Cem Akkılıç

Biz cumhuriyeti sokakta bulmadık ki; "buyurun gelin yıkın diyelim!.. " Cem Akkılıç Ne mutlu Türk'üm diyene!

NEDİR BU HAZIMSIZLIK


Hazımsızlık, bir beslenme bozukluğunun göstergesi olduğu gibi, sindirim sistemi hastalığının da işareti olabilmekteymiş. Hekimler hazımsızlığın belirtilerini şöyle sıralamışlar;

*Midede dolgunluk hissi.
*Midede ağrı ve yanma.
*Karında şişlik, geğirme ve gaz çıkarma.

Hazımsızlığın nedenleri ise, yiyeceklerin ağızda iyi çiğnenmemesi, bir münakaşa ve ruhi gerginlik sırasında yenilen yemeklerde, bolca hava yutulması ve en önemlisi sinir sisteminin dengesi bozulduğundan ifrazat bezlerinin yeterince çalışmamasıymış.

Son zamanlarda bende artarak hazımsızlık çekmekteyim. Ama benimkisinin nedenleri doktorların saydıklarından değil. Bendekinin ortaya çıkması çok daha farklı.

Fethullah Gülen'in dişini çektirmek için Amerika'ya gitmesi,

Türkiye'nin milyarder kalantorlar sıralamasında Londra ve Teksas'ı geçmesine ramak kalması,

Katar, Suriye, Suudi Arabistan, Kuveyt'li Şeyhzadelerin Türkiye'ye kurulup yatırımlar yapması,

İhracatımızın 36 milyar dolardan, yüz bilmem kaç milyar dolara fırlamasından falan değil benim hazımsızlığımın sebepleri.

Yüzsüzlerin popo ceplerine Amerikan hüviyeti koyup, din işportacılığı yapmaları da hazımsızlık çekmeme neden olmadı.

Benim asıl hazmedemediğim;

Çirkin oyunlarının arkasında, Atatürk'ün mirası Cumhuriyetin yok edilip, yerine Şeriatın ve Arap kültürünün sinsice yerleştirilmeye çalışılmasıdır.

İşte hazımsızlık sorunumun en büyük nedeni budur.

Dün uzun uzun anlatıp dönüp sordu ya, nedir bu hazımsızlık diye.

Bende kısaca yazıp cevapladım işte.

Cem Akkılıç
30 Nisan 2008

* * *

YAZISIZ



Klavyeci katibim


Yalakaysan sevilirsin...

Site açıp Atatürk'e söver sayarsan, sivrilirsin...

En büyük sensin abi dersen, yücelirsin...

Yalakalık altın gibidir, yere düşsen paslanmazsın...

Sana uzatılan barış (!) elini eğilip öpmezsen, ayıp etmiş olursun...

Yok karşı çıkıp, şark kurnazlığını belgelersen...

Ruh hastası olursun, kavgacı bu derler...

Hayatında mektup zarfı dahi yalamamış adamlar şimdi katibim oldular!..

Setiresi uzun, etekleri çamur...

İnternet ne büyük icadmış ki, aramızda ki büyük katipleri ve Mazhar Osman'ları ortaya çıkarttı... Geçmişte kağıt, kalemin yüzüne bakmayanlar şimdi klavyeci kâtibim kesildiler...

Mendilin içerisine lokum doldurdum,
Kâtibimi ararken internette buldum...

Bugün bazı web üstadlarını üzeceğim ama; benim gibi başka ruh hastalarının da varlığını onlara gösterme zamanı geldi artık...

Kendisini tanımam. Büyükse ellerinden, küçüğümse gözlerinden öpüyorum. İşte benim gibi kavgacı bir akıl hastasının yazdıkları;
(Çılgınlar çoktur bu sadece bir örnek)
'Bende şeriat düşmanıyım. Bu ülke Türkiye Cumhuriyetidir! Hepimiz Müslümanız, ancak şeriat ile idare edilmek ayrı bir konudur. Şeriat ile müslümanlığı bağdaştırmaya çalışıp, konuyu ekseninden çıkarma.
Hem konuyu, hem insanları şirazesinden çıkarmayın!
Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, cumhuriyet rejimi ile yönetilen bir ülkede yaşıyorsun!
Şeriat ile yönetilmek istiyorsan, buyur Suudi Arabistan'a'

O zaman;

Kâtip benim ben katibin el ne karışır,
Kâtibime kolalıda klavye ne güzel yaraşır.

Beğenmeyen olduysa,

Haydi o zaman Katar'a, Şeyhlerin kucağına!


Cem Akkılıç
28 Nisan 2008

Blog ödülleri

KAPİTALİZM BU DEFA İFLAS ETTİ
Yazmayı düşünmüyordum ama o kadar çok yorum yapıldı ki cevap hakkı doğdu. Önce Selçuk hoca.com beni istemezükçüler sınıfına soktu. Birisi çıktı, kindar olduğumu söyledi. Başkası reklam yaptığımı yazdı. Bunun yanında büyük çoğunluk destek verdi. 'Son zamanlarda duygularıma bu derece tercüman olan başka bir yazı daha okumadım.' diyerek, yazımı
sayfalarına taşıyanlar oldu.

Üç tarafımız denizlerle çevrili


Bizim ahali camide ibadet ederken mis gibi kokarda, dersanede ter saçar. -Çorap kokularını duymadık farz edin-

Ekmeği yere düşürmez ama armudu yiyince sapını sokağına fırlatır. Sanki armut nimetten değil!

Evine ayakkabı ile girmez, çünkü sokakları pistir.

Kendi tarafına laf atılsa cinayet işler de, punduna getirdi mi başkasının helaline asılmakta sakınca görmez.

Türkiye denizlerle çevrili diye övünür, vapurda giderken içtiği meşrubatın tenekesini denizine atar...

Elbette tüm bunları belli azınlığın dışında tutuyorum.

Yaz mevsimi başlıyor. Yakında ipini kopartıp, mangalı kapan akın edecek sahillere...

Göreceksiniz; 

Karpuz kabukları... 

Pet şişeler... 

Dibi delinmiş bidonlar...

Eşi kaybolmuş plastik sandaletler bir zamanların en güzel içdenizine atılacak...

Rus'u, Romen'i boğazdan tankerle geçerken sintinelerini salacaklar gene. Denetimsizlikten tabi. Sıkımı o sintineyi başka ülkelerde boşaltmak. Elin oğlu denizine izmarit atana büyük ceza verirken, bizimkiler aval aval izleyecekler.

Ne acıdır ki; toplam nüfusun büyük bir bölümü Marmara bölgesinde barınmasına rağmen, bu sezonda vurdumduymazlık had safhada olacak. Zaten Marmara'nın kirlenmesinin tarihsel gelişimi nüfusun artmasına paralel yaşanmadı mı? Çocukluğumuzun siyah beyaz anılarında kalmadı mı renkli yakamoz dansları?..

Şimdi ise;

Dünyadaki, tüm çevresi ile bir ülke sınırları içinde kalan tek deniz Marmara denizi; bir atık su havzası olduysa...

Belediyelerin yap boz tahtası gibi durmadan değiştirdikleri kıyılar, denizine küstüyse...

Geçmişte dünyanın en lezzetli balıklarına ev sahipliği yaparken, şimdi çamurlu kefali bile yaşamıyorsa...

Meşhur uskumrusu yok edilip, yerini değersiz ithal balıklara bıraktıysa...

Ve ekolojik dengesi her geçen gün artarak tahrip edilip, geri dönülemez noktaya ulaştıysa da...

Gene de övünecek bizim kerizler; üç tarafımız denizlerle çevrili diye!..

Ne yapacaksınız...

Cem Akkılıç
25 Nisan 2008

* * *Balık yemeden önce mutlaka bir gözatın.


Vira Haber

TELEVİZYON REKLAMLARI

Son yıllarda Tv reklamların da cinsellik fazlaca ön plana çıkmaya başladı. Reklam alanındaki engellenemez rekabet, beraberinde bazı soru işaretlerini de getiriyor aslında. Kadın sadece cinsel bir obje gibi gösterilirken, erkekler cinsel köle gibi tanıtılıyor. Cinselliğin gerektiği gibi (mutlaka olacaksa) kullanılmaması ve çivisinin çıkması söz konusu oluyor anlayacağınız. Ben reklamlarda cinsellik şu kadar kullanılsın veya kullanılmasın demiyorum. Bunun orantısından öte, nasıl kullanıldığı daha çok ilgilendiriyor beni.
Şu dondurma reklamları mesela, yakında başlar tekrar. Gerçek hayatta hangi kadın o dondurmayı reklamlarda gösterildiği gibi tüketir ki. Ya da tüketse başına neler gelir? Büyük olasılıkla, gelinlikle barış dansı yapıp Türkiye'de tecavüze uğrayan ve katledilen talihsiz İtalyan sanatçının başına gelenleri yaşar.

Bu arada reklamın değişmez yıldızı Eva Longoria'nın, o çubuk dondurmayı erotik biçimde ısırırken çıkarttığı KIRT diye ses yok mu, içim bir tuhaf oluyor, televizyonu parçalayasım geliyor.


















Birde cips reklamları var. Ürünler kalitesiz olduğu gibi, bu reklamlara da yansıyor. Kolej tiplemeli delikanlının biri cips yerken, yanında oturan kıza ikramda bulunuyor, kız erotik ağız hareketleriyle cipsi yutarken birden silikonlu memeleri patlıyor, içinden alevler fışkırıyor. Cips reklamlarında hedef kitle hep gençliği oluşturuyor. O gençlik ise her zaman sivilcelerden şikayet ediyor.


Son dönemde bir darbuka olayı var ki, hangi reklamı izlesem ne zaman gürültü başlayacak diye merakla bekliyorum. Hatunun birisi kraker yerken, görüntüde olmayan bir roman vatandaş başlıyor darbukaya vurmaya. Kadında başlıyor kalçalarını oynatmaya. Tabi kulak tırmalayan ağız şapırtılarının iticiliği ayrıca vahim bir olay. En son bir sakız reklamında kullanıldı bu vurmalı çalgı. Tabi sakızı çiğneyen bir kızdı gene. Yakında millet sakız çiğnerken, cips ve benzeri ürünleri tüketirken eline bu vurmalı ensturmanı alıp oynamaya başlarsa hiç şaşırmayın.

Kanallar işi o kadar abarttılar ki, reklamlar başladığı zaman sesin miktarı iki kat artıyor. Örneğin siz benim gibi kumandayı boynunuza iple bağlamadıysanız sesi kısmak için odanın içinde dört dönüyorsunuz. Bu saçma uygulamayı gece yapmasalar olmaz sanki. Aslında amaçlanan, tvden uzak olanlara ses ile ulaşmak.

Örnekler saymakla bitmez. Seksenli yılların ortalarında Saks marka kadın çorabı reklamları vardı. Yaşı otuz beşin üzerinde olanlar hemen anımsayacaktır o reklamı. Alımlı ve pürüzsüz bir kadın bacağı gözümüzü okşardı. Şimdikiler ise resmen gözümüzü, kulağımızı oyuyorlar. Ve bütün bu reklamlar, hala türbanın tartışma konusu olduğu ülkede gösteriliyor.

Cem Akkılıç
23 Nisan 2008

* * *

Blog ödülleri konusundaki yazımla ilgili mesajlar gelmeye başladı. Bunlardan bir kısmını buraya ekliyorum.

Kadınlar kulübü;
Verdiğin bilgiler için teşekkürler öncelikle. Ben de bir arkadaşın sitesinde gördüm ve değişiklik olması için katıldım ancak, senin de yazılarında belirttiğin üzere, birincisi belli olan diye bir ibare geçtiği için aklıma kurt düşmüştü. Bir de bu yarışma sitesine girince bir türlü oylama yapamıyorum ben. Acaba bilmediğim birşeyler mi var diye sağından girdim solundan girdim ama bir türlü oylama kısmına gelemedim. Sonra anladım ki bu sadece bir dümen. Maalesef benim gibilerde oltaya yakalanan balık oluyorlar. Ama insanları kandırmaları gerçekten çok yazık.
**
Brezeswind;
Ben de ilk blog hayatına atıldığımda bir heves katılmıştım böyle bir yarışmaya, en yüksek pr bende iken
, en çok popüler olan benim blog iken alakasız bir blog birinci olmuştu. Kendime kızmıştım böyle bir oyuna dahil olduğum için. o sondu artık daha dikkatli ve seçiciyim. yarışmak, ne için, herkesin kulvarı kendine göre. amaç ne, amaç doğrultusunda ilerledikçe böyle kaygılar çocukça geliyor. Bilgilendiren yazınız için teşekkür ederim.


**

Özcan Sanat Evi;
Uyarınızda haklısınız.
Teşekkürler.

* * * *

Cumhuriyet savcısına ruh hastası teşhisi koyan admin.

BLOG ÖDÜLLERİ ALDATMACASI


Selçuk hoca.com da bir duyuru vardı geçenlerde; Blog ödülleri kayıtları başlığı altında reklam kokan bir organizasyondu bu. Düzenleyen site ise, bloglama com reklam hizmetleri. Bu tarz işlere bulaşmasam bile, sırf altında yatanı ortaya çıkartıp, gözümle göreyim diye bende katıldım. Ancak Onuncu köy'den değil elbette. 

YUNANLI TORUNLAR



Arkadaş mail ile yollamış birde not düşmüş; 'abi şunu bir izle,Yunanlıların son marifeti'.

Şu Yunanlılar alem adamlar doğrusu. You tube'a bir video daha döşemişler. İzleyenleriniz vardır mutlaka. Ben açıkcası çok güldüm. Gerçekten güldüm. Görüntülerde bizim malum fakirhane semtler var. Slayt sunumun arkasına ilginç bir müzik koymuşlar. Alaturka müzikle birlikte herifin biri durmadan geyiriyor.

Aslında Yunanlılara kırgınım, onlar yüzünden bizim you tube hela musluğu gibi 'aç kapat' oldu. Durum böyle olunca bende Onuncu köy'de linklerini verdiğim videoları indirmek ve tekrar yüklemek zorunda kalıyorum, böylece işlerim uzuyor,sinir oluyorum. Eğer you tube tekrar kapatılırsa benim linklerim ne olacak? Bu nedenle Yunanistan konsolosluğuna gidip siyah çelenk bırakmayı bile düşünmekteyim.

İşin aslı, bana göre Yunan milleti Atatürk'e çok şey borçludur. Atatürk sayesinde dünyanın en iyi yüzücüleri olmuşlardır. İzmir sahillerinden Pire limanlarına kadar kulaç atmak nedir bir düşünsenize. Şampiyon yüzücüler bile bu kadar mesafeyi bir günde katetmemişlerdir. Şimdi bu son yaptıklarına kuyruk acısı demek gelmiyor içimden. Yunanlı komşularımızın minnet gösterme şekli böyle olsa gerek diye düşünüyorum.

Evet; Yunanlı torunlar, dedelerinin minnetini işte bu şekilde you tube'a durmadan video yükleyerek gösteriyorlar.
* * *

WOWTURKEY NOKTA COM DA ALMAN DENİZALTILARI
Biliyorum başlık herkesi şaşırttı. Yazmayacağım diyorum ama olmuyor. Her gün başka bir bomba patlıyor. Dün,wowdan bir üye link gönderdi. Kopyala yapıştırla benim denizaltı maketlerimin fotograflarını araklayıp sitelerine koymuşlar. Tabi etiketlerini de yapıştırmayı ihmal etmemişler. Başlık ise tam komedi; model oyuncaklar ve maketler türünde birşey. 'Model oyuncak' nasıl oluyor anlamadım. Oysa ikisi çok farklı işler. Ancak genede, wow bana logo yapsana, wow ikinci el pazarı gibi abuk sabuk başlıkların yanında fena durmuyor oyuncaklar. Bu 'wow ikinci el pazarı' ise tam bir Amerikan mizanseni. Feodal kafa kurnazlığı ile msn adresleri bile mangır karşılığı satışa sunuluyor. Tabi lapayı yerseniz.

Benim denizaltılara gelecek olursak; bunu neden yaptıklarını tam olarak anlayamadım. Belki çok hoşlarına gitti. Daha dün, benim elimden yazılmış gibi pkk'yı öven, aynı anda Fethullah Gülen tayfasının bir üyesiymişim gibi yazılar döşeyenler, şimdi benim maketlerimin fotograflarını yayınlıyorlar. Bu terör örgütü ve Feto hakkında,sözde benim yazdığım mesajları uçurdular tabi. Ancak o mesajlar 6 ay ile 24 ay arası kanuni olarak geri getirilebiliyor. Fakat bizim Teksas'lı kesinlikle o yazılanları inkar edecek ve başkası yapmıştı diyecek. Sonra Ayvalık zeytinyağı gibi üste çıkmak için, biz görevimizi yaptık mesajları silmiştik diyecek. Tabi bu yalanı söylerken kuşkusuz cinali gibi sırıtacak.

Ne güzel değil mi, aç kafana göre bir site, vatan millet Sakarya aşkı, ortasında ajitasyon, çalkala gitsin. Avanak çok nasıl olsa. Sonra topla milletten yüz binlerce manzara fotografı, üye sayın artınca ver gazı. (Gerçi onların söyledikleri gibi yüz bin üye falan yok ortada) Birisi karşına çıkıp; 'hop ne oluyor' dediği zaman, o kişinin ismini karala. Nasıl olsa popo cebinde Amerikan hüvviyeti, arka sağlam.

CUMHURİYET BAŞSAVCISINA RUH HASTASI TEŞHİSİ KOYAN ADMİN

Bu Teksas'lı Burç Acar, geçenlerde Türkiye'nin en üst mahkemesi'nin Cumhuriyet savcısına ruh hastası teşhisi koydu. Bunlar, aynı teşhisi bana da koymuşlardı. Arkadaşın ihtisas alanlarından bir diğeri de Mazhar Osmancılık çünkü. Şimdi savcılığa başvurup şikayetçi olacakmış hakkımda. Eğer beni, Teksas eyalet mahkemesine şikayet etmeyecekse ortada tuhaf bir durum oluşacak. Savcıyı kastederek; bu adamın bu zamana kadar adalet dağıttığı insanlara acıyorum derken, bu fikire göre bizzat kendisi acınacak hale düşmüş olmayacak mı?
Ayrıca utanmadan, yine Cumhuriyet savcısını kastederek; bu kadar kopabilir mi insan kendi halkından, kültüründen? diye soruyor.

Kopma konusunu hiç açmayalım isterseniz.




Bu arada az kalsın unutuyordum. Bunlar, sitelerinin doğum gününü kutluyorlar. Bir yaş günü hediyesi de Onuncuköy'den olsun dedim ve kendilerine kocaman bir pasta yaptırdım. Happy birthday to you...
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
FUZULİ.
* * *
Cem Akkılıç
19 Nisan 2008

Hangarda çürümeyen F-16lar


Onu uzun zaman önce Ankara'da tanımıştım. Gata hastanesinde, kısa süreli tedavimde beni ziyarete gelir halimi, hatırımı sorardı. (o dönem Erzurum'da askerlik görevimi yaparken PKK'nın şehir sularını zehirlemesi nedeniyle bir çok asker gibi ben de zehirlenmiştim. Durumum ağırlaşınca Ankara Gata'ya sevk olmuştum) Genç, pırıl pırıl bir üstteğmendi. Daha sonraları ben, onu evinde ziyaret eder satranç oynar, sohbet ederdik. 

Evinin yakınındaki tren yolundan geçen her kara tren, evin pencerelerini zangır zangır titretirdi. Daha o tarihlerde, Avrupa'da 500 kilometre rekoru çoktan kırılmıştı bile tren teknolojisinde.  

İsmail Türkel, yüksek tahsilini bitirdikten sonra elektronik mühendisi olmuş, kendisini yurtdışındaki organizasyonlara ya da kurumlara kaptırmayıp Hava Kuvvetlerine dışarıdan subay olarak girmiş, F-16'ların elektronik panelleri konusunda uzman olarak çalışan bir beyindi. Türkiye'nin silah teknolojisinde dışa bağımlılığını azaltmaya çalışan beyinlerden söz ediyorum.


Bugün ise Türk Hava Kuvvetleri, en geniş çapta F-16 kullanıcısı ABD'den sonra dünyanın en büyük ikinci F-16 vurucu gücü olmuştur. Her geçen dönem gelişen teknolojileriyle F-16lar, Kandil dağında istedikleri noktayı çarşamba pazarına çevirebiliyorlar. 20 yılı aşkın süredir dosta, düşmana biz her an göklerdeyiz, hangarda uyumuyoruz mesajı veriyorlar. ABD dışında, uçağın gövdesini imal eden tek ülke ise Türkiye. Şimdi daha yeni projelerle F-16 lar, yeni nesil çok yönlü radarlara kavuşmakta ve modernize edilmekte. Yakın geleceğin çılgın Şahinleri ise F-35'ler olacak ki o bambaşka bir yazı konusudur.

* * * *

Tayyip, Akp'nin kapatılacağına inanmadığını söylüyor. Kapatılmasın, halkın vuracağı tokat çok daha tesirli olur çünkü. Biraz daha görelim bunların oyunlarını. Her yerden iflas haberleri fışkırıyor. Küçük esnaf diye bir şey kalmadı. Alış veriş artık sadece veriş oldu. İstikrar dedikleri masal 'balon' çıktı. Ancak bir konuda istikrarı yakalamış durumdalar; her geçen gün daha çok fakirleşiyoruz.
Dün, hıristiyan kulübü dedikleri AB ye şimdi sarılıyorlar. Çözülmenin ilk belirtileridir bunlar.



Bu görüntüler için hiç kimse kalkıp; 'montajdı, kelimeler cımbızla çekilmiş' falan demesin. Bunları söyleyenlere gülecek bir tarafım kalmadı artık. Ancak gülme konusunu açmışken, videoyu sonuna kadar izleyin ve sizde biraz gülün.

* * *

İsimsiz bir mail aldım. Diyor ki şahıs; site sahibi politik konularda görüşünü belirtemez mi? Efendim belirtir tabi. Zaten o 'Diktatöre' kim karışabiliyor ki. Belirtir belirtmesine de, kalkıp 'biz demokratik siteyiz' demesin. Wowturkey nokta comun ne kadar demokratik olduğunu, kanıtlarıyla anlatan yazılarla dolu Onuncuköy. Ayrıca politik görüş belirtmekle, karalama ve yıpratma çığırtkanlığı arasındaki farkı kimsenin göremediğini sanıyorlar.

Artık kimse yemiyor bu 'adminin' felsefe naralarını. Ne diyordu; ' Türkiye'de güzel şeylerde olmuyor mu? İşte bizim site bunu gösterecek'. Neyi gösteriyor anlamadım. 'Orduevleri gereksiz', 'generaller beceriksiz', 'F-16lar hangarda çürüyor', 'Türk ordusu Pkk ile savaşında mevcudunun sadece yüzde birini kullanıyor', 'Cumhuriyetin topları tüfekleri var', 'Yargı dinsiz', 'Atatürk Atatürkçü değildi'... İşin kamyonet kısmına girmiyorum bile, çünkü gözüm yollarda arıyor artık onu.

Bunları ve bunun gibi sloganist yazıları yazıp, yazanlarınkini yayınlayan ve özellikle TSKyıpratma uğraşına giren kim? Ta uzaklardan ahkam kesen kim? Tokmağı davula vurup, borazanı üfleyen kim?

Şimdi bu aralar dükkan kapalı. ''Uslu çocuklar'' siyasi başlıkları arkalara itelediler! Neden acaba?

Cem Akkılıç
17 Nisan 2008

Bu ne yaman çelişki


Adam çıkmış hukuktan söz ediyor.

Foyaları ortaya çıktı, hukuka sarılıyor.

Yıllarca, ''Türkiye'nin tanıtımını yapıyoruz'' palavrasıyla milletin fotoğraflarını topla, sonra bir kalemde sil o milleti.

Bunlar, Türk ordusunun pkk ile savaşında, sadece yüzde birlik kesiminin savaştığını söyleyen, bu yüzden askerlik yapmanın anlamı olmadığını düşünen pc mühendisleridir.

Bunlara göre Türk jetleri hangarda çürüyor ama İran nükleer uçuşta. Bana ne kardeşim İran'dan, bizim ordumuz caydırmak için, sınırlarımızı korumak için var, diyemiyorsunuz! Siliyorlar.

Pantolonlarının popo ceplerinde Amerikan kimliği, oturmuşlar üzerine ahkam kesiyorlar. Arkaları sağlam.

Propagandanın bile kuralları var, fazla abartıp işkembeden sallamayacaksın. Sallarsan sallarlar.

A ke pe'li değilsen, dinsizsin

Fethullah amcayı yıkayıp, yağlamazsan, körsün

Ülker ürünleri tüketmiyorsan, anana Ülker kamyonumu çarptı

Cumhuriyeti savunursan, laiklik sana mı kaldı...

Yok ölmüş babama kaldı.

İstiyorlar ki meydan boş olsun, çelik çomak oynasınlar.

Ben, Kürt ve Apo sempatizanı olduğumu ve aynı anda Fethullah tarikatının mensubu olduğumu bunlardan öğrendim. Bu ne yaman çelişkidir! Yakında uyuşturucu kullanan bir homoseksüelde olursam kimseler şaşırmasın. Tabi Ülker kamyonu çarpıp dünya değiştirmezsem.

Köşeye sıkışınca iftira, hakaret, karalama...

Şimdi çıkmış hukuktan söz ediyor.

Daha üç gün önce, yargıya din düşmanı diyen, wowturkey sitesinde bu mesajları yayınlayan gerici zihniyet, şimdi hukuktan söz ediyor.

Bu ne yaman çelişki.

Cem Akkılıç
15 Nisan 2008
* * *


.

Oy dingala dingala...


Eskiden bir şarkı vardı...

Hafif meşrep, biraz da romansı...

Kanto kraliçesi Nurhan Damcıoğlu söyler, duyanlarda başlardı hoplayıp, zıplamaya...

"Oy dingala dingala" diye başlar, 'kömürde koydum mangala' diye devam ederdi...

Var mıymış, yok muymuş...


Kabul ediyorum, başbakan Tayyip  Atatürk'ten sonra gelmiş en büyük devlet adamıdır.

Kahinatın en zeki adamlarından birisi Ali Babacan'dır.

Can simidi Oli Rehn ağzından kaçırdı,

Yakında AB ye giriyoruz, hem de kapısından.

Elektrik neredeyse bedava.

2002 den önce çöplerden ekmek arayanlar, bugün lokanta beğenmez oldu.

Dünya milyarderler listesinde dördüncüydük, şimdi Londra'yı geçtik.

Sırada Teksas kaldı.

Göreceksiniz 2010 da açık ara birinciyiz.

Bir de, demokrasi yok diyenlere bir çift lafım var.

Çıkın sokağa görün. Var mı, yok mu?

Parklara, bahçelere, caddelere, meydanlara, bulvarlara gidin mesela...

Görün demokrasiyi.

Ben bu yazıyı bitirmeden, Türkiye'de daha kaç bulvara, meydana ve çıkmaz sokağa demokrasinin ismi verildi acaba?

Şimdi oturmayın, alın ananızı da yanınıza...

Gidin parklara, meydanlara ve kaldırın başınızı bakın tabelalara.

Var mıymış, yok muymuş...


Cem Akkılıç
13 Nisan 2008
* * *

Amerikan kovboyları



'Kovboylar, (İngilizce: cowboy, İspanyolca: vaquero) sığır ve atları eğiten ve evcilleştiren, çoğunlukla Kuzey ve Güney Amerika'da sığır çiftliklerinde yaşayan insanlardır. Bazıları göçmendir ve Asya topraklarından gelmiştir.
Pek çok kovboy sığır ve at çobanlığı yapar, bazen komşu çiftliklerin sığır ve atları için çobanlık yapan kovboylar da olur. Bazı kovboylar da rodeo gösterilerine katılırlarken kovboyların az bir kısmı kendilerini sadece rodeolarda boy göstermek için yetiştirirler. Bir zamanlar uzunca bir süre sigara reklamlarında boy göstermişlerdi. Arazinin sert koşullarına ve korsanlarına karşı eski çağdaki kovboylar yanlarında silah ve kement taşırlardı. Eskiden bir kovboyun, bir başkasının sürüsünü ele geçirmek için düello yapması oldukça sık görülen bir şeydi. Artık çağımızda ne düello, ne de silahlı covboy görmek mümkün değil.'
Buraya kadar bu sığır çobanlarının tanımlaması aşağı yukarı böyle yapılmış. Eklemek gerekirse şöyle devam edebiliriz;

Cowboy idolü en çok filmlerde kullanıldı ve Amerikan sineması hatırı sayılır gelirler elde etti. Adolf Hitler'i ve İkinci dünya savaşını konu alan devasa Hollywood prodüksüyonları bile bu sığırçobanlarının öykülerini anlatan filmler yanında alt sıralarda kaldı. Türk sineması da bu konuda boş duramazdı ve 1850lerde Amerika'ya deve götüren 3 Türkün hikayesi sinema filmi olarak tasarlandı.
İnternetin yayılmasıyla kovboylarda silahlarını antikacılara sattılar ve çağa ayak uydurdular. Atlarını bırakıp fare kullanır oldular, kementlerin yerini web kabloları aldı ve karşımıza çok farklı yöntemlerle çıktılar.
Cem Akkılıç
11 Nisan 2008
* * *





Okuyucu yorumları

Bakıp da göremeyenler yazımla ilgili yüzlerce yorumdan bir tanesi;

Ne güzel söylemişsin


Cem kardeşim. Ağzına sağlık. Hepimiz biliyoruz ki, hükümete karşı olan yardakçılığın ve yağcılığın haddi hesabı yok. Gerçekleri ve doğruları ancak küçük hesaplar peşinde koşmayan, çıkarı olmayan ve ülkesini gerçekten seven insanlar açıklayabilir. Şu anda bunu yine her zaman ki gibi en çok dile getiren insanlar, Atatürk'çü insanlar. Bizim gibiler olduğu sürece bu ülkede her istediklerini yapamayacaklarını göreceklerdir. Amerika'da oturup, FBI tarafından korunan, hıristiyanlarla işbirliği yapıp kendi ülkesine kazık atan kişiler hiçbir zaman başarılı olamayacaklardır.

Aydın Demirel

* * *

Daha önce duyurusunu yaptığım AÇLIK KAMPANYASINA katılıyor ve her gün tıklıyor musunuz?



İNTERNETTE ATATÜRK'E HAKARET BÜYÜK SUÇ


"Atatürk'e" hakaret etmek eskiden suçtu ama gerekli işlemler yapılmıyordu. Kamuoyunun tepkisi üzerine İnternet Yasasına ek maddeler konuldu ve böylelikle sanal alemde Atatürk'e Hakaret Büyük Suç haline RESMEN gelmiş oldu. İnternet Yasasında değişen düzenlemeyle bütün bunların yasal dayanağı da resmen oluştu ve hakaret iması dahi içeren siteler kapatılabilecek.

Şimdi vereceğim örnek bile wowcuların ne kafada olduklarını göstermeye yetiyor. Kişi haklarına saldırmak, tehditler, hakaretler, iftiralar bir tarafa, kendi ideolojilerini pompalamak için yeri geldiğinde Atatürk'e bile hakaretler ediyorlar. Sitede milyonlarca mesaj arasından seçtiğim yazıya bakın. TIKLAYIN

Şimdi 'ben Amerikalıyım bana birşey olmaz' lakırtıları geçmişte kalıyor anlayacağınız. Siteye yazılan her mesajdan, sahibide yayınlayarak sorumlu duruma düşüyor ki zaten site sahibi bizzat kendisi zehir saçıyor.

Ankara'nın yeni sembolünü bakın nasıl tartışıyorlar. Dikkat edin kovboyun özel tayfaları gerçek isimlerini hiç yazamıyorlar. Ankara belediyesinin ortaya attığı yeni sembolün, yargı tarafından kabul edilmeyip eski Hitit sembolüne dönülmesini din düşmanlığına bağlıyorlar ve Türk yargısının kararını işte böyle yorumluyorlar ve site yönetimi bu ve bunun gibi mesajları silmiyor bile.

Yorumsuz TIKLAYIN


Ve şimdi Yaşar Gül isimli bir şahıs çıkıyor, kovboyun ve sitesinin avukatlığını yapar gibi yazılarımı 24 saat içinde silmemi istiyor. Yoksa Hımm demeye getiriyor. Sevgili Yaşar beyi kırmayıp bundan sonra vahşi batı ve Amerikan kovboyları hakkında yazılar yazacağım. Umarım her zaman yaptıkları gibi Onuncu köyü ziyaret ederler kendileri.

Cem Akkılıç
10 Nisan 2008


* * * *


YORUMLAR



* * * *
Önemli not:
Bazı kişiler, benim bu site sahibiyle kişisel sorunum olup olmadığını soruyorlar. Bu konuda daha önce yazmıştım. Bir okurum soruyor alt başlıklı yazımı okumanızı tavsiye ederim.
Site sahibi benim fotoğrafımı çalıp sanki ben yazıyormuşum gibi adice yazılar yazana kadar kişisel bir sorunum yoktu. Ancak bu kişi olayı kişiselleştirmeye çalışıyor çünkü o zaman yazdıklarımın tamamen kişisel bir intikam olduğunu söyleyecek. Ne büyük bir gaflet.
Amacım; Atatürk'ün kötülendiği, generallerimizin beceriksizlikle suçlandığı, laik kavramlara küfürlere varacak kadar yazılar yazıldığı, ayrıca Şeyhlere, tarikatlara yalakalığın bin bir türlüsünün yapıldığı sitenin gerçek yüzünü göstermektir.
Onuncu köy'de tüm yazdıklarım doğrudur. Aksini kanıtlayamazlar. Şimdi bakıyorum korkudan bazı mesajları siliyorlar. Ama yaptıkları ortada ve her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.
Cem Akkılıç Onuncuköy

* * *

Cumhuriyet savcısına ruh hastası teşhisi koyan admin.


wowturkey hakkımda yasal işlem başlatmış


Genellikle bir yazıya sonradan ''ek'' yapıldığında yazının en alt kısmına koyulur. Ancak ben bir defaya mahsus bu kuralı değiştiriyorum. Bu ek yazıyı yazmamım sebebi aslında okuyucularımdan gelen bir uyarıydı. Çünkü yayınlamış olduğum ekran görüntülerindeki mesajlar sanki gerçekten benim tarafımdan yazıldığı izlenimi veriyordu.

Şereften, namustan ve delikanlılık ruhundan hiçbir şey almamış olan wowturkey.com sitesinin sahibi Burç Acar, aklınca beni karalamak için Flickr sitesinde bulunan yüz fotografımı araklayarak, sanki ''benim elimden çıkmış'' gibi yazılar yazmıştı. İşte, siteye muhalif olacak herkesin başına gelebilecek bir durumdur bu. Bunlar o kadar aptallar ki, kime çattıklarını şimdi çok daha iyi anladılar.

Altta bulunan ekran görüntüleri, bu yobazlar topluluğunun nasıl şerefsiz oldukları hakkında güzel bir örnektir. Şimdi üzerlerini tıklayarak, ''sanki ben yazmışım'' gibi döşedikleri mesajları okuyunuz. Bu cahil asalaklar, ''korktukları'' için yazdıkları iftiraları bir gün sonra apar topar silmek zorunda kalmışlardı. Bir kısmını google'ın ön belleğinden almıştım. İşte, Cumhuriyet düşmanı gerici soytarıların yapmış olduğu çirkefliklerden bir demet sunuyorum size.

Bu arada akıllarınca, geçen yıl beni mahkemeye vereceklerini söyleyerek göz dağı vermek istemişler ve bunu yaparak haklı davamdan vazgeçeceğimi düşünmüşlerdi.
7 Şubat 2009


YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR MI ?

Wowturkey hakkımda şikayetçi olmuş. Cemology Onuncu köy takip altındaymış. Ne kadar güzel, şimdi hep birlikte Türk adaletine hesap vereceğiz, Amerikan adaletine değil! Ben tüm yazdıklarımın arkasındayım. Avukatımında haberi var. Daha önce yazmıştım, wowturkey hakkında kişi ve ya kişilerin ismini kullanmamıştım. Her zaman yazılarımda rumuz kullanmıştım. Hatta burada linklerinide vermemiştim.

Ancak; fotografımı çalıp, ismimi kirletmek için yaptıklarından sonra bende sahibinin ismini kullandım. (Eski yazılarımda sitenin sahibinin ismini Burç olarak değil ''B'' olarak yazıyordum.)

Yukarıda yayınladığım mesajlar wowturkey sitesindendir. Avatar olarak fotomu çalıp ismimi kullanarak yazdıkları çirkin yazılardır. Çirkinliğe, kendi yazdıkları mesajlara, sözde benim yazılarımdan alıntılar yaparak cevap vermişler.

İşte bunlar böyledir; kendileri gibi düşünmeyen, doğruları kanıtlarıyla yazan insanları bu şekilde karalamaya çalışırlar. Sonrada Ayvalık zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışırlar.

Fakat bir şey dikkatimi çekti, beni karalamaya calışırlarken bile şaşırmışlar, elleri ayaklarına dolaşmış. Bir mesajda sözde ben, Fethullah Gülen'i övüyorum, bir diğer mesajda teröristbaşı Öcalan'ı.

-------------------------------------------------------------------
Burç Acar'ı izleyin!..
-------------------------------------------------------------------


Bugün bana gelen ihtar mailinde; Bakanlık'ça denetlenen ve yayınlanması uygun görülen wowturkey sitesi diye bir bölüm var. Sormak lazım, bakanlıkça uygun görüldüler diye kişiler hakkında karalayıcı yazılar yazabilirler mi? Yasal olmayan film ve müzik arşivi yayınlayabilirler mi? Daha önce bu konuda çok ilginç bir mail almıştım. Mesajı gönderen kişi wowun eski kıdemli bir üyesi. Bakın neler yazmıştı bana;

'Esasen bu siteyi cökertmenin en kolay yolu: Pirateri (Korsanlik) Biliyorsun üyelere ait olan kisimda, Burc'un tesvikleriyle (bende yazdiklari bir yerde resim olarak kopyali) hem DVD hem MP3 degis-tokusu yapiliyor. Yani burada gercekten kendisi üyeleri buna tesvik ediyor.

Esasen bir siteyi en yaralayici durum *bu gayri kanuni vaziyetin* bulunusu ve gelisimi. Sen hele bir müzik sirketlerini düsün bu durumdan haberleri olsun. Valla Burc'un girilmez dedigi yere aninde giriverirler yahutta 50 mesaj oluncaya kadar beklerler.'


Bunlar, şimdi çıkacaklar ortaya diyecekler ki, o mesajlar sitemizi ilgilendirmez, haberimiz yok. Kimbilir hangi ülkenin hangi internet kafesinden yazıldı o mesajlar acaba? Mert, yiğit bir biçimde, biz yazdık o mesajları diyemeyecekler. Her zaman olduğu gibi bu konuda da rüzğar gülü gibi dönecekler. Bakın göreceksiniz aynen böyle olmaya devam edecek.


Bu arada gönderdikleri mailde;
'Bu ihtar size ve işbirlikçilerinize duyurulduktan 24 saat içinde bloğunuzda ki çirkin şeylerin orada olması halinde ve her türlü çirkin tavırlara devam edildiği sürece 5651 sayılı İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlarlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi Kanunu kapsamında kanuni işlem yapılacaktır !
İlgi ile duyurulur...' diye devam etmişler.

Benim işbirlikçilerim kimler çok merak ettim doğrusu. Ayrıca sözde işbirlikçilerimede duyuracaklarmış yaptıkları ihtarı. Bu duyuruyu nasıl yapacaklar acaba? Yoksa mail adreslerimi ele geçirip mi yapacaklar bunu? Adamın duyuru dediği, bana yolladığı bir mail. Birde başlık açsalarya sitelerinde, sorduğum sorular hakkında! Ayrıca kanunlardan söz edenlere bakın, hiç yakıştıramadım doğrusu.


Not: Yukarıda yayınladığım wowturkey mesajları, sözde benim yazılarım ve site sahibi Burç Acar'ın işbirlikçileri tarafından yine sözde benim yazılarımdan alıntılar yapılarak verilmiş cevaplardır. Bu mesajlar benim takip edebildiklerimdir.

Cem Akkılıç
10 Nisan 2008

* * *



WowTurkey.com sitesinin sahibi, din bezirgancısı BURÇ ACAR Amerika’ya kaçmadan önce cami’de şortla namaz kılıp, pişmiş kelle gibi sırıtıyor!.. Yazılarımı yakından takip ettiğini çok iyi biliyorum. Bakalım beyefendi ‘’çakma kovboy’’ ne cevap verecek. Sitesindeki yobazlara Amerika’ya kaçtığını nasıl anlatacak?..






YORUMLAR

Cumhuriyet savcısına ruh hastası teşhisi koyan admin.




* * * *

Top Ad unit 728 × 90

Mehmetcik Vakfı