Cem Akkılıç

Biz cumhuriyeti sokakta bulmadık ki; "buyurun gelin yıkın diyelim!.. " Cem Akkılıç Ne mutlu Türk'üm diyene!

Asıl siz kirletmeyin


Fethullah tarikatının önemli yayın organlarından Bugün gazetesi'nde gerici bir kalem, ''Leyla Gencer'in külleriyle boğazı kirlettiler. O modern Türkiye'nin bir ürünüydü. Ama asla bizim tercihimiz değildi'' diye yazdı.

Sanki her şey, hep bu yobaz din tacircilerinin tercihlerine uygun olması gerekirmiş gibi, bir de üstüne ahkam kesip; ''külünü İtalya'da bıraksaydı'' demiş.

Hala ortaçağ kafası taşıyanların, inanç özgürlüğüne olan saygısızlığı o gerici kalemin, şu iki kelimelik cümlesinde tamamen ortaya çıkmış oluyor aslında.

''Suyumuzu kirletmeyin''

20.yüzyılın en büyük iki soprano sanatçısından bir tanesi olan, “La Diva Turca”diye anılıp, dünyayı kendisine hayran bırakmış Gencer'in, doğarken sanki kendi seçme hakkı varmış gibi annesinin Polonyalı olmasına ve tercih ettiği kendi cenaze törenine bile çamur atıyorlar. Kaldı ki ben, sanatçının dindarlığına veya dinsizliğine bakılmaması gerektiğine inanırım.

Aklıma, bundan birkaç ay önce haklı düşüncelerini özgürce ifade edebildiği için, kara cüppeliler tarafından ölüm tehditleri alan, dünyanın tanıdığı birkaç Türk'ten biri olan piyanistimiz Fazıl Say geliyor.

Şimdi partileri kapatılmasın diye Avrupa birliğinin eteklerine sarılanları, aynı birliğin ısrarla; Krematoryumlar kurunuz talebi geldiğinde ne yazacaklarını düşünüyorum.

Smokin giymeyi gavurluk sayan zihniyetten başka bir şey beklememek gerekir zaten.


Promosyonlu namaz

Geçen hafta Kayseri'de bir firma, gazeteye ilan vererek sabah namazı kılanlara kahvaltı vereceğini duyurmuştu. Amaç, unutulduğunu iddia ettikleri sabah namazına cemaati toplamakmış.

Bu kadarını duymamıştım ama promosyonlu namazı da icat ettiler sonunda. İşin asıl güldüren tarafı ise, bu uygulamadan şikayet eden ve cemaati kaptırdığını düşünen etraftaki diğer camilerin imamları.

Şimdi insanlar namaz kılacak, peki ne için? İbadet için mi yoksa bir parça kuru börek için mi?

Diyelim unutulduğunu düşündükleri namaz vakti için insanlar camiyi doldurdu. Peki kahvaltı için eda edilecek namaz, İslam'ın istediği gibi şuurlu bir ibadet olacak mı?
Ya da bir başka zaman birileri çıkıp, biz öğlen vakti için hamburger, yanına da milk shake isteriz derse ne olacak?


''İşi büyütüyoruz''

Bir bakkal, inancı gereği ve camiye yakın olduğu gerekçesiyle alkollü içki satmıyordu. Bende canım içki çektiği zaman biraz daha uzakta bulunan markete gidip alış veriş yapıyordum. Geçen gün baktım inançlı bakkalın içinde hummalı bir inşaat çalışması var. Merak ettiğim için içeri girip sordum; hayrola yoksa taşınıyor musunuz dediğimde aldığım cevap beni hem dumura uğrattı, hem de daha uzak satıcıya gitme derdinden kurtaracağı için sevindirdi.

''Hayır abi işi büyütüyoruz. Raflara bira ve diğer tekel ürünleri koyup satacağız.''

Cümlemize hayırlı olsun dedim ve evin yolunu tuttum.

Cem Akkılıç
18 Mayıs 2008



Anlat bana Hocam


Hocam bak, Mehmet Barlas ruh ikizli birisi çıktı diyor ki; Hocaya yaz dedin, yazdı işte. Uçaklar müthiş bir icad, bir saatte evimden Ödüllere uçtum dedin ama aynı uçakla dönüp yazı yazman yetmiş iki saat sürdü. Yarışmaya katılmıştın, çok heyecanlıydın ama bloglamanın reklamlamasını yaptığın için seni birinci seçmediler, çünkü racona uymazdı. Ancak aynı kurala uymayıp küfürbaz arkadaşlarını birinci yaptılar. Böylece bizde nasıl başarılı olunuyormuş o keçi sakallı blogculardan öğrenmiş olduk.

Hoca haydi dedik itekledik, yazdın ama; sayın Eda Suner hanıma yapılanlar hakkında bir kelam etmedin. Hatta o kadının, ödülünü bir öğrenciye bağışlamasına bile değinmedin. Çünkü bunun gerçek sebebini bal gibi biliyordun.

Bak, elimde sizin gönderdiğiniz sponsorluk şartları var. Bin Euro'dan kapı açmışsınız, on beş bine kadar fırlamışsınız. Sana ne verdiler bilmem, fakat şöyle bir iyimser tahminde bulunuyorum otuz bini götürdü seninkiler. Hoş afiyet olsun da, bir türlü açıklayamadığınız Ödül denen zımbırtıları duyunca milletin kafası attı. Neden kakalanan demo Vistalardan hiç söz etmedin. Yoksa Microsoft Türkiye küser diye mi düşündün. O firmanın başarılı parlak patronu ki, TRT de çıkıp kem küm etmiş, ısrarla soran spikere Blog Ödülleri 2008 de motosiklet vereceğiz demişti. İstersen bir daha izle, You tube da var.

Beyin fırtınası yaptık dedin, erkek cinsel organını üç harfli şekle sokup, iki cümlesinden birinde kullanan Beyn.orgu birinci yaptınız. Demek keramet babafingodaymış dedik bizde.

Millete, ''oy dilenin'' diye banner dağıttınız ama iş bitince hangi Medine dilencisinin, ne kadar oy aldığını açıklamadınız. Sponsor olmanın şartlarını öğrenmek istediğimizde üç saniyede geri dönüp Pdf dosyasını gönderenler, acaba ne kadar oy aldığını öğrenmek isteyen herhangi bir katılımcıya döndüler mi. Yoksa ''bizden bu kadar''mı dediler.

Şimdi hatırlıyor musun bir dönem haklı olarak Teknosa'ya takmıştın kafayı. Müşterilere yapılan rezalet yüzünden. Ne demek istediğimi anlıyor musun?

Hocam, artık bana boğaz manzarası falan anlatma. Ben orada doğdum, büyüdüm zaten. Sen bana bu yazdıklarımı anlat. Ama Nurcu ağızlarıyla yapma sakın bunu. Güzel Türkçemizi kullan. Anlaştık mı?

* * *
Organizatör Eray Endeş, sağda solda bizim kendimizi pazarladığımızı söylüyormuş, hatta bu konuda bize gelen, kendisinin yazdığı ileti mail var. Arkadaş biz tencere tavamı satıyoruz, neymiş pazarladığımız? Çıkıp insanlardan özür dilemeleri gerekirken, kendilerini eleştiren insanlara tepki gösteriyorlar. Ortalık yerde başarılı iş adamı görüntüsüyle caka satacaklarına eleştirenlere kulak verselerdi, şimdi insanların maskarası olmazlardı. Ferhat'ın sitesinde Esmeralda isimli bir site sahibi çok anlamlı yorum yazmış. Okuyun ve biraz örnek alın.

Eray kardeş, destek olun dedin 5000 Euro mangır istedin. Yarışmayı duyurdun, başlattın, oylama bitti günler geçti, son gün Ödülleri açıkladın. Biz sana nasıl destek olacaktık. Bizler söğüt ağacından toplamıyoruz ki parayı sana verelim.

Cem Akkılıç
15 Mayıs 2008

Yazıyı okuma için başlığı tıklayın.
Blog ödülleri açıklandı

Yüzbinlerce yazı arasındaEn çok okunanlar

Tehdit-i aksan sökmez bize


'Ceng ü cidal-i arbede etme avam ile
Say kıl nefsin ile cihad' diye buyurmuş bir profesör hocamız, ismimi vermeden beni işaret ederek.

Bir eğitmen! olduğunu öğrendiğim aynı zamanda bir reklamlama (bir tür lamlamlama icadcısı) uzmanının, güzel Türkçemizi kullanarak konuşmasını isterdim ama anladığı dilden cevap vermek gerekirse ve dilimiz döndüğünce...
O zaman derim ki ben de;

Tehdit-i aksan sökmez bize,
kaldı ki korkmayız demirden bineriz biz daima trene,
en iyisi sen bak kendi işine, haydi yürü git mahallene...


Şimdi bir de bunun üzerine dönüp desem ki Selçuk Hoca efendi hazretlerine;


Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar.
Hüküm gösterdim faydasızdır diye mültefit olmadılar.
Ve aynen devamla tam peşine;

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil dersem, beşyüz yıl önceki Fuzuli'den...

Ne dersiniz; anlar mı ki acaba cambazlama üstadımız Selçuk Hoca?

Cem Akkılıç
14 Mayıs 2008


* * *


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Blog ödülleri açıklandı
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Yüzbinlerce yazı arasında
En çok okunanlar


Blog ödülleri açıklandı


Merakla beklenilen Blog ödülleri en nihayet geçen gün sona erdi. Beni istemezükçü olarak niteleyen Mister Selçuk Hoca.com 'istediğini' elde edemedi ki, ballandırarak anlattığı yarışma sonrasında tek bir yazı bile kaleme almadı. Anlatılanlara göre hocamız doğru dürüst konuşma dahi yapamamış. Oysa ne kadar heyecanlı ve hevesliydi bu yarışma ve kürsüde yapacağı söylev için. Hayranları ise merak içinde ona soruyorlar;

Adam üç dil biliyor


İngilizce konuşuyor,

Türkçe yazıyor,

Arapça düşünüyor.

Yahu bu Burç Acar (wowturkey.com sitesinin sahibi) nasıl bir adam çözemedim gerçekten. Bildiği dillerden hangisi yabancı dili anlayamadım.

Konuya döneceğim ama önce kendimden söz edeyim.

On yıldır internet kullanıyorum. Toplasanız beş tane forum sitesine üye olmamışımdır. Olduklarıma da yirmi mesaj zor yazmışımdır. İşte rockerland orada, Kemalistler.nette. Hepsine bakın onyedi mesajı geçmez. Ama adamın sitesinde iki yüz küsür mesajım var. Bu kadar mesajı ne zaman yazdım diye düşünüyorum. Tümünü toplasanız neredeyse elli sayfalık kitap eder. Kaldı ki benim oradan çoktan kovulmam gerekirdi. Her şeyi bıraksam bir kenara, kendini kuru fasulye gibi nimetten sanan, fotoğrafa ısrarla resim diyen denetçilerin sitesinde zaten beş dakika bile duramam. İtiraz ederim, kavga çıkar aynen kovulurum. Ama gelin görün ki yazdığım mesajlar iki yüzü geçmiş. Vay canına...

Herif beni nasıl karalayacağını bilemiyor. İnsan aynı anda Apocu ve Fetocu olur mu derseniz, bende size kendimi gösteririm. Fakat bu esnada Fethullah tarikatının değerli bir üyesiyken işsizmişim. Öyle kelam buyurmuş. Sanırım ''nereden'' kısmına Darıca yazarken muhtara sordurdu beni.

Adam üç dil biliyor demiştim ya, bakın şöyle oluyor;

İngilizcesini Coni'den kapmış, hüviyet kapabilmek için

Türkçe, propagandasının dili.

Arapçası ise konuşulmasını istediği dil.

Gel şimdi işin içinden çık.

Üstüne diyor ki; ''ninemi Arap kovalamıştı bir keresinde.''

Hadi buyurun buradan yakın.


Cem Akkılıç
11 Mayıs 2008


Cumhuriyet çıkmazı

 .
Tayyip sokak...

Fetih sokak...

Cumhuriyet çıkmazı!..

Şaşırdınız mı? Ya da bu kadar olmaz ki dediniz, içinizden...

''Sakat ideolojileri ile birlikte Türkiye'yi çağlar öncesine döndürmek ve İran'a çevirmek için yapmadıkları bir bu kalmıştı'' dediniz. -Yine içinizden -

Kirli oyunun bir parçası olarak, en son sokak isimlerini de değiştirdiler. Oraları Cumhuriyet ile yönetilen bir ülkenin sokakları değilmiş gibi...

A.B.D nin maşa gibi kullandığı tarikatların, Büyük Ortadoğu Projesi desteği altında yaymak istediği Ilımlı İslam modelinin gelmiş olduğu bugünkü noktayı hep birlikte görmüş olduk işte...

Tayyip sokak!..

Lüks villalarda oturup, 2B arazilerine kaçak cami yaptıran şalvarlı 'efendi hazretlerinin' eteklerine sarılıp, önünde süklüm püklüm olan azgın kalabalığın yolları kesip, geçen arabalara saldırmasına; şaşırdınız mı?..

Fetih sokak!..

Cumhuriyete karşı suç işlemiş, 'beyaz çarşaflarla yola çıktık' diyen bir iktidar partisinin ve yargılanan Cumhurbaşkanının zihniyetine göre, kilit noktalarda kadrolaşarak devleti ele geçirmek isteyen marjinal cüppelilerin, sokaklara verdiği bir diğer ad ise;

Cumhuriyet çıkmazı!..

Şaşırdınız mı?..

Cem Akkılıç
7 Mayıs 2008

* * *
.
Bu rezaleti izlemek isterseniz play tuşuna dokunun lütfen.



* * *
Bu yazım; BizKaçKişiyiz sitesinde nebula40demir rumuzlu kullanıcı tarafından ismim kullanılmadan ve yazımın başlığı değiştirilerek yayınlanmıştır. Kendisini kınıyorum. Bu kişi yazımı kullanmakla kalmayıp başlığı TAKİYE olarak değiştirmiş.


Sitenin değerli yöneticileri durumu görerek müdahale etmişlerdir. Kendilerine teşekkür ediyorum.


Copyscape ile yazımın çalındığını kanıtlamış durumdayım.

MANŞETLER

Davos Fatihi BAM GÜM SİYASET

Bu bir reklam yazısıdır

Evet, bu yazı başlıktan anlaşılacağı üzere bir reklamdır. Ama reklama geçmeden önce You tube'un kapatıldıktan sonra düştüğü hazin durumun kısaca hikayesini anlatalım.

You tube dün itibariyle tekrar kapatılarak dişlisi bozulmuş ve yalama contaya dönmüştür. Bundan sonra iflah olacağına inanmıyorum kesinlikle. Zaten bir şey fazla açılıp kapatılıyorsa, ne olursa olsun insanlığa fayda gelmiyor ondan. Site yönetimi kurallara uymadığı sürece kapatmaların ardı arkası kesilmeyecektir elbette. Bu arada, açılıp kapatılmaktan dolayı You tube tamamen bozulursa adamlar bizden bileceklerdir. Ben uzun süre önce BlipTv de kendime en güzel yerden manzaralı üyelik almıştım ama You tube'un hatırına 'belki' diyerek onunla yola devam ediyordum. Ancak artık hiç umudum kalmadı. Bundan sonra açılıp saçılsa, iki göz iki çeşme ağlayıp önümde diz çöküp yalvarsa bile, dönüp yüzüne bakmayacağım.

Daha önce You tube ile ilgili yüz binlerce tartışma yapılmıştı sanal ortamda. Kimisi, kapatma yüzünden Atatürk'e hakaret edenlere nasıl cevap vereceğiz derken, bazıları bizi devekuşuna benzetmişti. Şimdi bazı büyük web üstadlarımız bilirkişi ünvanlarına dayanarak, kapatılma konusunda değerli fikirlerini belirteceklerdir eminim. Zaten onlarda sıkılmışlardır sanırım zırt pırt Seo'culuk oynayıp, google pagerank dersleri vermekten. Aslında şimdi Konferans ve ödülsüz yarışma reklamı yapmaktan dolayı oldukça heyecan ve tatlı bir yorgunluk içindeler ama, arada bu kapatma konusuyla ilgili birkaç ahkam keseceklerdir büyük olasılıkla.

Olan oldu bir kere daha, artık lafı uzatmaya gerek yok. Bu yazı bir reklamdır. BLIP TV nin tanıtımıdır. Ayrıca bu yazı, üzerinde kırmızı bir kuşakta YAŞASIN BLİP TV yazan kocaman siyah çelenk yaptırıp, Yunanistan Konsolosluğu'nun önüne bırakıp, protesto edecek oluşumun habercisidir. Konsolos görevlileri buna hazırlıklı olsunlar.

Not: Blip Tv deki videomu izlerken bilgisayarınızın ayarıyla oynamayın. Ve hoparlörün sesini iyice açın.


Cem Akkılıç
6 Mayıs 2008

Osmanlı Cumhuriyeti



Pırpırbıyık Hasan Kaçan, Gani Müjde'nin Osmanlı Cumhuriyeti filmine atıf da bulunarak şöyle buyurmuş;

'Yabancılar da tarihle matrak geçen bir sürü film yapıyorlar...


Fakat ondan önce, kendi tarihleriyle alakalı binlerce film çekmişler...


Tarihleriyle ilgili detayları hem ezberlemişler, hem bizlere ezberletmişler...


Sinemanın gücü bu demek ki...' diyor köşesinde. Ayrıca filmi eleştirerek bir de ekliyor; ‘Resmin tamamını bilmeden karikatür çizemezsiniz.’

Ben bu pırpır bıyık Hasan Kaçan'ı en son kanallardan birisinde hatırlıyorum. Bir kahvehaneye girer, millete durmadan efsanevi şeyler anlatırdı. Ne anlattığını kendisi bile tam olarak bilmezdi ama çenesi motor gibi çalışırdı. İnsanlarda bu adamı koyun gibi dinlerdi.

Bak pırpırbıyık, sinemanın gücünden söz ediyorsun, haklısın ama önce bir dur bakalım. Hangi güç, hangi ezberletme.

Koskoca Amerikan milleti, Pearl Harbor filmi çekilene kadar, tarihlerinin en büyük savaşı olan İkinci Dünya Harbi'nin başlangıç tarihini bile bilmiyordu. Kaldı ki o film vizyona girene kadar yüzlerce savaş filmi çekilmişti.

Kaç tane Amerikalı, ülkesinin resmi kuruluş tarihi olan 4 Temmuz 1776yı biliyor acaba. İstersen Sultanahmet'e gidip bir iki tur at ve karşına çıkan turistlere sor bakalım ne cevap alacaksın.

Hangi ezberden söz ediyorsun pırpırbıyık?

Gördüğün ilk Almana sor, hangi tarihini hatırlıyor sinema sayesinde. Ya da 1950'den öncesini kabul ediyor mu bakalım? Oysa sayısı bile belli değil Hitler ile ilgili çekilen filmlerin.

Sinemanın gücünden söz ederken Hollywood'un Yahudi Cemaatinden haberin yok sanırım pırpır bıyıklı. O güçlü cemaat ki, resmin tamamını bildiği halde dünya kamuoyunun önüne çirkin karikatürlerini koymuyor mu sürekli olarak. Diyaspora yalanı Midnight Express filmini bilmeyen var mıdır acaba. Ya diğerleri...


Şimdi Pırpırbıyık Hasan Kaçan sazı eline almış, Gani Müjde'nin yeni filmi Osmanlı Cumhuriyeti'ni eleştiriyor. Tarihimizi 'iki ileri bir geri...' olarak bildiğimizi, aslında bunun böyle olmadığını, iki ileri bir selam’ olduğunu söylüyor. Eğer Pırpır bıyıklının söylediği gibi, 'iki ileri bir selam' ise neden seksen beş senedir İmparatorluğun yerinde yeller esiyor.

* * *
Pal sokağı çocukları   
Geçenlerde Bir dilim sohbet sitesinde rastladığım Pal sokağı çocukları kitabıyla ilgili yazıyı okuyunca birden çocukluğum aklıma geldi.
Bizim çocukluğumuzda Frenc Molnar'ın bu çocuk öyküsü romanını okumayan şimdinin büyükleri var mıdır acaba. Mertlik ve dürüstlük destanı bu yapıtı okuduğumda kaç yaşındaydım hatırlamıyorum. Kırmızı gömlekli kötü çocuklara kızarken, küçük bir arsa için verilen savaşın sonunda hastalanıp ölen Nemecek için ağladığımı hatırlıyorum şimdi. İyilik ve güzelliğin ekip ruhuyla işlenip yüreklerimize işlendiği bu destansı öyküyü okuyup etkisinde kalmayan yoktur kesinlikle. Bir zamanlar TRTde filmi gösterildiğinde heyecanla oturup izlemiştim Pal sokağı çocuklarını. Bu zamana kadar okuduğum eserlerin, sinema perdesine taşınanlarında kitaba sadık kalınmadığı için senaryolarında hep eksiklik bulmama rağmen, okurken hafızamda canlandırdığım karakterler son derece başarılı yansıtılmıştı filme. Ve şimdi özel kanallara bakınca, bu günün çocuklarının ne kadar şansız olduklarını görüyorum.
* * *
HOŞGELDİNİZ KONUK YAZARLAR
Aşkı en dokunaklı anlatan, sevgiyi, dostluğu yücelten, kopartılmış çiçeklere bile kalemiyle kat kat anlamlar yükleyip, yeniden yeşertebilen sevgili Binnur Edisan, seni tanıdığımdan beri yazdıklarını hep takip ettim. Şimdi Onuncu köy'desin. Hoş geldin güzel insan.

Hişyar Arıkan'ı da aramızda görmekten mutluluk duyuyorum. Güçlü ve keskin kaleminle hoş geldin Onuncu köy'e sevgili Arıkan.

Cem Akkılıç
5 Mayıs 2008


Kaşığı ile verip sapıyla çıkartmak


Borç yiğidin kamçısıdır demişler. Nasıl mı oluyor?..

Bakın şöyle oluyor;

Mangal kömürü 15 Ytl.

Nargile için olanı 9 Ytl.

Yerli yakacak kömür 270 Ytl.

İthal olanı 390 Ytl.

Akp'nin Oy kömürü 144 milyon Ytl.

Vay canına...

Kimse şaşırmasın daha bitmedi;

Dağıtılan vadeli kömürün miktarı genel toplamda 7.4 milyon ton

Sandığa dönen oy miktarı yüzde 47.

Milletin malını, bedava diye millete veren, fakir zengin ayırt etmeden Temmuz sıcağında vatandaşa rüşvet gibi dağıtılan Oy kömürünün bedeli ortaya çıktı sonunda.

144 milyon mangır.

Yakında vadesi gelir ve faturası kesilir.

AKP'nin, Yaz tahtaya misali borç ile aldığı kömürler sonucunda, Türkiye Taş Kömürü Kurum'u iflasın eşiğine dayanmış... 
Bu arada vatandaşın hayatı ise kömür gibi karardı tabi...

Düşünüyorum, Akp bu borcu öder mi?

Hiç kimse tasalanmasın, emin olun öder...

Yarın ekmeğe, pirince, akaryakıta zam yapar ve dağıttığı kömürün borcunu halleder... 
Nasıl olsa bahane çok...
Pirinç azaldı ya, zam var... 
Petrol krizde, haydi benzine bindir...

O zaman paçayı sıyıracak mı acaba Taş kömürleri?..

Kimin umurunda, satarlar onu da yarın kurtulur..
Zaten kamu kurumları babalarının çiftliği değil mi? 
Ellerine geçeni satmadılar mı?!..
Ne vapur kaldı, ne telefon...
Limanlardaki halat bile elalemin...
Bankayı satan, kömürü de satar...

Şimdi; her gün daha çok fakirleşen vatandaş rahata kavuşacak mı diye sorarsanız...

Boş verin canım işin orasını... Borç yiğidin kamçısıdır...

Şimdi gördünüz mü kaşığı ile verip sapıyla çıkartmak nasıl oluyormuş.?!..

Cem Akkılıç
4 Mayıs 2008

* * *

Dingil Rover

Kamyonet ile cip çarpıştı, 2 ölü 1 yaralı...
Dingil Rover sahil yolunda denize uçtu; dalgıçlar sürücüsünü arıyor...

Takla atan Dingil'den sadece bond çanta sağlam çıktı...

*

Tayyip'in ehliyetsiz oğlu Burak ses sanatçısı Sevim Tanürek'i tam elli metre sürükledi Dingil'i ile çarptıktan sonra... 
Karakolda polisler "akıllı ol kapat çeneni" dediler Tanürek'in kocasına...

İki gün önce üniversite hazırlık sınıfı öğrencisi, gece eğlencesi dönüşü lüks Dingil'i ile yolun kenarındaki ağaçlara bindirdi... 
Halbuki okuyup büyük adam(!) olacaktı!..

Dingil Rover kalbura döndü. 2 ölü 2 yaralı... Hepsi aynı okuldan...
Aracın dikiz aynası bile bir işçi ailesinin otuz günlük nafakası!..

Alkol zaten vardı... 
Esrarı da eşantiyon çıktı iyi mi?!..
İtiraf etti...
Kokain derseniz onu bilmiyorum... 
Yaşı on sekiz, belki daha başlamamıştır!..

Dingil'in içindeki gençlerden ikisi dünya değiştirdi...
Diğeri biraz şanslı, hastanede yaşam savaşı veriyor...
Alemin kralı genç kodesi boyladı... 
Hurdaya dönen Dingil'i hurdacıya teslim...
Okulda ise yas var...

Babası bürokrat takımındanmış!..

*

Bu jipler önce ordu birlikleri için tasarlanmıştı...
Zamanla safari modelleri çıktı ki, zürafanın peşinden koşturabilsin belgeselciler...

Sonra bizim görgüsüz takımı pek merak sardı bu jiplere...
Üretende baktı dingil çok, dayandı yeni modellere...

Dünyanın hiçbir ülkesinin caddelerinde, bizdeki kadar Dingil Rover'ı bir arada göremezsiniz!..

Daha tekeri bile aşınmadan bir üst modeliyle Dingil'ini değiştiren dingile; bir tek bizim memlekette rastlayabilirsiniz...

*

Hayranları imza almak için Tarkan'ın son model Dingil'ine saldırdı...

Gol atamayan futbolcunun Dingil'ine maç sonrası bira şişesi attılar...

Futbolcu Emre Belezoğlu, Dingil'i ile çarpıp öldürdüğü gencin ailesini ihya etti...

Meşhur iş adamı Dingili'nin arka koltuğunda yeni sevgilisine dingilini çıkartıp, oral seks yaptırırken paparazilere yakalandı...

Boş bulunup; "vites koluydu o gördüğünüz şey" deyiverdi magazincilere...

Türk iş adamı Ahmet Halaç'ın kızı, Amerika'da mezun olduğu lisede ''en güzel Dingil'i olan öğrenci'' seçildi. Yetmedi babasının sipariş verdiği BMW, Ferrari ve ikinci Lamborghini'sini kullanıyor. Kızın kardeşinin başı kel miydi, yaklaşık beş yüz bin dolar olan McLAren Mercedes'de ona alındı...

Öbür tarafta:
Otobüs bileti alamayan öğrenciler okula yürüyerek gidip geliyor...

Çocuğuna bir tas çorba içirmek için aç yatan anneler var... 

Milyonlarca baba çaresiz ve bitkin...

Şimdi ben sabırsızlıkla Dingil Rover'ın yeni marifetlerini bekliyorum...

Cem Akkılıç
2 Mayıs 2008

* * *

İSLAM dinine hakaret eden Fethullahcılar! Konuyu buradan takip edebilirsiniz.


Densiz savcı başlıklı yazı cemaatin canın çok sıktı. Buradan takip ediniz.

Tayyip Erdoğan'ın ustalık dönemi... Buradan takip edin lütfen.

Özallı yıllar

Son günlerde bazı kesimler Turgut Özal'ın yaptıklarını övmeye başladı.
Kambiyo mevzuatı/ iletişim/ ulaşım/ renkli tv/ özel kanallar/ futbolda bile devrim, çim sahalar... gibi sıralanıyor ve göklere çıkartılıyor Özal dönemi. O'nun sayesinde çağ atladığımız hatırlatılıyor.

Biraz hafızamızı kurcalayıp yakın geçmişe dönerek, Özal döneminin Türkiye'sini hatırlayalım o zaman.

O yıllarda;

Rahmetlinin marifetiyle ülke papatya tarlasına dönmemiş miydi. Elinde hortumla durmadan sulamaz mıydı bahçesini. Türk milleti sonradan öğrenmedi mi hortumun başka işlevleri de olduğunu.

*

Rahmetli, kameraların karşısına geçer, bir elinde dolmakalemi bir elinde küçük jeton; Afrika ülkelerini bile telefonla arayabileceğimizi söyler ve övünürdü. Küreselleşen dünyada, tonton amcamız olmasaydı bile zaten teknoloji bir tarafından girmeyecek miydi ülkeye? Hem arayabildiğimize göre telefon Afrika'ya bile girmemiş miydi.

Abdulmecid'de telgrafı getirmişti Osmanlıya. Hem de birçok Avrupa ülkesinden çok daha önce.

*

Binlerce kilometre otoyol yapılırken, demiryolu ulaşımı için bir vida dahi sıkılmış mıydı O'nun döneminde. Kaldı ki, azgın sosyete, Tonton amcamız sayesinde tanışmıştı parlak ve pahalı Amerikan cipleriyle.

*

Özel tv kanallarının bugün gelmiş olduğu noktayı anlatmaya gerek var mı? Özal hanedanlığı, kanal 6'yı işletip, kendi medyasını kurmamış mıydı. Sarışın Arap, yakışıklı hortumcu Cem Uzan değil miydi özel televizyon kuran.

*

Futboldaki devrimden söz ederken, yeşillenen stadyumlarla birlikte, her hafta yenisi patlayan şike skandalcılarının banka hesapları yeşillenmiyor mu milyon dolarlarla.

Şimdi yakın geçmişi anıp Turgut Özal'ı göklere çıkartanlar, Anap hükümeti zamanında onu yerden yere vurmuyorlar mıydı.

Evet, Turgut Özal olmasa belki tüm bunlar olmayacak ve biz çağ falan atlayamayacaktık. Bu günlere dönersek; şimdiki hükümette çağ atlatmıyor mu zaten Türkiye'ye. Hem de geriye doğru, zıplata zıplata.

Eninde sonunda tarih, neyi nasıl atladığımızı mutlaka doğrularıyla yazacaktır. Bundan emin olabilirsiniz.

Cem Akkılıç
1 Mayıs 2008

* * *

Top Ad unit 728 × 90

Mehmetcik Vakfı