdim…
Yazılmıştı gerçi…
Adalet’in katledildiğini çok defa görüp yaşayanlardan birisi olduğumdan, ‘’yaz kızım’’ hoşuma gitti.
Nasıl gitmesin ki?..

*
Misal;
Başkomutan seçiminde…
İmam mı olsun, hoca efendi mi diye sordular?..
Nasip bu ya…

Sarışın kadınlar…


İmam ile Hoca’nın arasına kara kedilerin henüz girmediği yıllardı…
Tam o sıralarda; ‘’BALYOZ kadınlarının hepsi sarışın, kim kimin eşi karıştırıyorduk. Eşlerinin resmi basılı olan t-şhirt giymişler, işimiz kolaylaştı’’ diye twitt atıp, alay ediyordu Fethullah yanlısı Türbanlının biri… 

Küstahça subay eşleri ile makara geçiyordu aklınca…
Horon tepenleri bile vardı zevkten, unutamam!.. 
*
Sessiz çığlığın kahraman kadınlarıydı oysa o sarışın kadınlar…

Arkadan kelepçe az bile…


Kudurmuşlar gibi saldırıyorlar, linç ediyorlar, sabahın körlerinde ulusalcıları topluyorlardı…
Her gün yeni bir kötü haber…
Her an dram, haksızlık ve linç yapılıyordu…
Şakasını bile yapıyorduk onca feryadın içinde; ‘’artık subay olmanın da karizması kalmadı, güneş doğmadan yaka paça götürüyorlar, teröriste-hırsıza yapmadıkları muameleleri askerlere yapıyorlar, siz en iyisi polis olun çocuklar…’’
*
Öyleydi gerçekten…
Başka bir savaştı, cephe aranıyordu!..

Atatürk’ün Ordu’su esir alınırken, tek kurşun bile sıkılmamıştı…
*
Örgüt diyorlar, darbeci diyorlar, terörist diyorlardı…
Koskoca Türk Ordu’su savaşmadan namertlerin, vicdansızların, uğursuzların oyunlarıyla bitiriliyor, iktidardaki hırsız savcısı oluyordu oyunun…
*
Arşivlerde duruyor olmalı…

4 yıldızlı ihanet…



Şanlı Türk Ordusu Ergenekon, Balyoz ve benzeri gibi zırvalarla KUMPAS’a maruz kaldı…
Kahraman aslanlarımız zindanlara atıldı…
Kardak’ta Türk bayrağı asanlar, bugün hücrelerinde kahroluyorlar…
Terör belasını sıfırlayanlar müebbet yediler…
Paraları sıfırlayan alçaklar ise ülkeyi bölünme noktasına getirdiler…

Bunların hangisi kâfir?..


Ergenekon palavrasının başladığı günlerdi…
Henüz balyoz indirilmemiş…
Türk ordusu tam olarak Bedevileştirilmemişti…
Müthiş bir yıpratma dalgasıyla birlikte…
Yandaş kanallarda masum insanlar idam ediliyordu…
*
TSK darbe yapacakmış da, bir türlü yapamamıştı!..
Sahte digitaller havalarda uçuşuyor, iftiraların sonu gelmiyordu…
Yurtseverler kâfir…
TSK darbeciydi!..
*
Plana göre:
Azıcık muhalefet edenler, küçücük direniş gösterenler, soluğu İmam’ın Adliyesinde

Tahrik sistemi…


Deniz Kuvvetleri diye bir ‘’Kuvvet’’ kalmadı elimizde...
Evet; gemiler yüzüyor, denizaltılar dalıp çıkıyor…
Fırkateynlerin platformlarından helikopterler kalkıp, iniyor…
TCG Gazal 72 yaşına rağmen bana mısın demiyor, hâlâ denizleri arşınlıyor…
Görünürde her şey normalmiş gibi!..
Sahilden bakınca:
Fiyakalı gemiler…
Beyaz üniformalı bahriyeliler…
Mest olur gören…
*
Peki; kazın ayağı öyle mi?..
Deniz Kuvvetleri personeli belli etmese de, kabul eder; Türk Donanma tarihinin

Kızma birader!..


Oylarımız çalındı diyorsun…
Seçimlerde haksızlık yapıldı diye bas bas bağırıyorsun…
Bir oranı yırtmadığın kaldı!..
*
Doğrudur…
Ben mutfak kapısını aralayıp, düdüklü tencere açan kedi bile gördüm…
Hırsızlar kedi olur, trafo patlatırlar…
Kaybedersin seçimi…
Sabıkalıdır bu ülkenin siyaseti!..
*
Peki sende hiç mi günah yok?..
Hadi diyelim kedi çaldı yüzde 5’ini…
*
PKK’liler dağdan inip, şehirlerde gezerken…