Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

TELEVİZYON REKLAMLARI

Son yıllarda Tv reklamların da cinsellik fazlaca ön plana çıkmaya başladı. Reklam alanındaki engellenemez rekabet, beraberinde bazı soru işaretlerini de getiriyor aslında. Kadın sadece cinsel bir obje gibi gösterilirken, erkekler cinsel köle gibi tanıtılıyor. Cinselliğin gerektiği gibi (mutlaka olacaksa) kullanılmaması ve çivisinin çıkması söz konusu oluyor anlayacağınız. Ben reklamlarda cinsellik şu kadar kullanılsın veya kullanılmasın demiyorum. Bunun orantısından öte, nasıl kullanıldığı daha çok ilgilendiriyor beni.
Şu dondurma reklamları mesela, yakında başlar tekrar. Gerçek hayatta hangi kadın o dondurmayı reklamlarda gösterildiği gibi tüketir ki. Ya da tüketse başına neler gelir? Büyük olasılıkla, gelinlikle barış dansı yapıp Türkiye'de tecavüze uğrayan ve katledilen talihsiz İtalyan sanatçının başına gelenleri yaşar.

Bu arada reklamın değişmez yıldızı Eva Longoria'nın, o çubuk dondurmayı erotik biçimde ısırırken çıkarttığı KIRT diye ses yok mu, içim bir tuhaf oluyor, televizyonu parçalayasım geliyor.


















Birde cips reklamları var. Ürünler kalitesiz olduğu gibi, bu reklamlara da yansıyor. Kolej tiplemeli delikanlının biri cips yerken, yanında oturan kıza ikramda bulunuyor, kız erotik ağız hareketleriyle cipsi yutarken birden silikonlu memeleri patlıyor, içinden alevler fışkırıyor. Cips reklamlarında hedef kitle hep gençliği oluşturuyor. O gençlik ise her zaman sivilcelerden şikayet ediyor.


Son dönemde bir darbuka olayı var ki, hangi reklamı izlesem ne zaman gürültü başlayacak diye merakla bekliyorum. Hatunun birisi kraker yerken, görüntüde olmayan bir roman vatandaş başlıyor darbukaya vurmaya. Kadında başlıyor kalçalarını oynatmaya. Tabi kulak tırmalayan ağız şapırtılarının iticiliği ayrıca vahim bir olay. En son bir sakız reklamında kullanıldı bu vurmalı çalgı. Tabi sakızı çiğneyen bir kızdı gene. Yakında millet sakız çiğnerken, cips ve benzeri ürünleri tüketirken eline bu vurmalı ensturmanı alıp oynamaya başlarsa hiç şaşırmayın.

Kanallar işi o kadar abarttılar ki, reklamlar başladığı zaman sesin miktarı iki kat artıyor. Örneğin siz benim gibi kumandayı boynunuza iple bağlamadıysanız sesi kısmak için odanın içinde dört dönüyorsunuz. Bu saçma uygulamayı gece yapmasalar olmaz sanki. Aslında amaçlanan, tvden uzak olanlara ses ile ulaşmak.

Örnekler saymakla bitmez. Seksenli yılların ortalarında Saks marka kadın çorabı reklamları vardı. Yaşı otuz beşin üzerinde olanlar hemen anımsayacaktır o reklamı. Alımlı ve pürüzsüz bir kadın bacağı gözümüzü okşardı. Şimdikiler ise resmen gözümüzü, kulağımızı oyuyorlar. Ve bütün bu reklamlar, hala türbanın tartışma konusu olduğu ülkede gösteriliyor.

Cem Akkılıç
23 Nisan 2008

* * *

Blog ödülleri konusundaki yazımla ilgili mesajlar gelmeye başladı. Bunlardan bir kısmını buraya ekliyorum.

Kadınlar kulübü;
Verdiğin bilgiler için teşekkürler öncelikle. Ben de bir arkadaşın sitesinde gördüm ve değişiklik olması için katıldım ancak, senin de yazılarında belirttiğin üzere, birincisi belli olan diye bir ibare geçtiği için aklıma kurt düşmüştü. Bir de bu yarışma sitesine girince bir türlü oylama yapamıyorum ben. Acaba bilmediğim birşeyler mi var diye sağından girdim solundan girdim ama bir türlü oylama kısmına gelemedim. Sonra anladım ki bu sadece bir dümen. Maalesef benim gibilerde oltaya yakalanan balık oluyorlar. Ama insanları kandırmaları gerçekten çok yazık.
**
Brezeswind;
Ben de ilk blog hayatına atıldığımda bir heves katılmıştım böyle bir yarışmaya, en yüksek pr bendeyken, en çok popüler olan benim blogken alakasız bir blog birinci olmuştu. Kendime kızmıştım böyle bir oyuna dahil olduğum için. o sondu artık daha dikkatli ve seçiciyim. yarışmak, ne için, herkesin kulvarı kendine göre. amaç ne, amaç doğrultusunda ilerledikçe böyle kaygılar çocukça geliyor. Bilgilendiren yazınız için teşekkür ederim.
http://breezeswind.blogcu.com/

**

Özcan Sanat Evi;
Uyarınızda haklısınız.
Teşekkürler.
* * * *

Cumhuriyet savcısına ruh hastası teşhisi koyan admin.