Ne mutlu Türk'üm diyene!

İletişim: cagdasdrama@gmail.com


Arkadan kelepçe az bile…



Kudurmuşlar gibi saldırıyorlar, linç ediyorlar, sabahın körlerinde ulusalcıları topluyorlardı…
Her gün yeni bir kötü haber…
Her an dram, haksızlık ve linç yapılıyordu…
Şakasını bile yapıyorduk onca feryadın içinde; ‘’artık subay olmanın da karizması kalmadı, güneş doğmadan yaka paça götürüyorlar, teröriste-hırsıza yapmadıkları muameleleri askerlere yapıyorlar, siz en iyisi polis olun çocuklar…’’
*
Öyleydi gerçekten…
Başka bir savaştı, cephe aranıyordu!..

Atatürk’ün Ordu’su esir alınırken, tek kurşun bile sıkılmamıştı…
*
Örgüt diyorlar, darbeci diyorlar, terörist diyorlardı…
Koskoca Türk Ordu’su savaşmadan namertlerin, vicdansızların, uğursuzların oyunlarıyla bitiriliyor, iktidardaki hırsız savcısı oluyordu oyunun…
*
Arşivlerde duruyor olmalı…
Paşaları fare ilacıyla zehirlemeyi teklif eden köşe yazarının ismi ise Yasemin Congar’dı…
*
Ve dün sabah bütün Türkiye yakalanan cemaatçi polis şefini izledi diğer suç ortaklarıyla birlikte…
Yüzlerce vatanseverin üzerine iftira atıp, ocakları söndüren polisleri…
Arkadan kelepçe vurup, yaka paça götürdüler…
Aynen cumhuriyetin çocuklarına yaptıkları gibi…
Hem de sahur vakti, sabahın köründe!..
Çünkü İmamla, hocanın cemaatinin ortaklığı bitmişti…
*
Görüyorsunuz; keserin sapı dönüyor en sonunda…
Ama bu kadar çabuk döneceğini hiç tahmin etmemiştim…
*
Onuruna yediremeyip intihar eden subayların, hücresinde hastalanıp ölen vatanseverlerin, yürekleri dağlanan annelerin, dul kalan eşlerin, babasız büyümek zorunda kalan çocukların, askerinden mahrum kalan bir milletin ahı tutmaya başlıyor…
Daha beteri de olacak…
*
Göreceksiniz kan yerde kalmayacak…
Kuşkunuz olmasın, kumpasçının da sırası gelecek…
Ancak o zaman bu hesap kapanır, şimdilik arkadan kelepçe az bile şerefsize…

Cem Akkılıç
23 Temmuz 2014



4 yıldızlı ihanet…



Şanlı Türk Ordusu Ergenekon, Balyoz ve benzeri gibi zırvalarla KUMPAS’a maruz kaldı…
Kahraman aslanlarımız zindanlara atıldı…
Kardak’ta Türk bayrağı asanlar, bugün hücrelerinde kahroluyorlar…
Terör belasını sıfırlayanlar müebbet yediler…
Paraları sıfırlayan alçaklar ise ülkeyi bölünme noktasına getirdiler…

Bunların hangisi kâfir?..


Ergenekon palavrasının başladığı günlerdi…
Henüz balyoz indirilmemiş…
Türk ordusu tam olarak Bedevileştirilmemişti…
Müthiş bir yıpratma dalgasıyla birlikte…
Yandaş kanallarda masum insanlar idam ediliyordu…
*
TSK darbe yapacakmış da, bir türlü yapamamıştı!..
Sahte digitaller havalarda uçuşuyor, iftiraların sonu gelmiyordu…
Yurtseverler kâfir…
TSK darbeciydi!..
*
Plana göre:
Azıcık muhalefet edenler, küçücük direniş gösterenler, soluğu İmam’ın Adliyesinde

Tahrik sistemi…


Deniz Kuvvetleri diye bir ‘’Kuvvet’’ kalmadı elimizde...
Evet; gemiler yüzüyor, denizaltılar dalıp çıkıyor…
Fırkateynlerin platformlarından helikopterler kalkıp, iniyor…
TCG Gazal 72 yaşına rağmen bana mısın demiyor, hâlâ denizleri arşınlıyor…
Görünürde her şey normalmiş gibi!..
Sahilden bakınca:
Fiyakalı gemiler…
Beyaz üniformalı bahriyeliler…
Mest olur gören…
*
Peki; kazın ayağı öyle mi?..
Deniz Kuvvetleri personeli belli etmese de, kabul eder; Türk Donanma tarihinin

Kızma birader!..


Oylarımız çalındı diyorsun…
Seçimlerde haksızlık yapıldı diye bas bas bağırıyorsun…
Bir oranı yırtmadığın kaldı!..
*
Doğrudur…
Ben mutfak kapısını aralayıp, düdüklü tencere açan kedi bile gördüm…
Hırsızlar kedi olur, trafo patlatırlar…
Kaybedersin seçimi…
Sabıkalıdır bu ülkenin siyaseti!..
*
Peki sende hiç mi günah yok?..
Hadi diyelim kedi çaldı yüzde 5’ini…
*
PKK’liler dağdan inip, şehirlerde gezerken…

Cukka yani…


İstanbul’un büyük bir ilçesinin CHP’den başkan yardımcısı adayı…
Seçimlere altı ay kala zafer bizim olacak demişti…
Masaya yumruğunu vura vura!..

*
Oturduk rakı içiyoruz…
Karşılıklı koyu sohbetteler…
Bir elim çenemde, sessizce izliyorum olup bitenleri…
‘’Bak şurası var ya…
Mahallenin öbür ucu…’’
‘’Hıı hıı…’’
‘’Orada güzel işler yapacağız!..’’
‘’Cukka yani…’’

Mavi serçeler…


Gezi Parkı eylemleri yeni başlamıştı…
O sıralar Akdeniz Karadeniz dolaşıyorum…
Bulgaristan’a gidiyoruz…
Telefonum çaldı…
‘’Ben komiser Hacı’’
‘’Buyurun komiserim?..’’
‘’İfade vermen gerekiyor…’’
‘’Şimdi veremem… Denizdeyim…’’

Biz andıççılar…


Ankara’da Andıç toplantısındayız…
Darbe planlarını konuşuyoruz…
Mola bitince tekrar salona döndük…
Ben ve yirmiye yakın internet sitesi sahibi çiçeği burnunda darbeci, paşanın karşısında mum gibi hazırol vaziyetteyiz…
Salonda çıt çıkmıyor…

İlker Başbuğ paşa emir subayının getirdiği ANDIÇ dosyasını açarak her birimize darbe esnasında nasıl mevzi alacağımızı, koordinasyonları ve diğer tüm